Başvuru, tutukluluk süresinin makul süreyi aşması ve hukuka aykırı olarak tutulmaya devam edilmesine rağmen tazminat isteminin kabul edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluk süresinin makul süreyi aşması ve hukuka aykırı olarak tutulmaya devam edilmesine rağmen tazminat isteminin kabul edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/4/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, suç örgütü üyeliği suçlamasıyla hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında 5/1/1983 tarihinde gözaltına alınmış ve 2/2/1983 tarihinde tutuklanmıştır. Soruşturma sonucu İstanbul Sıkıyönetim 2 No'lu Askeri Mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Dava, (mülga) İstanbul Sıkıyönetim 2 No'lu Askeri Mahkemesinin E.1991/2 sayılı dosyası üzerinden başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Başvurucu, yargılandığı davada 6/1/1989 tarihinde tahliye edilmiştir. Devam eden yargılama sonucunda (mülga) İstanbul Sıkıyönetim 2 No'lu Askeri Mahkemesinin 6/4/1993 tarihli kararı ile Anayasal nizamı silah yoluyla yıkma suçundan (765 sayılı mülga TCK'nın 146/ maddesi) başvurucunun 15 yıl ağır hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan temyiz incelemesi Yargıtay Ceza Dairesinin 27/9/2000 tarihli ilamıyla sonuçlanmıştır. Ancak Yargıtay ilamında başvurucu hakkında verilen kararla ilgili bir hüküm kurulmamıştır. Başvurucu, hakkında verilen kararla ilgili olarak Yargıtayca hüküm verilmediğinin anlaşılması üzerine Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuş ve bu Mahkemece yapılan talep üzerine dosya Yargıtay Ceza Dairesine gönderilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 4/12/2012 tarihli kararıyla başvurucu hakkında daha önce zuhulen hüküm kurulmadığı belirtilerek açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir. Başvurucu 29/1/2013 tarihli dava dilekçesi ile makul sürede yargılanmadığını ve hakkında hüküm kurulmadığını, hakkında açılan davanın düşürülmesine karar verildiğini belirterek haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 000 TL maddi ve 000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle Yalova Ağır Ceza Mahkemesinde Hazine aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, tazminat talebini 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) maddesine dayandırmıştır. Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun haksız tutuklamaya yönelik tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Gerek 466 sayılı yasanın maddesi ve gerekse 5271 sayılı CMK'nun 141/1-e maddesinde "kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen" kişilerden söz edildiği, bu bağlamda davacının açmış olduğu tazminat talebine dayanak mahkeme kararının Yargıtay ilamıyla zaman aşımından düşürülmüş olduğu anlaşıldığından açıkça bu kapsam dışında kaldığı ve bu sebeple davanın reddedilmesi gerektiği, öte yandan davacı vekilinin belirttiği CMK 141/1-d maddesindeki 'kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen' şeklindeki madde fıkrasındaki belirtilen kanuna uygun şekilde tutuklandıktan sonra makul süre içerisinde davacının mahkeme huzuruna çıkarılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, zira davacının 05/01/1983 tarihinde gözaltına alındığı, 27 gün gözaltında kaldıktan sonra 02/02/1983 tarihinde tutuklandığı, 06/01/1989 tarihinde tahliye edildiği ve hakkında İstanbul Sıkıyönetim 2 Nolu Askeri Mahkemesi'nin 06/04/1993 tarih, 1991/2 esas ve 1993/1 karar sayılı kararı ile 765 sayılı TCK'nun 146/3 maddesi uyarınca üzerine atılı suçtan 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu tüm dosya içeriğiyle ve dava dilekçesi ekindeki mahkeme ilamı içeriğinden anlaşılmakla, davacı vekilinin kanuna uygun şekilde tutuklandıktan sonra makul sürede mahkeme huzuruna çıkarılmama ve yine hakkında hüküm tesis edilmemesi gibi tezlerin geçerli olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.Davacının hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde zuhulen inceleme dışı kalmış olması ve neticesinde davanın adli bir ihmal neticesinde zaman aşımına uğramış olması göz önünde tutulduğunda CMK 141/1-d madde kapsamındaki öngörülen ve yasa koyucunun amaçladığı hususların ancak kişinin tutuklamayı yapan mahkeme huzuruna makul sürede çıkarılmaması ve yine mahkemece hakkında makul bir yargılama süresi içerisinde hüküm verilmemesini kapsadığı kabul edilmek gerektiğinden davacı vekilinin taleplerinin hukuka uygun bir yanının bulunmadığı, ayrıca CMK da öngörülen ve amaçlanan kanunun metni ve ruhuyla bağdaşmadığı ve davacı vekilinin bu şekildeki yaklaşımın abartılı bir talep içerdiği anlaşılmakla, davacının davasının açıklanan sebeplerle tamamen reddine karar verilmiştir. ..." Başvurucunun temyizi üzerine Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/4/2014 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: "... Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sayılı Kanunun maddesindeki koşulların oluşmaması ..." Yargıtay Ceza Dairesinin kararı başvurucuya 6/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı mülga Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen;...kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir." 466 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "1 inci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilirler." 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir: "(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır. (2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."B. Uluslararası Hukuk Sözleşme Hükümleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Herkesözgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:...c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;... Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalama veya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir." Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makam veya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birinin ihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N./İtalya [BD], B. No: 24952/94, 18/12/2002, § 49). Sözleşme'nin maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzere başvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasına uygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink/Hollanda, B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38). AİHM'e göre bir müdahalenin telafi edilmesine yönelik hukuk yollarının başarısızlığı sonradan Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yargı yetkisine dâhil edilmez (Blecic/Hırvatistan, B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-79). AİHM, Korizno/Litvanya ((k.k.) B. No: 68163/01, 28/9/2006) kararında zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce başvurucunun gözaltına alınmasının sona erdiğini belirterek Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiği şikâyetinin yanı sıra (5) numaralı fıkrasının ihlal edildiği iddiasını da incelememiştir.