10. Hukuk Dairesi 2024/8077 E. , 2024/8789 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/299 E., 2023/389 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece …
**10. Hukuk Dairesi 2024/8077 E. , 2024/8789 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/299 E., 2023/389 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin, 05.10.1987 tarihinde davalılardan ... Kurumuna ait Çelik Fabrikasında, ... Sigorta Sicil Numarası ile çalışmaya başladığını, 05.10.1987 ile 28.02.1992 yılları arasında işveren tarafından sadece sağlık sigortası yapılmak suretiyle çalıştırıldığını, daha sonra da aynı davalı Kurumun başka bir fabrikasında, işçi olarak çalışmaya devam etmiş olup, halen çalışmakta olduğunu, müvekkilinin davalılardan ... Kurumuna ait Çelik Fabrikasının pompa binasında hafta içi hergün 07.30-17.00 saatleri arasında bilfiil çalıştığını, diğer kadrolu olan işçiler ile birlikte imalatta çalıştırıldığını, Kuruma ait Çıraklık Okulu kapandığından, sürekli bir şekilde hafta içi her gün fabrikaya gelmek zorunluluğunun olduğunu, çalışmış olduğu fabrikanın ponpa binasında diğer işçiler ile aynı imalat, sıhhi tesisat, pompa montajı, bakım, malzeme taşıma ve temizlik işleri yaptırılmasına karşın asgari ücretin üçte biri kadar bir ücret verildiğini, ücret dışında diğer işçiler ile aynı koşullarda çalıştırıldığını, Yargıtay içtihatlarına göre, “çıraklık ilişkisinde, akdi ilişkinin üstü niteliğinin çalışma olgusu olmayıp, sigortalıya meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu, çalışma ilişkisi içerisinde üretime bilfiil katılması ön planda ise meslek sanat ve eğitim arka planda tutuluyor ise çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği” noktalarına vurgu yapıldığını, davacının diğer işçilerle aynı koşullarda ve üretim amaçlı çalıştırıldığını, çıraklık ilişkisini aşan çalışma yaptırıldığını, dolayısıyla 18 yaşından önceki çalışmalarının sürekli ve kesintisiz olduğu ile uzun vadeli sigorta kapsamında olduğunun tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı Kurum tarafından müvekkili çocuk işçi statüsünde, ağır sanayi işçisi olarak çalıştırıldığını, Anayasada çocuklara özel olarak öngörülen hükümlerin dışında çocuk işçilerin Anayasada tüm kişiler ve tüm çalışanlar için öngörülen “Düşünce ve Kanaat Hürriyeti” (m.24), “Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi” (m.42) “Ücrette Adaletin Sağlanması” (m.55), “Sosyal Güvenlik Hakkı” (m.60) gibi haklardan da kuşkusuz yararlanmalarının söz konusu olduğunu, dolayısıyla çocuk işçi olarak bir şekilde çalıştırılan kişilerin diğer işçilere tanınan tüm haklardan ve elbette ki sosyal sigorta hakkından yararlandırılmasının elzem olduğu, davalı Kurumda ve aynı koşullarda çalışan kişilerden biri tarafından Ankara 8. İş Mahkemesinin 2016/387 Esas sayılı dava dosyası ile hizmet tespiti davasının açıldığını, Mahkemenin davanın kabulüne karar vermiş olup, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 11. Hukuk Dairesinin İstinaf ile Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin temyiz incelemelerinden geçerek kesinleştiğini, belirterek; “Müvekkilin, davalı işveren nezdinde 05.10.1987 ile 01.01.1992 tarihleri arasında yapmış olduğu hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kapsamında, sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitini, ve 01.01.1992 tarihinden önceki çalışmalarının prim ödeme gün sayısına dâhil edilmesini” talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili 04.08.2020 tebliğ tarihli cevap dilekçesinde özetle; çıraklık eğitimine başladığı tarihte davacı, 18 yaşın altında olduğundan (reşit olmadığından) velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi ve 2098 sayılı Kanun kapsamında çıraklık eğitimine alındığını, ‘çıraklık sözleşmesi’nin ardından 30 yıl geçtikten sonra inkâr edilmesi, bu dönemin hizmet ilişkisi olduğunun iddia edilmesinin gerek Medeni Kanunun iyiniyet kuralına, gerekse hukukun temel kurallarına aykırı olduğunu, Keza talebin zamanaşımına da uğradığını, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, dava edilen dönemde davacı 3308 sayılı Kanun kapsamında velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi devam etmekte olduğundan, bu tespitlere ve anılan Kanun hükmüne göre davaya bakmaya İş Mahkemesi görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olacağından, davanın öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, müvekkil Kuruma ait Çıraklık Okulunun 1986 yılında 3308 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile kapandığını, davacının, 3308 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde aranan ‘‘çırak olabilme’’ koşullarını taşıdığından, yani 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olduklarından Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından çıraklık eğitimine kabul edilerek çıraklık diplomasını almaya hak kazandığını, sigorta primlerinin de Bakanlık tarafından ödendiğini, davacının