Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5412 E. , 2024/2215 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5412 Karar No : 2024/2215 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Birliği VEKİLİ : Av. ... 3- ... Barosu İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 27/05/2021 gün ve E:2021/302 K:2021/574 sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... B
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5412 E. , 2024/2215 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5412 Karar No : 2024/2215 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Birliği VEKİLİ : Av. ... 3- ... Barosu İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 27/05/2021 gün ve E:2021/302 K:2021/574 sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Barosu'na kayıtlı avukat olarak çalışmakta iken "nitelikli dolandırıcılık" suçundan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunduğu gerekçesiyle ruhsatnamesi geri alınan ve bir daha yazılmamak üzere baro levhasından kaydı silinen davacı tarafından, baro levhasına yeniden yazılma talebinin reddine dair ... Barosu Yönetim Kurulu kararı ve bu karara yapılan itirazın reddine yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... ve ... sayılı kararı ile bu kararları onayan... tarih ve... sayılı Adalet Bakanlığı Olur'unun iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlığın, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinde yazılı Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından birinden mahkum olan avukatın memnu haklarının iadesine karar verilen ya da 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca cezasının infazının tamamlanmasının üzerinden 3 yıl geçen, anılan suçlardan mahkum olan avukatın yeniden baro levhasına yazılabilip yazılamayacağı hususunda toplandığı, olayda davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile nitelikli dolandırıcılık suçundan 2 yıl 1 ay hapis ve 100-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ilâmı ile düzeltilerek onandığı ve kararın 01/11/2010 tarihinde kesinleştiği, davacının mahkum olduğu suç için 1136 sayılı Kanun'un ilgili maddesinde "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesinin yer aldığı nazara alındığında "Nitelikli dolandırıcılık" suçundan mahkumiyeti bulunan davacının baro levhasına yazılmasına Kanuni engel bulunduğu, bu durumda, baro levhasına yeniden yazılma talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı ... Barosu Yönetim Kurulu kararı ile bu karara yapılan itirazı reddeden Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... ve ... sayılı kararları ve bu kararları onayan... tarih ve... sayılı Adalet Bakanlığı işlemlerinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan "karşı oy"da yer alan; "... davacının memnu haklarının iadesi yolundaki çeşitli taleplerinin ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin Ek kararları ile 5237 sayılı Kanunu 53. maddesi kapsamında değerlendirilerek infazın tamamlanması ile yasaklanmış bulunan hakların kendiliğinden kalktığı gerekçesiyle reddedildiği görüldüğünden, davacının 1136 sayılı Kanun'un 5/1-a maddesi kapsamında kalan ehliyetsizlik halinin memnu haklarının iadesi başvurusu üzerine bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi suretiyle ortadan kalktığının kabulü gerekeceğinden, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından ..." değerlendirme ile davasının haklılığının ortaya konulduğu, Anayasa Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararı ile 1136 sayılı Kanun'un 5/1-c maddesinin iptaline karar verildiğinden, durumunun anılan madde kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı, Danıştay İdari Dava Dairelerinin emsal kararlarının da 1136 sayılı Kanun'un 5/1-c maddesinin uygulama imkan ve kabiliyetinin bulunmadığı yönünde olduğu, hakkında 1136 sayılı Kanun uyarınca verilmiş bir disiplin cezası da bulunmadığı belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalılar Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur. Diğer davalı ... Barosu Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacı tarafça yapılan yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı avukatın, "mera tescil ve kamulaştırma bedelinin artırılması" istemiyle müvekkilleri adına açtığı davanın görümü sırasında, hile ve desise yoluyla müvekillerinden fazla para tahsil ettiği gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılık" suçundan yargılandığı davada ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:...; K:... sayılı kararı ile 2 yıl 1 ay 5 gün hapis, 100-TL adli para cezası ve TCK'nın 53. maddesi gereğince anılan Kanun'un 53/1 maddesinde sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı ilâmı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. ... Barosu Yönetim Kurulu, ... tarih ve ...sayılı kararı ile davacının Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinde yazılı dolandırıcılık suçundan kesin olarak hüküm giymesi sebebiyle aynı Kanun'un 74. maddesi uyarınca ruhsatnamesinin geri alınarak iptaline ve adının bir daha yazılmamak üzere baro levhasından silinmesine karar vermiş, karara yapılan itiraz Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş ve 18/07/2013 tarihli Olur ile Adalet Bakanlığı tarafından onaylanarak kesinleşmiştir. Bu işleme karşı davacı tarafından ... İdare Mahkemesi'nin E:...esasında açılan dava verilen ret kararı Danıştay 8. Dairesi'nin 04/07/2017 tarih ve E:2016/13717, K:2017/5995 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Anılan kesinleşmiş mahkumiyet kararı nedeniyle davacı hakkında ... Barosu Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı verilen "meslekten çıkarma cezası" ve "tedbiren işten yasaklama kararı" verilmesine yapılan itirazın Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kabul edilerek disiplin kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Davacının 06/09/2016 havale tarihli dilekçe ile yaptığı yasaklanmış hakların iadesi talebi; davacı hakkında 5237 sayılı TCK uyarınca kurulan mahkumiyet hükmü gereği TCK'nın 53. maddesi gereğince verilen hak yoksunluğu kararının, cezanın infazının tamamlanmasına kadar geçerli olduğu, davacının cezasının infazının 07/07/2014 tarihinde tamamlandığının dosya içerisinde yer alan müddetnameden anlaşılması nedeniyle 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi uyarınca hükümlü sanığın yasaklanmış hakların iadesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:...sayılı Ek Kararı ile karar verilmiştir. ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...tarih ve E:... sayılı Ek Kararı ile verilen karar verilmesine yer olmadığı kararı itiraz edilmeden kesinleştiğinden, davacının... havale tarihli dilekçe ile yaptığı yasaklanmış hakların iadesi talebi hakkında da 05/09/2017 tarihli Ek Karar ile karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. Bu karara yönelik olarak süresinde yapılan itiraz ise ... ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve ... D.İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Davacının 27/10/2017 havale tarihli dilekçesi ile cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren 3 yıl geçtiğinden bahisle Ağır Ceza Mahkemesince verilen ek kararın yargılamanın yenilenmesi yolu ile kaldırılarak yasaklanmış hakların iadesine karar verilmesi talebi; "... hükmolunan hak yoksunluklarının cezanın infazı ile birlikte infazdan belli bir süre geçtiğinde kendiliğinden kalktığı ve yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yeni olay ve delil bildirilmediğinden ..." ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... sayılı Ek Kararı ile reddedilmiştir. Yukarıda aktarılan süreç sonucunda davacı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ret kararındaki tespite istinaden baro levhasına yeniden yazılma talebinde bulunmuştur. ... Barosu Yönetim Kurulu'nun istemin reddine dair kararı ve bu karara yapılan itirazın reddine yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... ve ... sayılı kararı ile bu kararları onayan... tarih ve... sayılı Adalet Bakanlığı Olur'unun iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığa kabul şartları" başlıklı 3. maddesinde; "Avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için : ... f) Bu Kanuna göre avukatlığa engel bir hali olmamak gerekir."; "Avukatlığa kabulde engeller" başlıklı 5. maddesinde; "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur: a) Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (...) zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmak,"; aynı maddenin ikinci fıkrasında; "Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler.", "Bir daha yazılmamak üzere levhadan silinme" başlıklı 74. maddesinin birinci fıkrasında, "Cezai veya disipline ilişkin