Başvuru, Kara Harp Okulu öğrenciliğinden çıkarılması işlemine karşı açılan davada kusuru bulunduğu ileri sürülen kuruma bilirkişi incelemesi yaptırılması nedeniyle adil yargılanma hakkının, sistematik şekilde onur kırıcı davranışlarda bulunulması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının ve oda hapsi cezaları verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; Kara Harp Okulu öğrenciliğinden çıkarılması işlemine karşı açılan davada kusuru bulunduğu ileri sürülen kuruma bilirkişi incelemesi yaptırılması nedeniyle adil yargılanma hakkının, sistematik şekilde onur kırıcı davranışlarda bulunulması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının ve oda hapsi cezaları verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/5/2014 tarihinde yapılmıştır.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1989 doğumlu olan başvurucu, Maltepe Askeri Lisesinden mezun olarak 2007-2008 eğitim ve öğretim yılından itibaren Kara Harp Okulunda öğrenim görmeye başlamıştır. Başvurucu, 12/1/2009-24/1/2010 tarihleri arasında kırk altı kez disiplin cezasıyla cezalandırılmış ve bu dönemdeki disiplin puanı 120 tam puandan -34'e düşürülmüştür. Başvurucuya ödevi layıkıyla yapmamak veya eksik yapmak, bilgisayar laboratuvarını veya bilgisayarı müsaade edilmeyen zamanlarda kullanmak, dershaneler bölgesindeki sıra ve dolapları kirli, tozlu veya düzensiz bulundurmak, gömlek düğmeleri açık gezmek, yatakhaneyi kirletmek, tertip ve düzeni bozmak, gardırobunda plan harici eşya bulundurmak, etütte, derste ve teneffüste uyumak, hastane ve revir işlemlerini kasıtlı olarak uzatarak mesai çizelgesine uymamak, cep telefonunu ve özel aksesuarlarını emredilen yer ve zaman haricinde taşımak, yat saatinde yatmamak, kalk saatinde kalkmamak, silahına emredildiği şekilde bakım yapmamak, emre itaatsizlik, nöbet talimatına aykırı hareket etmek, vakitsiz ve müsaadesiz çıkmak ve uyumak, saç sakal tıraşı olmamak gibi disiplin suçları isnat edilmiştir. Bu kapsamda başvurucuya on sekiz kez hafta sonu izinsizlik, on dört kez oda hapsi ve on dört kez de ikaz cezası verilmiştir. Başvurucu, psikolojik rahatsızlığı bulunduğu gerekçesiyle 14/10/2009 tarihinde ilgili komutanı tarafından Ankara Asker Hastanesine sevk edilmiş ve hakkında yedi günlük istirahat raporu düzenlenmiştir. Başvurucu, sonraki süreçte Ankara Asker Hastanesinde 15/12/2009-21/12/2009 tarihleri arasında yatarak tedavi görmüş ve 22/2/2010 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) sevk edilmiştir. Başvurucu, GATA tarafından düzenlenen 22/2/2010, 26/3/2010, 22/4/2010 ve 22/6/2010 tarihli sağlık kurulu raporları doğrultusunda toplamda altı ay süreyle hava değişimine gönderilmiştir. GATA Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 23/8/2010 tarihli nihai raporda, başvurucu hakkında kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk teşhisi konularak "askeri öğrenciliğe devam edemez, askerliğe elverişli değildir." şeklinde değerlendirmeye yer verilmiştir. Anılan rapor doğrultusunda Eğitim ve Öğretim Yüksek Kuruluna (Kurul) sevk edilen başvurucunun 3/11/2010 tarihli kararla okuldan çıkarılmasına karar verilmiş ve söz konusu kararın 29/11/2010 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanması üzerine başvurucunun Kara Harp Okuluyla ilişiği kesilmiştir. Kurul kararının gerekçesinde, sağlık nedeniyle başvurucunun öğrenime devam etme olanağının kalmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, Kara Harp Okulunda yoğun şekilde psikolojik baskı altında tutulduğunu ve kasıtlı olarak gerçeğe aykırı şekilde düzenlenen sağlık kurulu raporlarına dayanılarak ilişiğinin kesildiğini belirterek çıkarılma işleminin iptali talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine 27/1/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu;i. İkinci sınıfta öğrenim gördüğü sırada askerî tarih ve araştırma kolu kurulacağının ve bölük komutanının emri gereği kol faaliyetine iştirak etmesi gerektiğinin dördüncü sınıf öğrencisi bir harbiyeli tarafından