asgari ücretin % 30’u kadar ücret aldığını ve 30’ar gün yıllık izin kullandığını, davacının çıraklık dönemindeki eğitiminin 3308 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde hüküm altına alınmış olup, çıraklık eğitiminin esas ve usullerinin yönetmelikle düzenleneceğinin açıklandığını, davacının 3308 sayılı Kanun ve bu Kanun doğrultusunda yürürlüğe giren yönetmelik hükümleri ve velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesi dikkate alınarak çıraklık eğitimine tabi tutultuğunu, davacının üretimde çalışması ve fazla mesai yapmasının fiziksel olarak da imkansız olduğunu, bir işçi 50 kg yük kaldırabilirken çırakların böyle bir yükü kaldırmalarının mümkün olmadığını, fabrikalarda çırakların ve işçilerin aynı şartlarda çalışmalarının mümkün olmadığını, müvekkil Kurumun işçileri bile belirli prosedürler ve güvenlik önlemleri dahilinde çalışmakta iken eğitim sürecindeki çırakların işçi gibi çalıştırılması ve o ağır iş yükünün altına yalnız başlarına sokulmalarının başta müvekkil Kurumun çalışma disiplini olmak üzere işin kendi tabiatı gereği mümkün olmadığını, belirterek; açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden ve her halükarda esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer’i müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bu sebeple davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, Kurum kayıtları ve hizmet cetvelinin incelenmesinde; dava edilen dönem itibariyle davacının ... Sigorta Sicil Numarası ile 05.10.1987 tarihli işvereni Çıraklık Eğitim Merkezi olarak İşe Giriş Bildirgesi olduğunu, ancak Hizmet Döküm Cetveli incelendiğinde 1992/01 öncesine ilişkin hizmet bildirimi bulunmadığını, davacının dava konusu ettiği 05.10.1987-28.02.1991 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı çalışması görülmediğini, davacının 05.10.1987 tarihli işe giriş bildirgesi çıraklık eğitimine ilişkin olup işçi statüsünde olmadığını, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, davacının davaya konu etmiş olduğu tarihler arasında herhangi bir fiili çalışması olmadığı gibi davaya konu edilen işyerine ait dava edilen dönemler itibariyle herhangi bir bildirim bulunmadığını, Kurumun işverenler tarafından verilen bilgi ve belgelere göre işlem yaptığını, eksik gösterilen sürelere ilişkin çalışmaların ücret tediye bordroları, işyeri puantaj kayıtları, vergi kayıtları gibi yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiği belirtilerek, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... Dosya kapsamında dinlenen taraf ve tanık anlatımları ile davacının 237 sicil no.lu davalı Kurumda 05.10.1987 –01.01,1992 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır. Yine tanık anlatımları ile davacının üretime yöenelik olarak çalıştığı, gün içerisindeki çalışma süresinin meslek öğrenme nitelik ve ağırlığında geçmediği, normal işçi statüsünde olduklarını, tamirat bakım onarım, pompa tamiri vb. fabrikada yapılan her işte üretime yönelik olarak çalıştıklarını, işe giriş çıkış saatlerinin ve özlük haklarının da diğer işçiler gibi olduğunu” beyan ederek davacının çıraklıktan öte hizmet akdine tabi bir işçi statüsünde çalışmış olduğunu vurgulanmıştır. Kırıkkale İş Mahkemesi tarafından verilen 2008/488 esas no ve 23.10.2008 tarihli gerekçeli kararda; davacı vekili tarafından “kısa vadeli sigorta kollarına tabi prim yatırılmış çalışmaların tüm işçi (sigortalı) olarak çalıştığının tespiti” istemli açılan dava sonucunda; “davacının ... Genel Müdürlüğünde; 02.01.1992 tarihinden 01.03.1992 tarihine kadar tüm sigorta kollarına tabi işçi olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Davacının 18 yaşının 01.01.1991 tarihinde ikmal edecek olup tespitini istediği dönemde henüz 18 yaşını ikmal etmediği açık olup, bu sürelere ilişkin çalışmasının Mülga 506 sayılı Kanunun 60/g maddesi ve halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 38/2 nci maddesi gereği prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerekmekte olup, dosyadaki tüm belgeler, ilgili Yargı Kararları ve Tanık beyanı birlikte ele alındığında; davacının çıraklık statüsünde geçen hizmet süresince üretim faaliyetlerine yönelik olarak bilfiil işgördüğü, mesleğiyle ilgili pratik eğitim kazandırmaya ve geliştirmeye yönelik olarak faaliyetlerin geri planda kaldığı, bu bağlamda davacının; davalı işverenlikte taleple bağlı kalınarak 05.10.1987 ile 01.01.1992 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacak şekilde hizmet akdiyle sürekli ve kesintisiz çalıştığının anlaşıldığı... " gerekçesiyle; "davanın kabulüne, 1-Davacının davalı ... Genel Müdürlüğünde 05.10.1987 – 01.01.1991 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un 60/g hükmü ve 5510 sayılı Kanun'un 38/2 nci maddesi hükmü uyarınca prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18 yaşından önceki çalışma sürelerinin kıdeme esas alınıp sigorta başlangıcına esas alınmaması hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, davacının 