Başvuru, müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvurucunun akıl hastalığı nedeniyle hayatını tek başına idame ettiremeyeceğine dair Adli Tıp raporu gözetilmeden infazının ertelenmesi talebinin reddolunması nedeniyle yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvurucunun akıl hastalığı nedeniyle hayatını tek başına idame ettiremeyeceğine dair Adli Tıp raporu gözetilmeden infazının ertelenmesi talebinin reddolunması nedeniyle yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç Başvurucu, (kapatılan) Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 15/08/1996 tarihli kararıyla 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun mülga maddesi uyarınca müebbet ağırhapis cezasına mahkûm edilmiştir. Karar 14/5/1997 tarihinde kesinleşmiştir. 15/6/1995 tarihinde başvurucu hakkında hükmolunan cezanın infazına başlanmıştır. Başvurucunun bihakkın tahliye tarihi 9/6/2031, şartla tahliye tarihi ise 1/6/2025 olarak belirlenmiştir. Aynı Mahkemenin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre 765 sayılı Kanun'un lehe olması nedeniyle uyarlama yapılmasına yer olmadığına dair 17/11/2005 tarihli ek kararı, temyiz başvurusu üzerine cezanın müebbet hapis cezasına dönüştürülmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 22/3/2006 tarihli Yargıtay kararı iledüzeltilerek onanmıştır. Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda cezasının infazına devam edilirken rahatsızlanması üzerine 28/3/2014 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından Adli Tıp Kurumuna sevkedilen başvurucunun sağlık durumunun Anayasa'nın maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olup olmadığı, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16/1 ve 16/ maddeleri, 5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun'a eklenen 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca ağır hastalık, sakatlık veya kocama hâli nedeniyle hayatını yalnız idame ettirebilme ile bir başkasının desteği ve bakımına muhtaç olup olmadığının değerlendirilmesi anılan Kurumdan talep edilmiştir. Sorulan hususlarda Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporun sonuç kısmında şu şekilde görüş belirtilmiştir:"...İmam Çelikdemir'in mevcut tıbbi evrakında tanımlı kronik psikotik bozukluk (şizofreni) tablosunun Kurulumuzda yapılan 31/3/2014 tarihli muayenede tespit edildiği, mevcut durumu ile;a- T.C Anayasası'nın 104/2-b maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirildiği, hastalığının sürekli nitelikte olduğu, b-Tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanması halinde hastalığının hayati tehlike yaratacağına dair tıbbi bulguların tespit edilmediği,C- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/ maddesigereği 5237 sayılıTCK'nin maddesinde belirtilen yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygun olduğu, d-6291 sayılı yasanın maddesinde tanımlanan 105/A maddesinin bendi b fıkrası gereğince maruz kaldığı ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyceği, bir başkasının desteği ile bakımına muhtaç olduğu,e- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/ maddesi gereği maruz kaldığı ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği,kanun maddesinde belirtilen diğer husus toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup oluşturmayacağının değerlendirmesinin adli tıbbi bir konu olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." Cumhuriyet Başsavcılığı 24/4/2014 tarihli kararıyla başvurucu hakkında sağlık kurumunda tedavi altına alınmak üzere hakkındaki cezanın infazının geri bırakılması suretiyle tahliyesine, 5275 sayılı Kanun'un 16/ maddesine dayalı infazın ertelenmesi talebinin ise reddine karar karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" Hükümlünün 5275 sayılı Yasanın 16/6 ncı maddesine dayalı cezasının infazının ertelenmesi talebi yönünden yapılan incelemede; anılan yasa maddesi gereğince hükümlünün cezasının infazının ertelenebilmesi için yasanın aradığı yaşamınıyalnız idame ettirememe koşulunun yanında ayrıca hükümlümün bu yasa maddesine dayanılarak cezasının ertelenmesi halinde bu ertelemenin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmamasının gerekmekte olduğu, söz konusu bu tehlike oluşturup oluşturmama durumunun ise Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 2014-399/15541 sayı ve 28/02/2014 tarihli 5275 sayılı Yasanın 16/ maddesinin uygulanmasına yönelik görüşlerinde de belirttiği üzere ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkumun işlediği suçun niteliği geçmişi, ceza infaz kurumunda gözlemlenen kişiliği, geri bırakmakararı sonrası kurum dışındaki sosyal ilişkileri