bir karar sonunda meslekten çıkarılanlarla 5'inci maddenin (a) bendinde yazılı suçlardan kesin olarak hüküm giyenlerin ruhsatnamesi baro yönetim kurulunca geri alınarak iptal edilir ve adları bir daha yazılmamak üzere levhadan silinir."; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Bu işlerin uygulanması, kararın kesinleşmiş olmasına bağlıdır." hükümlerine yer verilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güvenlik Tedbirleri" ana başlığı altında "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53. maddesinin birinci fıkrasında, kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı hüküm altına alınmış, ikinci fıkrasında ise, kişinin işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağı belirtilmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin birinci fıkrasında; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmü; aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir." hükümleri yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, bazı suçlardan mahkum olma veya belirli süreyi aşan hapis cezasına mahkumiyet halleri avukatlığa kabulde engel haller arasında yer almıştır. Bir avukat hakkında, Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinde yazılı bir suçtan kesin olarak mahkumiyet kararı verilmiş olması halinde, aynı Kanun'un 74. maddesi gereği Baro Yönetim Kurulunca ilgilinin ruhsatnamesinin iptali ile bir daha yazılmamak üzere adının baro levhasından silineceği açıkça kurala bağlanmış olup, bu hususta Baro Yönetim Kuruluna farklı bir işlem tesisi konusunda takdir yetkisi tanınmamıştır. Diğer taraftan, işlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güvenin sarsılması nedeniyle suçlu kişinin özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması, yeni Türk Ceza Kanunu sisteminde süresiz hak yoksunluğu olarak öngörülmemiş, bu sürenin hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması yönünde bir düzenlemeye gidilmiştir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayarak tekrar topluma kazandırılması olduğu için, Türk Ceza Kanunu'nda hak yoksunlukları belirli bir süreyle sınırlandırılmıştır. Bu nedenle, 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu ile 1412 sayılı eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda yer verilen yasaklanmış hakların iadesi kurumuna yeni Türk Ceza Kanunu'nda yer verilmemiştir. Bununla birlikte; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe girdigi 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle, bu Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları, cezanın infaz süresi ile sınırlı olarak sonuç doğurmakta iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48., 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 8/h, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5/1-a, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 7., 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununun 2/b, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müsavirlik ve Yeminli Mali Müsavirlik Kanununun 4/d, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 10/d, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanunun 7/son maddeleri ile Anayasa’nın 76/2. maddesinde aynı mahkumiyete bağlanan hak yoksunlukları ise süresizdir. Uyum yasalarının çıkarılacağı sonraki süreçte, anılan kanun maddelerinde birtakım değişiklikler yapılmış ise de; “affa uğramış olsa bile” ibareleri muhafaza edilmiş veya aynı sonucu doğuracak biçimde “Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmis olsa bile” ifadeleri getirilmiştir. Bütün bu yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Türk Ceza Kanununda düzenlenen hak yoksunlukları infaz süresi ile sınırlı olmasına karşın, yukarıda belirtilen ayrıksı düzenlemeler nedeniyle, gerek Türk Ceza Kanununda düzenlenen suçlara gerekse diğer kanunlarda öngörülen suçlara ilişkin mahkûmiyetlerden doğan süresiz hak yoksunlukları halen dahi bazı özel yasalarda bulunmaktadır. Bu çerçevede, 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 326. maddesiyle Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a bendine eklenen "Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ibaresi ile aynı Kanunun 5/2. maddesinde yer alan "affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler." ibarelerinin, Avukatlık Kanununda belirtilen katalog suçlardan mahkumiyet halinde süresiz hak yoksunluğu