İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; şirketin malvarlığı ve hisse değerlerinin tespit edildiğini, raporun "..." bölümünde, şirket taşınmazı üzer…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/261 KARAR NO:2026/392 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:26/12/2025 (Ara Karar) NUMARASI:2024/724 Esas TALEP:İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; şirketin malvarlığı ve hisse değerlerinin tespit edildiğini, raporun "..." bölümünde, şirket taşınmazı üzerinde .... Şti. lehine yüksek bedelli hacizler bulunduğunun görüldüğünü, ancak bu hacizlerin dayanağı olan hukuki ilişkinin, üçüncü kişilerle yapılan olağan ticari işlemlerden farklı olduğunun anlaşıldığını, şöyle ki; dosya kayıtları incelendiğinde, davalı şirket ... A.Ş. ile alacaklı görünen... şirketinin hukuki süreçlerinin vekil tarafından yürütüldüğünün görüldüğünü, hem işbu dava/ davalı icra dosyasında borçlu şirketin, hem de icra dosyasında alacaklı şirketin aynı vekil tarafından temsil ediliyor olmasının, bu iki tüzel kişilik arasında tam bir irade ve menfaat birliği bulunduğunu, şirketlerin fiilen tek bir merkezden yönetildiğini göstermekte olduğunu, şirket yetkilileri arasındaki akrabalık ilişkisinin (baba-oğul) de bu tespiti doğruladığını, bu durumun, taşınmaz üzerindeki hacizlerin, şirketin malvarlığını üçüncü kişilerden (müvekkillerinden) korumak veya malvarlığını grup içi şirketlere aktarmak amacıyla tesis edildiği yönünde kuvvetli bir karine oluşturduğunu, bilirkişi raporuyla müvekkillerinin alacağının (ayrılma akçesi) somutlaştığını, ancak davalı tarafın, ... üzerinden yürüttüğü icra takipleriyle taşınmazı sattırıp parayı kendi uhdesine geçirme riskinin çok yüksek olduğunu, eğer tedbir kararı verilmezse, mahkemenin vereceği "hisse bedelinin ödenmesi" kararının icra edilemez hale geleceğini, davalı şirkete ait İstanbul İli, Tuzla İlçesi, 5916 Ada, 15 Parsel sayılı taşınmazın kaydına, müvekkillerinin alacak miktarı kadar ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, taşınmazın icra yoluyla satılması halinde dahi, satış bedelinin müvekkillerinin alacağı oranında mahkeme veznesinde bloke edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "mahkemece asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine hukuken imkan bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin hukuki uyuşmazlık konusu olmadığından ve taleplerin yargılamayı gerektirdiğinden istemde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan 03.12.2025 tarihli bilirkişi raporunun davalı şirkete ait Tuzla'daki fabrikanın (5916 Ada, 15 Parsel) rayiç değerini 155.100.000,00 TL olarak tespit etmiş ve şirketin borca batık olmadığının belirlendiğini, raporda, davacıların hak ettiği ayrılma akçesi (pay bedeli) ... için 12.897.871,70 TL, ... için 12.381.956,83 TL ve ... için 515.914,87 TL olarak somut bir şekilde hesaplandığını, bu tespitlerin davacıların dava konusu alacaklarının varlığına dair kuvvetli bir yaklaşık ispat teşkil ettiğini, ...'nin somut tespitleri göz ardı ederek yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya imkansız hale geleceğine ilişkin yaklaşık ispat koşulu, sunulan bilgi ve belgelerle sağlanmış somut olayda da bilirkişi raporuyla alacak miktarı netleşmiş, davalı şirketin malvarlığı üzerindeki riskler de göz önüne alındığında, davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını, İlk derece mahkemesinin bu somut tespitleri göz ardı ederek yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde de detaylıca belirtildiği üzere, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi dava dışı ... tarafından davacıların haberi ve bilgisi olmaksızın yapılan 30.03.2021 tarihli genel kurul toplantısı ile şirketin sermayesi haksız bir şekilde artırılmış, davacıların oy ve pay hakları ciddi ölçüde zedelenmiş bu durum, davacılar kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarının sınırlandırılması anlamına geldiğini, davacılar ikametgah adresleri bilinmesine rağmen tebligatların yanlış adreslere yapılması suretiyle genel kurula katılımları engellenmiş, bilgi alma, inceleme ve denetleme hakları ihlal edilmiş olup somut olayda mahkeme, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiş; ancak ara karar, reddin hangi somut olgu ve delile dayandığını,HMK m.389 ve m.390/3 koşullarının neden oluşmadığını denetime elverişli, somut ve açıklayıcı şekilde ortaya koymadığını, ara kararın, HMK m.391/3’e aykırı olduğu gibi, HMK m.27’de güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının “kararların somut ve açık gerekçelendirilmesi” unsurunu da ihlal ettiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, TTK'nın 531. Maddesi uyarınca anonim şirketin fesih ve tasfiyesi olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkma davasında şirket taşınmazı üzerine ihtiyati tedbir konulması, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, fesih için haklı sebeplerin bulunduğu iddiasıyla açtığı davada şirket taşınmazı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. Maddesi, "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Somut olayda, bilirkişi raporu alınmış ise de bu raporda şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin olarak bir değerlendirme yapılmamış, rapora davalı tarafça da itiraz edilmiştir. Bu aşamada davacının iddiaları hakkında ancak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden bu haliyle yaklaşık ispat olgusunun dosyanın bulunduğu aşama itibariyle gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu halde talep edilen ihtiyati tedbirin koşullarının oluştuğundan söz edilmesi mümkün görülmediğinden ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir isteyen davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026