ve davranışları gibi hususların gözetilerek değerlendirilmesinin uygun olacağının belirtildiği, bu açıklamalar ışığında yapılan incelemelere göre, hükümlünün incelenen ilamın kapsamına göre 765 sayılı TCK'nın 125 ve 59/1 maddesi gereğince yasa dışı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda güvenlik güçleri ile fiilen çatışmaya girdiği ve bu vahim eylemleri ile Devletin birliğini bozarak Devletin hakimiyeti altındaki bir kısım toprakları Devlet idaresinden ayırmaya yönelik olarak söz konusu eylemleri gerçekleştirmesi sebebiyle mahkum olduğunun anlaşıldığı vedolayısıyla hükümlünün mahkum olduğu suç türünün ve hükümlünün geçmişinin tehlikeliliğinin tartışmasız bir durumda olduğu, yine hükümlünün infazdosyasında bulunan Kırıkkale F tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu müdürlüğü idare ve gözlem kurulu başkanlığı tarafından hükümlü hakkında düzenlenen 18/04/2011 gün ve 2011/141 ve 15/6/2011 gün ve 2011/225 sayılı karar içeriklerinden anlaşılacağı üzere hükümlünün bağlı olduğu örgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşları ile iyi geçinerek samimi ilişkiler kurduğu, birlikte sohbet ve faaliyetlere katıldığının anlaşıldığı ve yine hükümlünün en son bulunduğu Metris R tipi kapalı cezaevinin 24/04/2014 tarih ve 2014/1142 sayılı Cumhuriyet Başsavcılığımıza hitaben göndermiş oldukları üst yazılarına göre hükümlünün bu tarih itibariyla aldığı 20 gün hücre cezası sebebiyle iyi halli bulunmadığının anlaşıldığı ve de açıklanan tüm bu tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde hükümlünün cezasının ertelenmesi halinde bu ertelemenin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturacağı kanaatine Cumhuriyet Başsavcılığımzca varılmış olduğundan hükümlünün5275 sayılı Yasanın 16/ Maddesi yönünden erteleme talebinin açıklanan nedenlerle REDDİNE; Hükümlü İMAM ÇELİKDEMİR'in yukarıda belirtilen adli tıp kurumu raporunda açıklanan 5275 sayılı yasanın 16/ Maddesi gereği 5237 sayılı TCK'nın Maddesinde belirtilen yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygun olduğunun belirtilmesi yönünden hükümlünün adli tıp raporunda belirtilen şizofreni rahatsızlığı dikkate alınarak belirtilen rapor gereğince cezasının infazının 5275 sayılı Kanunun 16/ Maddesince geri bırakılmasına, bulunduğu Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliyesine ancak; Hükümlünün kurumdan tahliyesinden sonra serbest bırakılmayarak cezaevinde görevli jandarma vasıtasıyla Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine teslim edilerek, İyileşinceye kadar TCK Maddesince Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi yüksek güvenlikli bölümüne sevk ve teslimi ile koruma ve tedavialtına alınmasına, adı geçen hastaneye hükümlünün ilam, müddetname ve ilgili evraklarının birer suretinin bulunduğu cezaevi müdürlüğünce gönderilmesi, 4- Sağlık Kurumunda tedavide geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlünün Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 2008/692 nolu ve 24/03/2008 tarihli müddetnamede hesap edilen koşullu salıverme tarihi olan 01/06/2025 tarihinden önce şifa bularak iyileştiği takdirde hastaneden taburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayıp Metris Ceza İnfaz Kurumuna tesliminin sağlatılması ve cezasının infazına devam edilmesine, koşullu salıverme tarihi olarak hesaplanan 01/06/2025 tarihinde koruma ve tedavisine devam edildiği takdirde bu cezasından dolayı Mahkemesinden koşullu salıverme kararı aldırılmak üzere durumun Başsavcılığımız İnfaz Bürosuna bildirilmesi gerektiğine,5- Kararların hükümlü ve yasal temsilcisine tebliğine, kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde hükmü veren mahkemeye itiraz yoluna başvurulabileceğine, kararların yasal gereği için hükümlünün bulunduğu cezaevine gönderilmesine kamu adına karar verilmiştir." Yukarıda yer verilen karar uyarınca başvurucu 25/4/2014 tarihinde Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi (Bakırköy Hastanesi) Baştabipliği Yüksek Güvenlikli Sivil Sağlık Servisi Bölümüne mevcutlu olarak teslim edilmiştir. Başvurucu vekili, Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben verdiği 1/8/2014 tarihli dilekçeyle, bu kez 5275 sayılı Kanun'un 16/ maddesinde 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe dayanarak hükümlü başvurucu hakkında infazın ertelenmesini ve derhâl tahliyesini talep etmiştir. Belirtilen talep hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/8/2014 tarihli "sağlık nedeni ile cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine dair karar" verilmiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:" Hükümlü İmam Çelikdemir müdafiinin 5275 sayılı yasanın 6545 sayılı yasayla değişik 16/6 maddesine dayalı cezasının infazının ertelenmesi talebi yönünden yapılan incelemede, hükümlünün cezasının infazının ertelenebilmesi için yasanın aradığı yaşamını yalnız idame ettirememe koşulunun yanında, cezanın ertelenmesi halinde bu ertelemenin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmaması gerektiği, söz konusu toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmama halinini değerlendirilmesinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 2014-399/15541 sayılı ve 2014 tarihli 5275 sayılı yasanın 16/6 maddesinin uygulanmasına yönelik görüşlerinde de belirtildiği üzere ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,mahkumun işlediği suçun niteliği, geçmişi, ceza infaz kurumunda gözlemlenen kişiliği, infazın geri bırakılması sonrası kurum dışındaki sosyal ilişkileri ve davranışları gibi hususlar gözetilerek yapılan değerlendirmede; Hükümlü hakkındaki ilamın kapsamına göre mülga 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 125 ve 59/1 maddesi gereğince silahlı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda güvenlik güçleriyle fiilen çatışmaya girdiği ve vahim olarak değerlendirilen Devletin birliğini bozarak, Devlet hakimiyeti altındaki bir kısım toprakları Devlet idaresinde ayırmaya yönelik eylemleri gerçekleştirmesi sebiyleceza aldığı ve dolayısıyla hükümlünün mahkum olduğu suç türünün ve geçmişinin tehlikeliliğinin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturduğunun, yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde tartışılamayacağı, ayrıcaKırıkkale F tipi Yüksek güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından hükümlü hakkında düzenlenen 2011 gün ve 201//141 sayılı, yine 2011 gün ve 2011/225 sayılı karar içeriklerinden de anlaşılacağı üzere hükümlünün bağlı olduğu örgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşlarıyla iyi geçinerek samimi ilişkiler kurduğu, birlikte sohbet ve faaliyetlere katıldığı anlaşıldığından ve ayrıca infazı ertelenip serbest bırakıldığında karıştığı eylemler nedeniyle toplum güvenliği için potansiyel tehlike oluşturacağı düşünüldüğünden ve her ne kadar Adli Tıp raporuna göre hükümlü hayatına yalnız idame ettiremese de erteleme sonrası 5275 sayılı yasanın değişik 16/6 maddesinde belirtilen toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturduğu değerlendirildiğinden Hükümlü İMAM ÇELİKDEMİR hakkında İNFAZIN ERTELENMESİ ve DERHAL TAHLİYE TALEBİNİN 5275 sayılıyasanın 16/6 maddesi yönünden REDDİNE, 2-Hükümlü İmam Çelikdemir'in yukarıda belirtilen Adli Tıp raporuna göre 5275 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereği Türk Ceza Kanununun Maddesinde belirtilen Yüksek Güvenlikli Sağlık Kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınması yönündeki görüşü nedeniyle, cezasının infazının 5275 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince geri bırakılması ve cezaevinden tahliyesi konusunda Cumhuriyet Başsavcılığınızın 2014 gün, 2012/7-7464 ilam ve 2014/170 karar sayılı kararıyla karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,3- Hükümlü İmam Çelikdemir'in cezaevinden tahliyesinde sonra serbest bırakılmayarak jandarma vasıtasıyla Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir HastalıklarıEğitim ve Araştırma Hastanesine teslimiyle ve iyileşinceye kadar 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının Maddesinde yukarıda zikredilen hastanenin yüksek güvenlikli bölümüne sevk ve teslimi ile koruma ve tedavi altına alınmasına, adı geçen hastaneye hükümlünün ilam, müddetname ve ilgili evrakların birer suretlerinin gönderilmesi konularında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2014 gün, 2012/7-7464 ilam ve 2014/170 sayılı kararıyla karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına(Ancak iş bu kararmınızın bir örneğinin ilgili hastaneye gönderilmesine),4- Sağlık kuruluşundaki tedavide geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlünün Kırıkkale Başsavcılığınca düzenlenen 2008/692 numaralı ve 2008 tarihli müddetnamesinde belirtilen ve koşullu saıverme tarihi olan 2025 tarihinden önce şifa bularak iyleştiği takdirde hastaneden taburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayarak Metris Ceza İnfaz Kurumuna tesliminin sağlanması ve cezasının infazına devam edilmesine, koşullu salıverme tarihi olarak hesaplanan 2015 tarihinde koruma ve tedavisine devam edildiği takdirde bu cezasından dolayı mahkemesinden koşullu salıverme kararı aldırılmak üzere durumun Başsavclığımız İnfaz Bürosuna bildirilmesi gerektiğine, 5- Kararların hükümlü müdafii ...., hükümlü İmam Çelikdemir ve hükmülünün yasal temsilcilerine tebliğine, gereği için hükümlünün bulunduğu cezevine gönderilmesine, kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 (yedi) gün içinde ve hükmü veren mahkemeye, 5275 sayılı İnfaz Yasasının Maddesi gereğince, itirazı kabil olmak üzere karar verilmiştir. " Öte yandan Anayasa'nın maddesi uyarınca sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile cezaları hafifletmek veya kaldırmak hususunda cumhurbaşkanına tanınan özel af yetkisi kapsamında başvurucunun Cumhurbaşkanlığına yaptığı bir af başvurusu bulunmaktadır. 