Başvuru, iş sözleşmesinin yönetim değişikliği gerekçe gösterilerek feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, iş sözleşmesinin yönetim değişikliği gerekçe gösterilerek feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 1/11/2007 ve 16/5/2016 tarihleri arasında Kaynak Holding A.Ş. (işveren) bünyesindeki şirketlerde işyeri hekimi olarak çalışmıştır. Kaynak Holding ve buna bağlı şirketlerin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında faaliyet yürüttüğü şüphesiyle yönetimlerine kayyım atanması sonrası başvurucunun iş sözleşmesi 16/5/2016 tarihinde feshedilmiştir. Fesih bildiriminde, yönetim değişikliği ve tam gün değişikliklerine uyum göstermemesi nedenleriyle başvurucunun iş akdine son verildiği belirtilmiş, başka bir sebep ileri sürülmemiştir. Başvurucu 14/6/2016 tarihinde İstanbul Anadolu İş Mahkemesinde (Mahkeme) işe iade ve tazminat talepli dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde iş sözleşmesinin herhangi bir sebep gösterilmeksizin bildirimsiz olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatıyla diğer işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürmüştür. Son yedi ay içinde toplu işten çıkarmalar olduğunu, kendisiyle birlikte yaklaşık dört yüz kişinin iş sözleşmesinin gerekçe gösterilmeksizin feshedildiğini ifade etmiştir. İşveren; sunduğu cevap dilekçesinde dava her ne kadar Holdinge karşı açılmış ise de başvurucunun Holding çalışanı olmayıp bağlı şirketlerde çeşitli sürelerle çalışmış bir işyeri hekimi olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca şirketlerin her birinin ayrı tüzel kişiliği olduğunu, bu nedenle Holdinge karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte FETÖ/PDY ile ilişkili faaliyette bulunduğu şüphesiyle Holding yönetimine kayyım ataması yapıldığını, yeni yönetimin eski yönetimle aynı çizgide olan çalışanlarla iş ilişkisini sürdürmek istemediğini, böylece fesih işleminin zorunlu hâle geldiğini belirtmiştir. Mahkeme 16/2/2017 tarihinde davanın kabulüne karar vermiş; karar gerekçesinde öncelikle başvurucunun çalıştığı bağlı şirketler ile işveren arasında organik bir bağ olması nedeniyle işverenin husumet itirazının reddine karar vermek gerektiği belirtilmiştir. Feshin geçerli olup olmadığı hususunda yapılan inceleme sonucunda ise yazılı fesih bildiriminde herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini tespit etmiş, feshin bu hâliyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasında öngörülen "fesih nedenini açık ve kesin olarak belirtmek" şartına uyulmadan yapılması nedeniyle usulsüz olduğunu ifade etmiştir. İşveren 9/3/2017 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine (Daire) istinaf başvurusunda bulunmuş; istinaf dilekçesinde cevap dilekçesindeki hususlarla birlikte kayyım atanma sebebinin FETÖ/PDY bağlantılı kişilerin tespit edilerek işten uzaklaştırılmasının sağlanması olduğunu, bu kapsamda yeni yönetim kurulunun gerekli bütün önlemleri aldığını ifade etmiştir. Daire 14/2/2018 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş; karar gerekçesinde Holding ve Holdinge bağlı şirketlerin aynı şahıslara ait olduğuna işaret etmiş, söz konusu organik bağ gereği işverenin husumet itirazının yerinde olmadığını, mahkeme kararının yerinde olduğunu belirtmiştir. Daire, kararında başkaca bir gerekçeye yer vermemiştir. İşveren 3/5/2018 tarihinde Yargıtay Hukuk Dairesine (Yargıtay) temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde, cevap ve istinaf dilekçesindeki hususlarla birlikte FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu şüphesiyle başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesinin haklı sebep oluşturduğu, Mahkemece başvurucu hakkında Bylock, Bank Asya ve FETÖ/PDY bağlantılı yayımlara abonelik hususlarında araştırma yapılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 12/11/2018 tarihinde temyiz başvurusunun kabulü ile Daire kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Karar gerekçesinde; fesih bildirimine atıf yaptıktan sonra kayyım heyetinin yönetim kurulu yetkilerine sahip olduğu, kendi belirleyeceği kadro ile çalışmak istemesinin ve bu kapsamda yapılan organizasyon değişikliğinin haklı sebep oluşturduğu belirtilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 21/12/2018 tarihinde öğrendikten sonra 18/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.