11. Hukuk Dairesi 2009/6992 E. , 2011/130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2007/1435-2008/1255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/6992 E. , 2011/130 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2007/1435-2008/1255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı işyerinin davalının maliki olduğu konuttan sızan sular sonucu hasara uğradığını, sigorta tazminatının ödendiğini, rucuan tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin malik olduğunu, dava dışı kiracıya durumun ihbar edilmesi gerektiğini, kusurunun olmadığını, tazminat isteminin fahiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı nezdinde sigortalı işyerinin davalının maliki olduğu konuttaki atık su borusunda meydana gelen sızma sonucu hasara uğradığı, bu zararın meydana gelmesinde atık su borusunun yetersizliği kadar dava dışı kiracı tarafından buraya atılan çöplerin etkisinin bulunduğu, davalı bina sahibinin %50 kusurlu olduğu, zararın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 1.706.88 YTL asıl alacak ve 125.85 YTL işlemiş faiz üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesi uyarınca ödenen tazminat alacağının rucuan tahsiline yönelik olarak yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı nezdinde sigortalı işyerinin, davalıya ait konutun atık su borusundan sızan sular sonucu hasara uğradığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, meydana gelen zarardan davalının sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, işbu davasını yapı malikinin sorumluluğuna dayandırmıştır. BK.nun 58. maddesinde bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin malikinin o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazasındaki kusurundan dolayı sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. Kusur koşulunun aranmaması dikkate alındığında bu sorumluluk, kusursuz sorumluluk niteliğindedir. Başka bir anlatımla, sorumluğunun söz konusu olabilmesi için, malik olmak gerekli ve yeterlidir. Anılan düzenlemede yapı malikine kurtuluş kanıtı tanınmamıştır. Ancak, genel hükümlere göre yapı malikinin, mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurunun varlığı nedeniyle illiyet bağının kesildiğini kanıtlaması halinde sorumluluktan kurtulabileceği kabul edilmektedir. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda zararın meydana gelmesinde davalının maliki bulunduğu konutun atık su borusunun yetersiz olmasının ve kiracının buraya çöp atmasının etkili bulunduğu açıklanarak davalıya %50 oranında kusur izafe edilmiştir. Anılan raporda zararın meydana gelmesinde her ne kadar dava dışı kiracının çöp atmasının da katkısının olduğu açıklanmış ise de davalıya ait binanın atık su giderinin yetersizliğinin de etkili olduğu saptanmış durumdadır. O halde, davalı taraf zararın meydana gelmesinde illiyet bağını kesen bir halin varlığını kanıtlamış değildir. Dava dışı kiracının kusuru illiyet bağını kesen yoğunlukta bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, davalının malik sıfatıyla meydana gelen zararın tamamından davacıya karşı sorumlu olduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.