doğuran hükümler olduğu açıktır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun yeni Türk Ceza Kanunu'nda öngörülmemiş olmasının, uygulamada ciddi sorunlara yol açabileceği değerlendirilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine olanak tanıyan bir düzenleme yapılamasına ihtiyaç duyulmuş ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle 13/A maddesi eklenmiştir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun Geçici 2. maddesinde yer alan "Anayasanın 76. maddesi ile özel kanun hükümleri saklıdır." şeklindeki hüküm ise, 11/04/2012 tarih ve 28261 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. O halde, Avukatlık Kanunu bakımından süresiz hak yoksunluğu doğuran ve anılan Kanun'un 5/1-a maddesine eklenen, "Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen süreler geçirilmiş olsa bile" değişikliği ile aynı Kanunun 5/2. maddesinde yer alan "affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler." ibareleri nedeniyle maddede belirtilen suçlardan dolayı mahkumiyet halinde mesleğe süresiz olarak girilemeyeceği açık olup; ancak yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması durumunda madde hükmünde düzenlenen ehliyetsizliğin ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde düzenlenen iade istemine konu hakkın ise, ceza mahkemelerinin Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca mahkumiyet kararına bağlı olarak yasakladığı haklar olmayıp; söz konusu mahkumiyet kararı nedeniyle yukarıda ayrıntısına yer verilen bazı özel kanunlardan kaynaklı kısıtlanan haklar olduğu açıktır. Bu çerçevede; yasaklanmış hakların geri verilmesi, sadece mülga 765 sayılı veya 5237 sayılı Kanunlarda öngörülen hak yoksunlukları ve ehliyetsizlikleri değil, bu kanunların dışındaki kanunların belli suçlardan dolayı veya belli bir ceza mahkumiyetine bağladığı hak yoksunluklarını da ortadan kaldırmaktadır. Ancak, uygulamada ceza mahkemeleri yasaklanmış hakların iadesi müesesesine ilişkin olarak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde getirilen özel düzenlemeyi gözardı ederek, 5237 sayılı TCK'da sınırsız hak yoksunluğu bulunmadığı, cezanın infazı ile yasaklanmış hakların kendiliğinden kalktğı gerekçesi ile istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına veya istemin reddine karar verebildikleri gibi 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinde getirilen düzenleme uyarınca gerekli denetim ve incelemeyi yaparak cezanın infazından sonra Kanun'un öngördüğü 3 yıllık sürenin geçtiği, sözkonusu süre içerisinde yeni bir suç işlenmediği ve ilgilinin hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluştuğu gerekçesi ile yasaklanmış hakların iadesine de karar verilebilmektedir. Bu durumun konunun muhatapları açısından uygulamada farklılıklara ve hak kayıplarına sebebiyet verdiği görülmektedir. Olayda, davacının memnu haklarının iadesi yolundaki çeşitli taleplerinin ... Ağır Ceza Mahkemesinin Ek kararları ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi kapsamında değerlendirilerek infazın tamamlanması ile yasaklanmış bulunan hakların kendiliğinden kalktığı gerekçesiyle reddedildiği, ancak nitelikli dolandırıcılık suçundan davacıya verilen 2 yıl 1 ay 5 gün hapis cezasının infaz edildiği ve davacının 07/07/2014 tarihinde bihakkın tahliye olduğu, 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinde belirtilen 3 yıllık sürenin dolduğu, bu nedenle yasaklanmış hakların iadesi için kanun ile öngörülen şartları gerçekleştirdiği hususunda tereddüt bulunmayan davacının 1136 sayılı Kanunun 5/1-a maddesi kapsamında kalan ehliyetsizlik halinin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı Ek kararı ile ortadan kalktığının kabulü gerekeceğinden, davacının baro levhasına yeniden yazılma talebinin reddine yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla ; 1136 sayılı Kanun'un 5/1-a maddesinde belirtilen suçlardan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan davacının, anılan madde metninde yer alan "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesi gözönünde bulundurulduğunda, baro levhasına yazılmasına Kanuni engel bulunduğu gerekçesiyle davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:...... K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 19/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava, ... Barosu'na kayıtlı avukat olarak çalışırken