Başvuru, kıdem tazminatı ve izin ücreti alacaklarının ödenmesi talebiyle açılan davada kıdem tazminatına hak kazanılamadığı sonucuna ulaşılarak hakkaniyete aykırı karar verilmesi ve Yargıtay kararında esasa yönelik iddiaların karşılanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kıdem tazminatı ve izin ücreti alacaklarının ödenmesi talebiyle açılan davada kıdem tazminatına hak kazanılamadığı sonucuna ulaşılarak hakkaniyete aykırı karar verilmesi ve Yargıtay kararında esasa yönelik iddiaların karşılanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/11/2014 tarihinde yapılmış ve 10/11/2014 tarihinde başvuru harcı yatırılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm tarafından yapılan toplantıda, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere dosyanın Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Türkiye Kızılay Derneğine (Kızılay) ait Eminönü Şubesi Laleli Tıp Merkezinde 1/10/1999 tarihli hizmet sözleşmesi ile dahiliye uzmanı olarak çalışmakta iken 21/1/2010 tarihli ve 5947 sayılı Kanun'un maddesiyle söz konusu Tıp Merkezi Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Anılan Kanun hükmüne göre başvurucuya, çalışmakta olduğu ildeki ihtiyaç bulunan sağlık kurum veya kuruluşlarının memur kadrolarına Sağlık Bakanlığınca atanma hakkı tanınmış ancak başvurucu serbest çalışma arzusunda olduğundan bu haktan yararlanmak istememiştir. Başvurucu; Kızılaya gönderdiği 11/3/2010 tarihli ihtarnameyle Laleli Tıp Merkezinde sözleşme tarihinden itibaren aralıksız çalıştığını, söz konusu Kanun uyarınca çalışma imkânının kalmadığını, memurluğa atanmayı da düşünmediğini belirterek kanundan kaynaklanan zorunluluk gereği iş akdini feshettiğini ve 1/10/1999 tarihinden itibaren hesaplanacak kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini istemiştir. Başvurucu 5/4/2010 tarihli dilekçesiyle iş akdinin haklı feshinden doğan kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretinin ödenmesine karar verilmesi istemiyle Kızılay aleyhine dava açmıştır. İstanbul İş Mahkemesinin (Mahkeme) 14/2/2012 tarihli kararıyla dava kabul edilmiş ve başvurucu lehine tazminata hükmedilmiştir. Davalı Kızılay tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesi şöyledir:"Taraflar arasında davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.Dosya kapsamına göre davacının çalıştığı tıp merkezinin Sağlık Bakanlığına devri sonucu davacıya Sağlık Bakanlığı kadrosunda çalışmasını sürdürmesi ya da işten ayrılması hususunda seçimlik hak tanındığı anlaşılmaktadır. Davacı ise 2010 tarihli "... ancak müvekkil kamu çalışanı olmayı düşünmemekte mesleğini serbest olarak icra etmeye devam etmek istemektedir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı kadrosuna geçmek için başvurıda bulunmayı tercih etmemiştir... ....tüm bu sebeplerle müvekkilin kanundan kaynaklanan zorunluluk gereği çalışmasına olanak kalmadığından iş bu ihtarnamenin tebliği ile iş sözleşmesini feshettiğini bildirir...." şeklinde ifadeler içeren fesih bildirimi ile seçimlik hakkını fesih yönünde kullanmıştır. Her şeyden önce işyeri devri fesih niteliği taşımadığından devir sebebiyle feshe bağlı hakların talep edilmesi mümkün değildir. Yine aynı şekilde sırf işyerinin devredilmesi işçiye haklı fesih imkânı da vermez. Tüm bu tespitler karşısında davacı 2010 tarihli fesih bildiriminde de belirtildiği gibi serbest çalışmak istemesi üzerine bozma iradesini ortaya koymuş olmakla kıdem tazminatına hak kazanamaz. Aksine uygulama ile kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir." Mahkemece bozmaya uyulmuş ve 18/4/2013 tarihli kararla davanın kıdem tazminatı yönünden reddine hükmedilmiştir. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/12/2013 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. Onama kararının gerekçesi şu şekildedir: "Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, 2013gününde oybirliği ile karar verildi." Onama kararı 10/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 7/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Metni 5947 sayılı Kanun'un maddesiyle 13/12/1983 tarihli ve 181 sayılı mülga Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen maddenin ilgili kısmı şöyledir:"Türkiye Kızılay Derneğine (KIZILAY) ait olup 1/5/2009 tarihi itibarıyla ruhsatlı olarak işletilmekte bulunan hastane ve tıp merkezlerinden, bu Kanunun yayımından itibaren altı ay içerisinde Sağlık Bakanlığı ile Kızılay arasında yapılacak protokolle Sağlık Bakanlığına devredilecek olanlarında, 1/5/2009 tarihi itibarıyla iş sözleşmesine bağlı olarak çalışmakta olan ve 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde öngörülen genel ve ilgili kadro veya pozisyon için öngörülen özel şartları taşıyan personelden;a) Tabipler ve diş tabipleri, istekleri halinde çalışmakta oldukları ildeki ihtiyaç bulunan sağlık kurum veya kuruluşlarının memur kadrolarına Sağlık Bakanlığınca atanırlar. ...Bu şekilde istihdam edilecek toplam tabip sayısı 180'i, sağlık personeli sayısı 490'ı ve diğer personel sayısı 705'i geçemez. Kadro ve pozisyonlara atanma ve geçirilmede, iş sözleşmeleri askıda bulunanlar dahil tam zamanlı çalışanlar ile emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmek suretiyle çalışanlar dahil herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanmamış olanlar dikkate alınır ve işlemler sağlık kuruluşunun devir tarihini müteakip personelin bir ay içerisinde yapacakları müracaatları dahil altı ay içerisinde tamamlanır. Personele, memur ve sözleşmeli personel statüsüne geçirilmeleri nedeniyle, iş mevzuatına göre Bakanlık veya Kızılay tarafından herhangi bir tazminat ödenmez, kullanmamış oldukları yıllık ücretli izin süreleri için herhangi bir ödeme yapılmaz. Personelin Bakanlığa devir tarihi itibariyle Kızılay'da geçen ve kıdem tazminatına esas alınabilecek hizmet süreleri; memur kadrolarına atananlar için 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca ödenecek emekli ikramiyesine esas toplam hizmet süresinin hesabında, sözleşmeli personel statüsüne geçirilenler için 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre hak kazanabilecekleri iş sonu tazminatına esas toplam hizmet süresinin hesabında dikkate alınır. Personelin emekli ikramiyesi veya iş sonu tazminatının hesabına dahil edilecek hizmet sürelerinden kaynaklanan ilave maliyetin finansmanına karşılık olmak üzere, devir tarihi itibariyle ilgililerin atandıkları kadro unvanı ile derecesi ve kademesi veya geçirildikleri sözleşmeli personel pozisyonlarının unvanı ve hizmet süreleri esas alınarak hesaplanacak emekli ikramiyesi veya iş sonu tazminatı toplam tutarı, beş yıl içerisinde beş eşit taksitte Kızılay tarafından Bakanlığın döner sermayesine ödenir veya devredilen sağlık kuruluşlarına ait taşınır bedelleri ile devredilen sağlık kuruluşlarının bulunduğu Kızılay'a ait taşınmazların kiralanması halinde kira alacağından mahsubu yapılır..."B. İlgili Yargı Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/10/2008 tarihli ve E.2008/29715, K.2008/28944 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"...Aynı şekilde işyerinin devri de işverenin yönetim hakkının son aşamasıdır. İşyeri devri çalışma koşullarında değişiklik olarak nitelendirilemez. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre, işyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı araştırılmalıdır (Yargıtay HD. 2005 gün 2005/5396 E, 2005/34825 K)..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/2/2012 tarihli ve E.2012/3139, K.2012/4484 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"...İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir..."