10. Hukuk Dairesi 2020/6104 E. , 2023/4390 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/4 E., 2019/570 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve dav…
**10. Hukuk Dairesi 2020/6104 E. , 2023/4390 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/4 E., 2019/570 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa ...'in 02.10.2009 tarihinde 16:30 sıralarında çalışmakta olduğu Kratft Gıda San ve Tic. A.Ş. Binası sevkiyat ve ve depolama bölümü içerisinde mal yükleme işi ile uğraşırken elektrikli istif makinesi üzeriden yaklaşık 3 metreden sırt üstü düşüp kafasını zemine çarparak 21.10.2009 günü künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonu sonucunda yaşamını yitirdiğini, kaza ile ilgili sorumluluğun davalı şirketlerde bulunduğunu, asıl işveren ve alt işverenlerin kanuna, ilgili tüzük ve yönetmeliklere aykırı bir uygulama içinde olduğunu, müteveffanın ölümünden sonra ailenin büyük maddi sıkıntılar yaşadığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müteveffa ...'in mirasçıları davacı baba ... için 1000 TL maddi, 50.000 TL manevi, davacı anne ... için 1.000 TL maddi, 50.000 TL manevi, Davacı kardeş ... için 20.000 TL manevi, davacı kardeş ... için 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte talep ve dava etmiştir. 2.Davacılar vekili 26.12.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat istemlerinin neticeten davacı anne için 36.958,66 TL’ye arttırmış ve kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Islaha ilişkin harç yatırılmıştır. II. CEVAP 1.Davalı Doğuş Yiyecek İçecek San. Tic. (önceki ünvanı Kraft ) vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Ful Lojistik Servis Hizmetleri arasında imzalanmış olan sözleşme ve buna ilişkin Antrepolama ve Hizmet Seviye Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan protokolün 1 inci maddesinde depolama ve elleçleme hizmetlerinin yürütüleceği depo adresi ve tanım bilgileri belirtildiğini, 2 inci maddesinde Deponun kullanım ve yönetim sorumluluğunun Karınca Lojistik firmasına ait olduğunu, olay sonrasında jandarmanın işyerinde inceleme yaparak tutanak tuttuğunu, müvekkili şirketin işyerinde her türlü işgüvenliği önlemlerini aldığını, Uluslararası DNV Firması tarafından OHSAS 8001 denetiminden geçerek uygunluk belgesi aldığını, beyanla açılan davanın husumetten , esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı Kraft Gıda arasında depolama islemlerinin Karınca şirketi tarafından yapılması için 22.04.2009 tarihinde sözleşme imzaladıklarını müteveffanın Karınca Lojistik taşeronu NWG Servis hizmetlerinin elemanı olduğunu, müvekkili şirketin her türlü güvenlik önlemini aldığını, olayda müvekkili şirketin hiç bir kusurunun bulunmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı NWG Servis hizmetleri Tic.A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Anadolu Sigorta'ya işveren sorumluluk sigortası yaptırdıklarını, davanın sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini, görgü tanığı olmadığı için olayın nasıl meydan geldiğinin bilinmediğini, müteveffanın görevinin depoya gelen tırlardaki malların yüklenmesi ve boşaltılması olduğunu, istifleme makinasının kullanılmasının müteveffanın görevi olmadığını, depoda yapılan çatı çalışması nedeni ile bir kısım zehirlenmelerin meydana geldiğini, bundan kaynaklanan bas dönmesi nedeni ile düşmesinin ihtimal dahilinde olduğunu, işçinin kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin gerekli iş güvenliği önlemlerini aldığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2011/223 Esas, 2016/552 Karar sayılı kararı ile; 1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, 2-Davacılar ...'in maddi tazminat taleplerinin reddine, 3-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin Kabulü ile 36.958,66 TL nin kaza tarihi olan 02.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacılar... için 30.000'er TL, davacılar... ve ... için 10.000 er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile belirtilen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindedavacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarih ve 2017/3179 esas ve 2018/7568 karar sayılı ilamında özetle; dosyadaki temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, davacı anne ve baba lehine takdir edilen 30000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu, mahkemece, farazi desteğin karine olduğu kabul edilerek, Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre davacı ana ve/veya babanın birbirlerine desteği ile varsa diğer çocuklarından alabilecekleri destek de dikkate alınarak hakkaniyete uygun makul bir maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 