05.10.1987 tarihinden itibaren iş yerinde çırak olarak çalışmaya başladığı, ekli iş yeri kayıtlarından anlaşılmış, aynı zamanda bordro tanığı olan davacı tanıklarının davacı ile birlikte davalı işyerinde 1987 yılı Ekim ayından itibaren üretime yönelik olarak çalıştıklarını beyan etmeleri karşısında davalı işyerinde geçen çalışmalarının üretime yönelik olduğu anlaşıldığından mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekili, davalı vekili, fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.06.2023 tarih ve E.2023/7154, K.2023/6723 sayılı kararında; "... Somut olayda, davacının dava dilekçesi ile 05.10.1987 ile 01.01.1992 tarihleri arasında geçen hizmetinin uzun vadeli sigorta kolları kapsamında kabul edilmesine dair tespit isteminde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; gerekçe kısmında davacının davalıya ait işyerinde" 05.10.1987 ile 01.01.1992 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacak şekilde hizmet akdiyle sürekli ve kesintisiz çalıştığı" kabul edildiği belirtildiği halde, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "05.10.1987 – 01.01.1991 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalışmalarının" tespitine karar verildiği belirtilmek sureti ile kısa karar ve hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur. Kabule göre de, Mahkemece dinlenen tanıklar ... ve ...'un hizmet cetvellerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan, davacının velisi ile davalı ... Kurumu arasında imzalanan çıraklık sözleşmesi ile davacı adına kısa vadeli sigorta kollarından ödenen primlere ilişkin çıraklık dönemi bordolarının Çıraklık Eğitim Merkezinden, Kırıkkale İş Mahkemesinin 2008/488 Esas, 2008/1210 Karar sayılı dava dosyasının aslının/eksiksiz bir fotokopisinin mahkemesinden celbi ile dosyaya eklenmesi gereklidir. " gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Bozması sonrası mahkememizce Çıraklık Okuluna müzekkere yazılarak davacıya ait çıraklık dosyasının gönderilmesinin istenildiği, müzekkereye cevap verildiği, yazı cevabının dosya arasına alındığı, Kırıkkale SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak bozma öncesi dinlenilen tanıklar ... ile ...'un hizmet cetvellerinin istenildiği, hizmet cetvelinin incelendiğinde beyanları ile uyumlu olduğu, Yahşihan Çıraklık Okuluna müzekkere yazılarak davacıya ait kısa vadeli sigorta kollarına ödenen primlere ilişkin çıraklık dönemi bordrolarının çıkartılarak gönderilmesinin istenildiği, müzekkereye cevap verildiği, yazı cevabının dosya arasına alındığı, mahkememizin 2008/488 E. sayılı dosyasının dosyamız arasına alındığı anlaşılmıştır. Benzer nitelikte dosyalarda Kırıkkale 1. İş Mahkemesinin 2020/256 E. sayılı kararı Yargıtay 10. H.D. 2022/5294 E. 2022/8222 K. sayılı ilamı ile Kırıkkale 2.İş Mahkemesi 2020/249 E. 2021/80 K. sayılı kararı, Yargıtay10. H.D. 2023/1840 E. 2023/2195 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Mahkememizde yapılan yargılama sonunda; Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 12.06.2023 tarih ve 2023/7154 Esas, 2023/6723 Karar sayılı ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama ve bozma öncesi dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının çıraklık statüsünde geçen hizmet süresince üretim faaliyetlerine yönelik olarak bilfiil işgördüğü, mesleğiyle ilgili pratik eğitim kazandırmaya ve geliştirmeye yönelik olarak faaliyetlerin geri planda kaldığı, bu bağlamda davacının; davalı işverenlikte taleple bağlı kalınarak 05.10.1987 ile 01.01.1991 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacak şekilde hizmet akdiyle sürekli ve kesintisiz çalıştığı anlaşılmış olup davacının davasının kabulüne" karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. 2. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3 üncü maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10 uncu maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.). b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir. Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13 üncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanun'un uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1)Eldeki dava, davacının, davalıya ait işyerinde çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının dava konusu dönemde 14 yaşında olduğu, dava konusu dönemde çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, Mahkemece, davacının sıhhi tesisat işinde ne şekilde üretime katıldığı hususu açıklığa kavuşturulmadan soyut tanık beyanlarına itibar edilerek karar verildiği anlaşılmakta olup dava konusu dönemdeki çalışmanın gerçekten üretime katılma niteliğinde olup olmadığı, mesleki eğitim kapsamında kalıp kalmadığı hususu araştırılmalı, çıraklık müfredatı da getirtilmek suretiyle fiilen yaptığı işlerle karşılaştırılmalı, öğrenmeyi aşan bir çalışma olup olmadığı hususu delilleriyle araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.