3. Ceza Dairesi 2021/4288 E. , 2021/11242 K. Mahkemesi :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi :...2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarih ve 2019/105 - 2019/506 sayılı kararı Suça Sürüklenen Çocuk :... Suç :Terör örgütü propagandası yapmak Hüküm :TCK'nın 31/2-1. cümlesi delaletiyle CMK'nın 223/3-a-son maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, TCK'nın 32/1-1, 56/1, 5395 sayılı Kanunun 5/1-a maddesi gereğince 6 ay süre ile danışmanlık tedbiri uygulanmasına dair karar Bö…
**3. Ceza Dairesi 2021/4288 E. , 2021/11242 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi :...2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarih ve 2019/105 - 2019/506 sayılı kararı Suça Sürüklenen Çocuk :... Suç :Terör örgütü propagandası yapmak Hüküm :TCK'nın 31/2-1. cümlesi delaletiyle CMK'nın 223/3-a-son maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, TCK'nın 32/1-1, 56/1, 5395 sayılı Kanunun 5/1-a maddesi gereğince 6 ay süre ile danışmanlık tedbiri uygulanmasına dair karar Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Suça sürüklenen çocuk açısından temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Suç tarihinde 12 yaşını bitirip 15 yaşını tamamlamadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuğun TCK'nın 31/2 maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği konusunda Adli Tıp Kurumundan veya uzman hekim raporu ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35/1. maddeleri uyarınca sosyal inceleme raporu alınarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği halde bu raporlar aldırılmadan, gerekçeli kararda "dosya kapsamına göre suç tarihinde suça sürüklenen çocuğun 15 yaşının altında olduğu iddianame tarihinde ise 15 yaşını doldurmuş olduğu, suça sürüklenen çocuk hakkında bu aşamada sonradan geçmişe yönelik aldırılacak farik mümeyyiz raporunun suça sürüklenen çocuğun durumunun tespite yeterli olmayacağı bu durumun suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesi gerektiği sabit görülerek TCK 31/2-1. cümle, CMK 223/3-a maddeleri gereğince suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan ceza verilmesine yer olmadığına" şeklinde hatalı kabule yer verilmişse de bu husus hakkında aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. İfade özgürlüğü terörle mücadele kapsamında en çok müdahale ve sınırlamaya maruz kalan temel haklardandır. Nitekim 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2. maddesindeki propaganda yasağı bu duruma örnek teşkil etmekle birlikte yasa koyucu maddede zaman zaman yaptığı değişikliklerle özgürlüğü genişletmiştir. Bu amaçla 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; terör örgütünün propagandası suçunun oluşabilmesi için; örgütün "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek şekilde" yapılması zorunlu kılınarak, sınırlamanın AİHS'ne uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Ancak, aynı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkranın b bendinde ise; toplantı ve gösteri yürüyüşünde gerçeklemese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; 1- Örgüte ait resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması, 2- Slogan atılması, 3- Ses cihazları ile yayın yapılması, 4- Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi, Şeklindeki fiil ve davranışlar propaganda suçundan cezalandırılacaktır. Bu düzenleme ile kanun koyucu; herhangi bir unsurun varlığına bağlı olmaksızın bu suçun oluşacağını kabul etmek suretiyle ifade özgürlüğü parametrelerini dışlayan tipe uygun eylem tanımlaması yapılmıştır. T.C. Anayasasının 90/son maddesine göre "usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır." Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirmektedir. (Zana v. Türkiye) Devletlerin terör ile mücadelesinin zorluklarına vurgu yaparak, müdahalenin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hedeflenen meşru amaca uygun olup olmadığını, devlet yetkililerince ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli bulunup bulunmadığı ortaya konulmalıdır. (Yılmaz ve Kılıç/Türkiye davası) Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadele de bir hukuk rejimidir. Uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir. Toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın siyasi kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır. İfade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler için de uygulanabilmelidir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde yaptığı paylaşım incelendiğinde doğrudan şiddet çağrısı olan ifadelerin olmadığı, paylaşımı yaptığı tarih itibariyle henüz 12-15 yaş aralığında olduğu, yaş ve hayat tecrübesi itibariyle kastının örgütün propagandasını yapmaya yönelik olduğunun her türlü şüpheden uzak ortaya konulamadığı, böylelikle suça sürüklenen çocuğun eyleminin terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği halde, yasal olmayan gerekçeyle propaganda suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın...2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 27.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.