17.10.2019 tarihli ve 2019/4 Esas, 2019/570 Karar sayılı kararı ile; mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda bozma ilamında değinilen konular göz önünde bulundurularak, yine dosyaya ibraz edilen ve bozmaya konu edilen belgeler esas alınarak hesap yapılmak üzere bilirkişiden ek rapor alındığı, ibraz edilen ek rapor, yargıtay bozma ilamı ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek mahkemece takdiren 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin uygun bulunduğu, taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle; Açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 1- Davacı ...'in maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.000 tl nin kaza tarihi olan 02.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin Kabulü ile 36.958,66 TL nin kaza tarihi olan 02.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacılar... için 30.000'er TL, davacılar... ve ... için 10.000 er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile belirtilen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... yönünden hesaplama yapılmaksızın eksik maddi tazminata hükmedildiğini, bilirkişi tarafından davacı anne gibi maddi zararın hesaplanarak ıslah ile taleplerinin arttırılmasına bu şekilde engel olunduğunu, davacılar anne ve baba açısından bozma ilamına uygun hareket edilmediğini, ilk karardaki miktara yeniden hükmedildiğini, manevi tazminatın yeterli olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı NWG Servis Hizmetleri A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı baba lehine maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunı, davacının annesi için hükmedilen maddi tazminatın hatalı oduğunu, bu konudaki itirazlarının değerlendirilmediğini, müteveffanın evleneceği, çocuğu olacağının ve destek olamayacağının gözetilmediğini, keşif yapılmasına yönelik taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini, keşif yapılmaması sebebi ile elektrikli istif makinesi ile forkliftin birbirine karıştırıldığını, müteveffanın kusurunun az değerlendirildiğini, aldığı eğitimlere uygun hareket etmediğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; ceza yargılamasında müteveffanın anne ve babasının beyanlarının alındığını, beyanlarında çelişkiler olduğunu, 3 metreden düşen bir kişinin 3-4 saat sonra MR çekilmesi, yatağından kaldırılması gibi konuların ölümün düşmeden değil hastanedeki tedavi ve süreçten kaynaklandığını düşündürdüğünü, iş kazası ile ölüm arasında illiyet bağı olmaması ile hastane sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğini, kendilerinin müteveffanın işvereni olmadığını, aralarında iş sözleşmesi bulunmadığını, müteveffanın vardiya değişimi sırasında kendisine görev verilmeden üst kat depo kısmına neden çıktığının bilinemediğini, iş yerinde 3 metre yüksekten düşebilecek bir yer ve/veya makine olmadığını, müteveffanın genç yaşta olduğunu, yaşasa idi evleneceğini, eş ve çocukları olacağının hesaba katılmadığını, evlilikten sonra da anneye desteğinin düşeceğinin gözetilmediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının maktu tayin edildiğini, özel şartların değerlendirilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 4.Davalı Doğuş Yiyecek.. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, manevi tazminata hükmedilirken müteveffanın kusurunun değerlendirilmediğini, davacı babanın müteveffanın desteğinden yararlandığına dair ispat bulunmadığını, bilirkişi ek raporunun da bu durumu doğruladığını, davacı baba yönünden farazi destek hesabı yapılamayacağını, somut veri bulunmadığını, % 20 oranında kusuru bulunan müteveffanın ailesine manevi tazminata hükmedilirken hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın genç yaşta olduğunu, yaşasa idi evleneceğini, eş ve çocukları olacağının hesaba katılmadığını, evlilikten sonra da anneye desteğinin düşeceğinin gözetilmediğini, anneye destek durumunda iki kardeşi daha olduğunu, kendilerinin olayda herhangi bir kusuru olmadığını, kendileri ile Karınca şirketi arasında depo kullanım protokolü imzalandığını, bahsi geçen depolama ve nakliye işlerinin yapılmasının tamamen Karınca şirketine geçtiğini, bu nedenle tazminat sorumlulukları olmadığını, müteveffanın ölüm sebebinin net olarak ortaya konulamadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri,6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51,52,53,55, 56 ve 332 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı 3. Değerlendirme 3.A. Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nun 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. 