ruhsatnamesi geri alınan ve bir daha yazılmamak üzere baro levhasından kaydı silinen davacı tarafından, baro levhasına yeniden yazılma talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı ... Barosu Yönetim Kurulu kararının, bu karara yapılan itirazı reddeden Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... ve ... sayılı kararları ile bu kararları onayan... tarih ve... sayılı Adalet Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince 1136 sayılı Kanun'un 5/1-a maddesinde yazılı suçlardan birinden mahkum olan avukatın memnu haklarının iadesine karar verilmesinin ya da 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca cezasının infazının tamamlanmasının üzerinden 3 yıl geçmesi durumunda avukatın yeniden baro levhasına yazılabilip yazılamayacağı hususunda toplandığı, olayda davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile nitelikli dolandırıcılık suçundan 2 yıl 1 ay 5 gün hapis ve 100-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin E:..., K:... sayılı ilâmı ile düzeltilerek onandığı ve kararın 01/11/2010 tarihinde kesinleştiği, davacının mahkum olduğu suç için yukarıda aktarılan Kanun maddesinde "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" ifadesinin yer aldığı nazara alındığında "Nitelikli dolandırıcılık" suçundan mahkumiyeti bulunan davacının baro levhasına yazılmasına Kanuni engel bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sisteminde süresiz hak yoksunluğu sistemi öngörülmemiş, hak yoksunluklarının infaz süresi ile sınırlı olması hüküm altına alınmıştır. Ancak, 5237 sayılı Kanun dışında çeşitli kanunlarda kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine olanak tanıyan bir düzenleme yapılmasına duyulan ihtiyaç kapsamında 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa eklenen 13/A maddesi ile yasaklanmış hakların iadesi müessesesi getirilmiştir. 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi ile bireylerin, 5237 sayılı Kanun dışında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu, 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müsavirlik ve Yeminli Mali Müsavirlik Kanunu, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunu, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun, vb. kanunlar ile süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmeleri belirli koşullara bağlanmışıtır. Buna göre, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması ve kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekmektedir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekmekte olup, Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir. Dava konusu olayda; davacının 1136 sayılı Kanun'un 5/1-a maddesinden kaynaklanan hak yoksunluklarının, 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi uyarınca ilgili Mahkemeden alınacak yasaklanmış hakların iadesi kararı ile kalkacağı, davacının bu hususta yaptığı başvurunun, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı Ek kararı ile hükmolunan hak yoksunluklarının cezanın infazı ile birlikte infazdan belli bir süre geçtiğinde kendiliğinden kalktığı ve yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yeni olay ve delil bildirilmediği gerekçesiyle reddedildiği, davacı tarafından anılan karara karşı kanun yoluna başvurulup başvurulmadığı hususunun dosya içeriğinden anlaşılamadığı, bu durumda yasaklanmış hakların iadesi kararının varlığının tespiti bakımından, anılan karara karşı kanun yoluna başvurulup başvurulmadığı, başvurulmuş ise sonucunun ne olduğu hususunda bir tespit yapılmadığı görülmektedir. Yeni Türk Ceza Kanunu sistematiğinde hak yoksunluğu infaz süresi ile sınırlandırılmış ise de özel kanunlardaki mahkum olmama yasağı ile ömür boyu hak yoksunluğu ve ehliyetsiz kılınma uygun olmayacağından, memnu hakların iadesi müessesesi belirtilen gerekçelerle Adli Sicil Kanununa yeniden konulmuş ve belli şartların gerçekleşmiş olması kuralına bağlanmıştır. Dolayısıyla memnu hakların iadesi şartı da mahkumiyet süresinin sonundaki deneme süresinin (3 ila 5 yıl) iyi hal ile geçirildiğinin hükmü veren Ceza Mahkemesince tespiti ile olacağından, İdari Yargının Ceza Mahkemesi yerine geçerek kanunda öngörülen şartların gerçekleştiğinin kabulü ile karar vermesi uygun değildir. Bu itibarla; davacı hakkında verilmiş bir yasaklanmış hakların iadesi kararı mevcut olmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum.