17. Hukuk Dairesi 2013/13190 E. , 2014/18455 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/02/2013 NUMARASI : 2010/484-2013/34 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalının trafik (ZMSS) sigortacısı olduğu aracın sebebiyet ve…
**17. Hukuk Dairesi 2013/13190 E. , 2014/18455 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 21/02/2013 NUMARASI : 2010/484-2013/34 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalının trafik (ZMSS) sigortacısı olduğu aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında karşı araçta yolcu olan davacının yaralandığını ileri sürerek, sürekli ve geçici iş göremezlik zararları yönünden ıslahla birlikte toplam 26.438,71 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, zarar bedelinin ödendiğini, ibraname alındığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre, davanın 15.794,83 TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 1-) 1086 Sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Somut olayda, her ne kadar mahkemece 16.11.2012 tarihli hesap bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulduğu belirtilmiş ise de bilirkişi raporu içeriği ile hüküm fıkrası çelişkili olup, yukarıda açıklandığı üzere hüküm fıkrası taraflara yükletilen hak ve sorumluluklar ile infaza elverişlilik yönünden açık olmayıp, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan, bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan (10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere) hükmün bozulması gerekmiştir. 2-) Kabule göre; a-)Davacının trafik kazası sonrasında işgücü kaybına uğradığı ileri sürülmüş olup, İskenderun Devlet Hastanesinin 14.1.2010 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'nda davacının % 7 oranında tüm vücut fonksiyon kaybına (maluliyet) uğradığı belirtilmiş olmasına karşın, anılan bu raporda maluliyet oranının belirlenmesinde hangi kriterlerin esas alındığı belirtilmediğinden anılan raporun hüküm vermeye elverişli olmadığı açıktır.