11. Hukuk Dairesi 2009/7507 E. , 2011/522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.02.2009 tarih ve 2006/122 - 2009/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/7507 E. , 2011/522 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.02.2009 tarih ve 2006/122 - 2009/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin 7.110 kg zeytinin yağ çıkarılmak üzere kooperatife ait yağ fabrikasına tevdi ettiğini, elde edilen ve geriye kalan 2000 kg zeytinyağını müşteri bulunup satılıncaya kadar muhafaza edilmek üzere davalının fabrikasının depolarına tevdii ettiğini, kooperatifin muhafaza görevini ihmal etmesi sonucu yağların çalındığını ileri sürerek, 9.240 YTL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili kooperatifin muhafaza sorumluluğu bulunmadığını, davacının kendi çıkarlarına uygun bulup herhangi bir bedel ödemeden, kooperatiften bu şekilde yararlanmış olmasının ona, çalınan yağlarını kooperatiften tazmin hakkı vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlara göre,taraflar arasında yazılı bir vedia akti bulunmadığı, davalının zımni bir rızasının varlığından da sözedilemeyeceği, bir an vedia aktinin kurulduğu düşünülse dahi, ücretsiz olan bu vedia sözleşmesinde, davalı tarafından alınan muhafaza önlemlerinin yeterli olduğu, bu durumda dahi davalının sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalıya ait yağ fabrikasında bulunan davacıya ait zeytinyağının çalınmasından dolayı uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, taraflar arasında vedia sözleşmesinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, taraflar arasında vedia sözleşmesinin kurulmadığı, kurulduğu kabul edilse dahi ücretsiz vedia sözleşmesinde alınan muhafaza önlemlerinin yeterli olduğu sonucuna varılarak sonuçta davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacının dava konusu etmiş olduğu 2005 yılı hasat dönemine ait zeytin yağının davalıya ait fabrikanın depo olarak kullanılan kısmına konulduğu, 17.02.2006 günü bahse konu yerden çalındığı tüm dosya kapsamı ile sabit ve esasen bu husus taraflar arasında da çekişmesiz olup, çalındığı iddia edilen zeytinyağlarının davalı deposunda kalma süresi de nazara alındığında artık taraflar arasında vedia sözleşmesinin kurulmadığını kabul etmek hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacının davalı kooperatifin denetleme kurulu üyesi olması da taraflar arasında vedia sözleşmesinin kurulduğu gerçeğini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir. Kaldı ki, vedia sözleşmesinin kurulduğunun kabulü için sözleşmenin yazılı yapılması zorunlu olmayıp, tarafların bu yönde iradelerinin birleşmesi yeterlidir. Öte yandan, vedia sözleşmesinin ücretsiz olması ancak vedia alanın sorumluluğun tayin ve takdirinde başka bir deyişle tazminat miktarının belirlenmesinde etkili olabilecek bir husustur. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda taraflar arasında ücretsiz de olsa BK’nun 463 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan vedia (saklama) sözleşmesinin kurulduğunun ilke olarak kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken sonuçta yanlış ilkeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.