28/8/2014 tarihinde tebliğ edilen "sağlık nedeni ile cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine dair karar"a karşı başvurucu vekili 3/9/2014 tarihli dilekçe ile Malatya Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmiştir. İtirazda başvurucunun durumunun güncel sağlık sorunlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, hâlihazırda sağlık durumunun geldiği aşama itibarıyla aile üyelerini tanımakta zorlandığı, bu hâliyle 5275 sayılı Kanun'un 16/ maddesinde belirtildiği şekliyle toplum güvenliği için ağır ve somut bir tehlike oluşturmasının olanaklı olmadığı,Savcılığın bunun aksi yöndeki kanaatine esas teşkil eden Gözlem Kurulu raporunun 2011 tarihli olduğu, Adli Tıp Kurumunun raporunda başvurucununcezaevindeki hayatını tek başına idame ettiremeyeceği hususuna açıkça yer verildiği, buna rağmen toplum güvenliği için ağır ve somut bir tehlike oluşturacağı belirtilerek başvurucunun cezaevinde tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Anayasa ile korunan haklarına aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüş ve başvurucunun cezasının infazının ertelenmesi talebi yinelenmiştir. Cezaevinden tahliyesinden sonra tedavisinin yapılması amacıyla konduğu Bakırköy Hastanesi tarafından Başvurucu hakkında düzenlenen 10/9/2014 tarihliraporda, şizofreni tanısı ilesürdürülen tedavisi sonucunda başvurucunun hastalığının remisyon (klinik belirtilerde düzelme) hâlinde olduğu, bu durumda hastaneden çıkarılabileceği ancak hastalığının düzenli psikiyatrik tedavisi ve tıbbi kontrol muayeneleri gerektiğinden hakkında 5275 sayılı Kanun'un maddesinin uygulanmasının, bu Kanun uyarınca R tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulmasının ve bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda tedavisi sürdürülerek düzenli aralıklarla (ayda bir) ve gerektiğinde bulunduğu Kuruma en yakın hastanedeki psikiyatri polikliniğinde kontrol muayenelerinin yapılmasının ugun olduğu bildirilmiştir. Anılan Sağlık Kurulu raporu uyarınca başvurucu 17/9/2014 tarihinde tekrar Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır. Başvurucu vekilinin Cumhuriyet Başsavcılığının 11/8/2014 tarihli "sağlık nedeni ile cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine dair karar"ına yaptığı itirazı değerlendiren Malatya Ağır Ceza Mahkemesi 24/9/2014 tarihli kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Mahkemenin bu karara ulaşırken;a. Hükümlü hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunca düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporda; başvurucuda kronik psikotik bozukluk (şizofreni) tespit edildiği, mevcut durum itibarıyla tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanması hâlinde hastalığının hayati tehlike yaratacağına dair tıbbi bulguların tespit edilemediği, 5275 sayılı Kanun'un 16/ maddesi gereğince 5237 sayılıKanun'un maddesinde belirtilen yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altınaalınmasının uygun olduğu,maruz kaldığı ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, bir başkasının desteğine muhtaç olduğu, Kanun maddesinde belirtilen diğer husus, toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup oluşturmayacağının adli tıbbı ilgilendiren bir konu olmadığı hususlarına yer verildiği,b. Cumhuriyet Başsavcılığının cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine ilişkin kararında, başvurucunun toplum güvenliğibakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturduğu değerlendirmesinin karara esas alındığı,c. Toplum güvenliği açısından ağır ve somut bir tehlike bulunup bulunmadığı hususunun, hükümlünün işlediği suçun niteliği, geçmişi, ceza infaz kurumunda gözlemlenen kişiliği, infazın geri bırakılması sonrası kamu dışındaki sosyal ilişkileri ve davranışları ile ilgili bir değerlendirme yapılmasını gerektirdiği,d. Başvurucunun mahkûmiyetine yol açan eylemin 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinde düzenlenen devlet hâkimiyeti altındaki bir kısım toprağı devlet idaresinden ayırmaya yönelik olduğu,e. Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunun 18/4/2011 tarihli kararında başvurucunun bağlı olduğu örgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşlarıyla iyi geçindiğinin, samimi ilişkiler kurduğunun belirtildiği;f. Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde almış olduğu hücre cezası nedeniyle başvurucunun iyi hâlli hükümlü statüsünde bulunmadığının anlaşıldığı,g. Tüm bu tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturacağının kabulü gerektiği,h. Öte yandanAdli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda infazın yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda devamının mümkün olduğu, iyileşmesi hâlinde başvurucunun yeniden Ceza İnfaz Kurumuna alınması yönünde Cumhuriyet Başsavcılığınca gerekli kararların alınıp uygulandığı tespitlerine dayandığı anlaşılmıştır. Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 24/9/2014 tarihli kararına karşı başvurucu vekilitarafından yapılan itirazı inceleyen Malatya Ağır Ceza Mahkemesi oyçokluğuyla 13/11/2014 tarihli kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Mahkeme,Cumhuriyet Başsavcılığınıninfazın ertelenmesine yönelik talebin reddine ilişkin itiraza konu kararının ve bu karara yönelik itirazın reddine ilişkin Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin kararının usul ve yasalara uygun olduğu değerlendirmesini yapmıştır. Muhalif üye, itiraza konu kararlarda başvurucunun toplum güvenliği için potansiyel tehlike oluşturacağı kanaatiyle sonuca ulaşıldığı, bu tespitin Kırıkkale F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 18/4/2011 ve 15/6/2011 tarihli kararlarına dayandığı, üzerinden üç yıl geçmiş kararların hükümlünün güncel durumunu yansıtmayabileceği gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmamıştır. Nihai karar başvurucu vekiline 2/12/2014 tarihindetebliğ edilmiştir. 29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Başvurucu, talebi doğrultusunda 30/4/2015 tarihli ve 72221 sayılı nakil emri uyarınca 20/5/2015 tarihinde Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir. 18/11/2015 tarihinde başvurucunun Edirne Sultan Murat Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine kontrol amaçlı sevki yapılarak muayenesi sonucunda "aktif psikopatoloji saptanmadığı"na, Bakırköy Hastanesinin tedavi evrakları ile kontrolünün uygun olduğuna karar verilmiştir. 30/11/2015 tarihindekontrol amaçlı olarak tekrar sevk edildiği Edirne Sultan Murat Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde yapılan muayene sonucunda başvurucuya psikotik bozukluk tanısı ile İNVEGA 6mg adlı ilaç reçete edilmiş ve üç hafta sonra kontrol muayenesi uygun görülmüştür. 18/1/2016 tarihindeaynı birimdeyapılan muayenesi sonucunda başvurucuya aynı ilaç reçete edilmiş ve bir ay sonra kontrol randevusu verilmiştir. 17/2/2016 tarihinde başvurucunun kontrol amaçlı olarak aynı Polikliniğe sevki yapılmıştır. 24/2/2016 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Bakanlık görüşünün hazırlanmasında esas alınan yazısında, başvuru tarihinden sonra hastalığı ile ilgili olarak başvurucunun tedavi ve takibine dair yukarıda yer verilen bilgilerin yanı sıra başvurucununhâlihazırda üç kişilik odada kaldığı ve oda arkadaşları ile uyumlu ilişkiler içinde olduğu, sağlık yönünden veyadiğer nedenlerle başka bir ceza infaz kurumuna nakil talebinin bulunmadığı hususuna yer verildiği görülmüştür. Anayasa'nın maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır: ... Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak..." 5237 sayılı Kanun'un "Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar. (2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılabilir. (3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir. (4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır. (5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır. (6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir...." 5275 sayılı Kanun'un "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır. (2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır. (3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere,birsürebulunmadığıtakdirdebirer yıllık dönemleregöre bu fıkrada yazılı usule uygunolarakincelettirilir.İncelemesonuçlarınagöregeribırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir....(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir. 5275 sayılı Kanun'a 6291 sayılı Kanun'un maddesi ile eklenen "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin fıkrası şöyledir: "(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden; a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler,diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir."