4. Hukuk Dairesi 2012/15227 E. , 2013/10659 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 30/12/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız eyleme dayalı manevi tazminat ve yine birleşen davada haksız eyleme dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen 24/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl dava davacısı ... ve birleşen dava d…
**4. Hukuk Dairesi 2012/15227 E. , 2013/10659 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 30/12/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız eyleme dayalı manevi tazminat ve yine birleşen davada haksız eyleme dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen 24/05/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl dava davacısı ... ve birleşen dava davalısı ... vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 04/06/2013 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan davalı-karşı davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Tarafların asıl davaya ilişkin temyiz itirazları yönünden; Asıl dava, hakaret ve yaralama eylemlerine, birleşen dava ise, tehdit, yaralama ve hakaret eylemlerine dayalı manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, asıl dava davacısı ... ve birleşen dava davalısı ... ile asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı olan ... tarafından temyiz edilmiştir. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Davaya konu edilen olayda; davacı ...'in Metaş İlköğretim okulunda öğretmen olarak görev yaptığı, sevk kağıdının imzalanması hususunda okul müdürü olan davalı ... ile tartıştıkları, davalı müdürün görevi sırasında davacıyı yaralayıp hakaret ettiği iddia edildiği ileri sürülmektedir. Mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, asıl davada davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile işin esasına girilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre birleşen dava yönünden; davacı ...'ın tüm, davalı ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 3-Davalı ...'in birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince: Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davaya konu olayda, olayın gelişimi ve oluş biçimi, yaralanmanın niteliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazladır. Davacı yararına daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (3) sayılı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davaya yönelik kurulan hükmün davalı ... yararına, (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle birleşen davada davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, yine asıl davaya yönelik kurulan hükmün ilk bentte açıklanan nedenlerle taraflar yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 04/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.