(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/6895 E. , 2011/2414 K. "" MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 323 ada 2 parsel sayılı 319.31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına t…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/6895 E. , 2011/2414 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 323 ada 2 parsel sayılı 319.31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın Kızlar Çayının kıyı şeridinde kaldığı ve özel mülkiyete konu yerlerden olmadığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi gereğince tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın derenin etkisi altında ve taşkın alanı kapsamında kaldığı, bu nedenle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlik ile kazanılmasının mümkün bulunmadığı belirtilerek; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi gereğince tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hazine, dava konusu taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece taşınmaz ile ilgili olarak yapılan her iki keşifte alınan bilirkişi raporları kısmen de olsa birbirleri ile çelişmektedir. Daha açık bir anlatımla, ilk keşif sonucu alınan jeolog bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın aktif dere yatağında kalmadığı gibi kıyı kenar çizgisinin de dışında ancak, taşkın düzlüğü içinde kaldığı belirtilmesine rağmen, ikinci keşif sonucu alınan jeolog bilirkişi raporunda taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi üzerinde kaldığı, kalan bölümünün ise taşkın düzlüğünde kaldığı belirtilmektedir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesinde bazı tanımlamalar yapılmış olup bu tanımlamalara göre “Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi, Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını, Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alanı, Dar Kıyı: Kıyı kenar çizgisinin, kıyı çizgisi ile çakışmasını” kastetmektedir. Söz edilen kanunda taşkın düzlüğü şeklinde bir tanımlamaya rastlanmadığı gibi, dosya içerisinde mevcut Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün cevabi yazısında da Kızlar Çayının 3621 sayılı