11. Hukuk Dairesi 2023/1644 E. , 2024/5026 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/112 Esas, 2022/1816 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/505 E., 2019/692 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi
**11. Hukuk Dairesi 2023/1644 E. , 2024/5026 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/112 Esas, 2022/1816 Karar HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/505 E., 2019/692 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında pek çok sayıda çeşitli işlerin yapılması konu edilen sözleşmeler akdedildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde taraflar arasında akdedilen çeşitli hukuki ilişkilere dayalı olarak müvekkili şirketin davalı borçludan alacaklı olduğu kalemlere rastlanıldığını, davalı borçlu aleyhine faturalara dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin icra takibinde ödeme emrinde belirtildiği şekilde bir borcunun bulunmadığını, davacı şirketin borca batık olduğunu, piyasaya birçok borcunun olduğunun herkesçe bilindiğini, davacıya borçlarının olmadığının defterler incelendiğinde ortaya çıkacağını, müvekkili firmanın defterlerinde işli tüm faturaların bedelinin çek, banka havalesi ve kredi kartı ile ödendiğini, müvekkilinin defterlerinde olmayan hiçbir fatura irsaliye vs belgeyi kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen takipten dolayı davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ticari defter kayıtlarına dayanılarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verdiğini, davalının ticari defter kayıtlarının eksiklikler barındırdığını, hükme esas alınmayan ve kendilerince sunulan bilirkişi raporunda bir alacak kalemi tespit edildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu takibin faturaya dayalı olup, takip dayanağı faturalarda teslim alanın isim ve imzasının bulunmadığı, davalının takibe yönelik itiraz dilekçesinde dayanak faturaları kabul etmediklerini, fatura içeriği malların teslim edilmediğini savunduğu, fatura içeriği malların teslim edildiğinin ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, faturanın tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, davacı yanca alacağın varlığının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.6100 sayılı Kanun'un "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendiyle, Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Yasa hükmünün ikinci alt bendinde ise, Bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun'un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir. 2.Anılan Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup İlk Derece Mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı Kanun ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir. 3.Somut olaya gelindiğinde; İlk Derece Mahkemesince dava dosyası içerisinde alınan bilirkişi raporlarına dayanılmak suretiyle davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesi yerinde bulunmasına rağmen davalının alacak konusu edilen faturaların tek başına alacağın varlığına ispata yeterli olmadığı, davacı yanca alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi kararında alacağın ödendiği gerekçesine Bölge Adliye Mahkemesinin ise alacağın ispatlanamadığı gerekçesine dayanmış olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden tamamen farklı bir gerekçe ortaya konulduğu anlaşılmıştır Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA, 2. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.