2. Ceza Dairesi 2023/15649 E. , 2025/2937 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 24.01.2006 SAYISI : 2000/1088 E., 2002/1147 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Hükümlü hakkında 22.11.2002 tarihli ve 2000/1088 Esas, 2002/1147 Karar sayılı kararla 765 sayılı TCK’nın 491/ilk, 61, 522/1, 59, 81/2. maddeleri uyarınca 1 ay 28 gün hapis cezasına hükmedildiği, bu kararın sanığın vasisine tebliğ edildiği ve temyiz edilmeden 23.06.
**2. Ceza Dairesi 2023/15649 E. , 2025/2937 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 24.01.2006 SAYISI : 2000/1088 E., 2002/1147 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Hükümlü hakkında 22.11.2002 tarihli ve 2000/1088 Esas, 2002/1147 Karar sayılı kararla 765 sayılı TCK’nın 491/ilk, 61, 522/1, 59, 81/2. maddeleri uyarınca 1 ay 28 gün hapis cezasına hükmedildiği, bu kararın sanığın vasisine tebliğ edildiği ve temyiz edilmeden 23.06.2003 tarihinde kesinleştiği, bilahare mahkemece 5237 sayılı Kanun’un lehe hükümlerinin değerlendirilmesi maksadıyla dosyanın ele alınıp, duruşma açılmadan evrak üzerinde 24.01.2006 tarihli ek karar ile uyarlama yapılmak suretiyle önceden kurulan hükmün hükümlü lehine olduğu kabul edilerek önceki kararın infazına karar verildiği, bu ek kararda başvurulacak kanun yolunun ve süresinin açıkça gösterilmediği ve Konya Cumhuriyet Başsavcılığı Asliye Ceza İlamat Masasının 12.12.2022 tarih ve 2009/4-1634 sayılı yazısı ile hükümlüğe kararın tebliğ edilmesi talebi üzerine hükümlüğe kararın 28.12.2022 tarihinde tebliğ üzerine hükümlünün uyarlamaya ilişkin ek karara yönelik 29.12.2022 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Hükümlü hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1- 5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki yasa ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp uyarlama yargılaması yapılarak karar verilmesi gerekirken evrak üzerinde yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Tüm dosya kapsamına göre; şikâyetçinin 04.09.2000 tarihindeki anlatıma göre " karpuz sergisi işletirim, yanımda İsmail Kol adlı arkadaşım da çalışmaktadır. Yaklaşık 1,5 ay kadar önce bir telefon hırsızlığı olmuş aynı gün bununla birlikte radyom da çalınmıştı. Bunun üzerine adını verdiğim arkadaşımla ben o günden beri sergide sıra ile nöbet tutuyorduk. 04.09.2000 tarihinde saat 06.00 sularında beklemekte iken bir ara bir erkek şahıs geldi ve serginin iplerinden çekerek içeriğe baktı, geri döndü diğer tarafa dolandı, buranın iplerini açarak içeriğe girmek istedi. Bu arada ben yatan diğer arkadaşımı da uyandırdım. O girmeye uğraşırken arkasından varıp yakaladık" şeklindeki ifadesinde sanığın eyleminin; 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, hükümlünün eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 491/ilk, 522, 59 ve 81 maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 141/1, 35 ve 62. maddeleri kapsamında olup 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve (5237 sayılı TCK’nın 141/1 maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra hükümlü hakkında 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.