7. Hukuk Dairesi 2011/6633 E. , 2012/1964 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma ile dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. 3…
**7. Hukuk Dairesi 2011/6633 E. , 2012/1964 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma ile dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince; tapuya kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 24 parsel sayılı taşınmazın “ahşap ev ve ahır ve samanlık ve arsası” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, temyiz aşamasında dosya içerisine getirtilen kadastro tespit tutanağı içeriğinden taşınmazın tespitinin 21.04.1970 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava konusu muhdesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirildiğinin belirlenmesi halinde kadastro tespitinin kesinleşmesi ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gözetilerek bu istem kalemi yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verileceği tartışmasızdır. Ne var ki, mahkemece davaya konu edilen muhdesat ile tapu kaydında gösterilen muhdesatların aynı olup olmadığı araştırılmamıştır. Kaldı ki taşınmaz başında yapılan keşif sırasında fen bilirkişisi hazır edilip kroki düzenletilmediği için, keşfin doğru taşınmazlar üzerinde yapılıp yapılmadığı bilinemediği gibi, hüküm yerinde 24 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan hangi muhdesat yönünden kabul kararı verildiği de anlaşılamaktadır. Yine kabulüne karar verilen ağaç niteliğindeki muhdesatların cinsi, yaşı ve adedi gibi ayırıcı özelliklerine hüküm yerinde yer verilmeyerek infazda kuşku yaratır şekilde hüküm oluşturulmuştur. Davanın sonucuna etkili tüm deliller toplanmadan ve davada sağlıklı bir sonuca ulaşılması için yapılması gereken usul işlemleri tümüyle yerine getirilmeden eksik araştırma ve soruşturma ile infazda kuşku yaratır biçimde hüküm verilemez. Hal böyle olunca; az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından, konusunda uzman bir fen bilirkişi beraberinde ve taraf tanıkları hazır edilmek suretiyle 24 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yeniden keşif yapılmalı, keşifte öncelikle hangi muhdesatın dava edildiği belirlenmeli, daha sonra davaya konu edilen muhdesat ile tapu kaydında görünen muhdesatların aynı olup olmadığı, aynı değil iseler tapu kaydında belirtilen muhdesatların ne olduğu, dava konusu muhdesatın hangi tarihte, kim tarafından, ne şekilde meydana getirildiği duraksamasız belirlenmeli, bunun sonucunda davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, muhdesatın oturulabilir hale getirilmesi için yapılan harcamaların yeni bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp, iyileştirme gideri (faydalı masraf) niteliğindeki alacağı, bu gibi giderlerin ancak koşullarının varlığı halinde sebepsiz zenginleşme davasına konu edilebileceği düşünülmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna uygun ve infaza elverişli bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir uygulama yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmesi isabetsiz, davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 20.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.