2.Somut olayda (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarih ve 2017/3179 esas ve 2018/7568 karar sayılı kararıyla davacı anne-baba yönünden manevi tazminatın tutarı ve davacı babaya muhik maddi tazminat verilmesi gerektiği yönündeki temyizinin bozma konusu yapıldığı, davalılar vekillerinin ise tüm temyiz başvurularının reddine karar verilmesi nedeniyle iş bu hükme karşı temyiz başvurusunda bulunmalarında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. 3.B. Davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Bilindiği üzere Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı). 3. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) 4. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 5. Mahkemece verilen ilk kararın (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 18.10.2018 tarih ve 2017/3179 esas ve 2018/7568 karar sayılı ilamı ile “ davacı anne ve baba lehine takdir edilen 30000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu, " şeklinde belirtilerek bozulduğu, Mahkemece işbu bozma ilamına uyma kararı verildiği ancak davacı anne ve baba lehine aynı tutarda olan 30.000 er TL manevi tazminata hükmedildiği böylelikle bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. 6. Yapılacak iş, davacı anne ve baba lehine takdir edilen 30000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı az olduğu gözetilerek makul manevi tazminatlara hükmetmekten ibarettir. 7. Öte yandan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih 2016/5 E - 2018/6 sayılı kararında, "ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği" kabul edilmiştir. 8. Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesinin 3 üncü bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. 9. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". 10. Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. 11. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, sigortalının destek gücünün, ana ve/veya babanın destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir. 12. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi hükmüne göre; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler". 13. Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesine göre ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler". 14. Bakım gücü-bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatiyle dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır (Mustafa Çenberci, İş Kanunu Şerhi-1978 ..., shf 846 ve devamı). 15. Bu durumda; destekten yoksun kalınan zararın belirlenmesinde, ölen sigortalının elde ettiği gelirin miktarına göre destek gücünün kapsamının ne olduğu, sürekli ve düzenli destek olup olmadığı ve davacıların destek ihtiyacının bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın ne şekilde karşılandığının dikkate alınması gerekir. 16. İçtihadı Birleştirme Kararında söz edildiği gibi, bakma kavramı; "Para ve para ile ölçülebilecek bir değer olabileceği gibi bir hizmet ifası ve yahut benzeri yardımlar şeklinde olabilir. Bu nedenle, desteğin yardımının yanızca parasal nitelikte olması bakım gücünün varlığı için koşul değildir". Ancak aksi kanıtlanmadıkça, sigortalının ileride yapacağı farazi desteklerden olan; ana ve babasının bakım ihtiyacı ileride gerçekleşirse bakım ihtiyacını gidermek, bazen ziyaret etmek, evlerinde yardım etmek, kendilerine alışveriş yapmak, yemek yapmak vs. gibi destekler hesaplanabilir nitelikte değildir. 17.Zira Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında davacı anne ve babanın destekten yararlandığının ispatı için kurumdan gelir bağlanması şartı aranmamakta olup, bunun bir sonucu olarak da davacı anne ve babanın destek tazminatı alacaklarının kurumdan bağlanan gelirin ödendiği süre ile sınırlı olduğunu kabul etmek açıkça İçtihadı Birleştirme Kararıyla amaçlanan sonucu bozucu mahiyettedir. 18. Öte yandan davacı anne ve baba tarafından Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden kendisine sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp, Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı da kanıtlanmamıştır. 19. O halde, mahkemece, sigortalının anne ve babasına destek olacağı karine olarak kabul edilerek, Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre hesap edilebilir mahiyette destek yoksunluk maddi tazminatı alacağının varlığının açıkça ispat edilememiş olması nedeniyle davacı baba yararına hakkaniyete uygun daha makul maddi tazminatlara hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bariz miktarda az olan maddi tazminatların hüküm altına alınması isabetsiz görülmüştür. 20. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. 21. O halde, temyiz eden davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.