kendisine söylendiğini, bu kapsamda söz konusu faaliyete katılan kişilerle iki kez bir araya geldiğini belirtmiştir.ii. İkinci sınıfın ilk döneminin sonunda anılan kol faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle bölük komutanı, takım komutanı ile iki istihbarat subayı tarafından sorgulandığını, "yukarıdan gelen bir emir" olduğu söylenerek telefonuna ait sim kartına el konulduğu, kartın incelendiğini, mesaj kayıtlarının doküman hâle getirildiğini ve hukuka aykırı şekilde üçüncü kişilere verildiğini ifade etmiştir.iii. Sorgulandıktan kısa süre sonra işlemediği hâlde kendisine birçok disiplin suçunun isnat edildiğini ve hakkında disiplin cezaları tesis edildiğini, dolabının ve masasının arandığını dile getirmiştir.iv. Birçok kez bölük komutanının odasına çağrıldığını, okuldan ayrılmaya zorlandığını ve tehdit edildiğini, bir defasında bölük komutanının "kendi isteğinle ayrılacaksın, bizi uğraştırmayacaksın değil mi bak biz sana iyi niyetle yaklaşıyoruz. Uğraştırma bizi kendin ayrıl artık" şeklinde ifadeler kullandığını iddia etmiştir. Başka bir sefer de kendisine "Bak seni atılma durumuna getirdim. Sana iki saat müddet tanıyorum git iyice düşün ya kendi isteğinle ayrıl ya da ben senin ipini çekeyim." şeklinde sözler söylendiğini ve hakarete maruz kaldığını belirtmiştir.v. Okuldan ayrılması yönünde yapılan baskıya ve tehditlere rağmen ayrılmaması üzerine hakkında yeniden haksız yere disiplin cezaları verilmeye başlandığını ve sık sık oda hapsi cezası çekmek zorunda bırakıldığını iddia etmiştir. Ayrıca takım komutanı ve bölük komutanı ile başka bir subay tarafından bir odaya çekildiğini ve burada kendisine fiziksel şiddette bulunulduğunu ileri sürmüştür.vi. Bölük komutanı tarafından Rehberlik ve Danışma Merkezine, sonrasında Ankara Asker Hastanesine sevk edildiğini ve istirahat raporu bulunmasına rağmen eğitimlere katılmaya zorlandığını ifade etmiştir.vi. Bölük komutanının kendisine "hastane işlerinin tehlikeli olduğunu, mevcut ahlaki yapısı ve ruh haliyle öğrenci olamaz yazısı ile bütün hayatını karartabileceğini" söylediğini ve bir süre sonra GATA'ya sevk edildiğini dile getirmiştir.vii. Disiplinsizlik nedeniyle okuldan ilişiğini kesemeyenlerin sağlığıyla oynadıklarını, gerçeğe aykırı formlarla sağlık nedeniyle öğrencilikten çıkarıldığını, kendisine atfedilen hastalığın gerçek olmadığını, bir an için gerçek olsa bile altı aylık tedavi sonucunda iyileşebilecek bir hastalık olduğunu iddia etmiştir.viii. Hakkındaki sağlık kurulu raporlarının okuldan atılmasına kılıf olarak düzenlendiğini ve bağımsız sağlık kuruluşundan alınacak sağlık kurulu raporu ile bu durumun ortaya çıkacağını ileri sürmüştür. AYİM İkinci Dairesinin 22/2/2012 tarihli ara kararıyla başvurucunun rapor tarihinde ve hâlen askerî öğrenciliğe elverişli olup olmadığına ilişkin GATA Profesörler Sağlık Kurulundan rapor düzenlenmesine karar verilmiştir. Başvurucu 5/9/2012 tarihinde AYİM'e sunduğu dilekçede, Kara Harp Okulundan ilişiğinin kesilmesi işlemine GATA tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporunun dayanak gösterildiğini, bu durumda GATA haricinde yetkili ve güvenilir başka bir hastaneden rapor alınmasının hukuki bir gereklilik olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, AYİM'in söz konusu ara kararından rücu ederek hükme esas teşkil edecek sağlık raporunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmasız olan herhangi bir hastaneden alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Anılan Dairenin 12/9/2012, 3/1/2013 ve 15/5/2013 tarihli ara kararlarıyla askerî öğrenciliğe elverişli olunup olunmadığının tespitinde tek yetkili makamın GATA olduğu belirtilerek başvurucu hakkında GATA Profesörler Sağlık Kurulundan sağlık raporu düzenlenmesine yeniden karar verilmiştir. Bu doğrultuda GATA Profesörler Sağlık Kurulu tarafından başvurucu hakkında düzenlenen 8/7/2013 tarihli raporda "kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk teşhisi konmuş ve halen askerliğe elverişli değildir." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. AYİM İkinci Dairesinin 11/9/2013 tarihli kararıyla davanın reddine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucuya verilen disiplin cezaları nedeniyle söz konusu psikiyatrik rahatsızlığın geçici biçimde oluşmasının mümkün olup olmadığının ve askerî öğrenciliğe devam edemeyecek derecede bir hastalığın bulunup bulunmadığının anlaşılabilmesi için tıbbi bir inceleme yapılması gerektiği belirtilerek başvurucunun GATA Profesörler Sağlık Kuruluna sevk edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca, dava konusu ilişik kesme işlemine dayanak olan sağlık kurulu raporu ile bu raporda ulaşılan kararın doğruluğunun değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre başvurucunun askerî öğrenciliğe devam edip edemeyeceği konusunda karar verilmek üzere başvurucunun söz konusu Kuruma sevk edildiği vurgulanmıştır. Kararda, başvurucunun hâlen askerliğe elverişli olmadığı yönünde sağlık raporu düzenlendiği gerekçesiyle Kara Harp Okulu öğrenciliğinden çıkarma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu; ilişiğin kesilmesi işlemine karşı açtığı iptal davasında verilen hükme GATA tarafından düzenlenen sağlık raporunun esas alındığını, konusunda uzman ve donanımı tam olan bağımsız ve tarafsız başka bir hastaneye sevk edilmesi gerektiğini belirterek karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 19/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 10/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu 12/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun olay tarihinde yürürlükte olan "Kapsam" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bu kanun, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup subaylar, astsubaylar ile harp okulları, fakülteler, yüksek okullar ve astsubay okullarında öğrenim yapan asker öğrencilere uygulanır." 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı mülga Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nun "Kuruluş" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Gülhane Askeri Tıp Akademisi; Sağlık Bilimleri Enstitüsü Askeri Tıp Fakültesi, eğitim hastaneleri ve gerektiğinde kurulacak olan sağlık bilimleri ile ilgili diğer eğitim ve öğretim kurumlarından oluşur. Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve bağlı birimlerinin teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri kuruluş ve kadrolarında gösterilir." 2955 sayılı mülga Kanun’un "Akademi Kurulu" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Akademi Kurulu; Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanının başkanlığında dekan, dekan yardımcıları, bölüm başkanları, ana bilim dalı başkanları, enstitü ve yüksek okul müdürleri ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanının yüksek bilim konseyi üyeleri arasından bir yıl süre ile görevlendireceği en fazla on öğretim üyesinden oluşur. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanının bulunmadığı hallerde dekan, Kurula başkanlık eder.Akademi Kurulu, her eğitim ve öğretim yılı başında ve sonunda olmak üzere yılda en az iki defa toplanır. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanı gerekli gördüğü hallerde Akademi Kurulunu toplantıya çağırır.Akademi Kurulunun görevleri şunlardır:…d) Kuruluş ve görevleri yönetmelikte belirtilen “Profesörler Sağlık Kurulu”nun üyelerini seçmek, ..." 29/9/2011 tarihli ve 28069 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Gülhane Askeri Tıp Akademisi Yönetmeliği’nin "Tanımlar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi şöyledir:"Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA): Genelkurmay Başkanlığının kuruluşunda, Atatürk ilkelerine bağlı, milli şuuru ve disiplini görev bilen, bilimsel özerkliğe sahip, TSK’nın sağlık bilimleri alanında en yüksek danışma organı olan; ön lisans, lisans, lisansüstü düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım yapan, TSK’ya muvazzaf askeri tabip ve gerektiğinde diğer sağlık bilimleri alanında da askeri personel yetiştiren; kendisine ve bünyesindeki GATF’ye, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluşlar, eğitim hastaneleri ile diğer eğitim ve öğretim kurumları bağlanabilen ve Genelkurmay Başkanlığının gerek gördüğü sağlıkla ilgili eğitim ve öğretimi de yaptıran bir yükseköğretim kurumunu ... ifade eder." Anılan mülga Yönetmelik'in "Profesörler Sağlık Kurulu" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Profesörler Sağlık Kurulu, GATF ve Eğitim Hastanesindeki anabilim ve bilim dallarından, Akademi Kurulu tarafından iki yıl için seçilen birer asil ve birer yedek asker öğretim üyelerinden oluşur. Asil üyelerden herhangi birisinin yokluğu halinde, yedek üye toplantıya çağrılır. En kıdemli üye kurula başkanlık yapar. GATF Dekanı ve Eğitim Hastanesi Baştabibi gerekli gördüğü hallerde toplantıya başkanlık eder.(2) Raporlar GATF Dekanı ve Eğitim Hastanesi Baştabipliğince onaylanır.(3) Kurulun görevleri şunlardır:a) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu, 1111 sayılı Askerlik Kanunu ... hükümleri kapsamında, TSK personelinin sağlık sorunları ve raporlarıyla ilgili anlaşmazlıkları sağlık kurulu olarak ve hakem sıfatı ile kesin karara bağlamak, ...” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun "Dosya dışında inceleme" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.'' 1602 sayılı mülga Kanun'un "İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun uygulanacağı haller" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.'' 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dosyaların incelenmesi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin varlığı halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.''B. Uluslararası Hukuk Adil Yargılanma Hakkı Yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının ... hakkaniyete uygun ... görülmesini isteme hakkına sahiptir. ..." Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin maddesine göre tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurunun, yargılamanın çelişmeli olması ve taraflar arasında silahların eşitliğinin sağlanması olarak vurgulayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde hakkaniyete uygun yargılanma hakkını güvence altına aldığını ve mahkeme tarafından dinlenen bir bilirkişinin ise aynı gereksinimleri karşılamasının zorunlu olmadığını açıkça kaydetmektedir. AİHM; bununla birlikte dava ile gündeme getirilen soruları ele almak için yetkili mahkeme tarafından görevlendirilen bir bilirkişi görüşünün söz konusu mahkemenin davayı değerlendirme biçiminde belirgin bir rol oynayabileceğini, bazı koşullarda bir mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin tarafsız olmamasının adil yargılanma kavramının içindeki silahların eşitliği ilkesini ihlal edebileceğini, özellikle bilirkişinin yeri ve rolü gibi etkenlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedir. Ayrıca AİHM, uyuşmazlığın esası ile ilgili olarak görüşü istenen kurumun konumu ve oluşumu nedeniyle başvuranın kaygılanabileceğini ancak önemli olan noktanın bu kaygının objektif olarak kanıtlanabilmesi olduğunu belirtmiştir (Sarıdaş/Türkiye, B. No: 6341/10, 7/7/2015, §§ 35, 36). İşkence ve Kötü Muamele Yasağı YönündenSözleşme'nin “İşkence yasağı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz." AİHM, Sözleşme'nin maddesinin tartışılabilir ve makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §§ 121, 131). Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmek için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gäfgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30). AİHM, bir bireyin, polis veya devletin benzer diğer görevlileri tarafından Sözleşme’nin maddesine aykırı muamelelere maruz kaldığını savunulabilir bir şekilde ileri sürdüğü durumlarda söz konusu maddenin etkili ve resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğini hatırlatmaktadır (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/2008, § 102). Öte yandan AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).