Başvuru, işkence iddiası üzerine verilen zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan dolayı işkence ve kötü muamele yasağı ile hak arama hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işkence iddiası üzerine verilen zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan dolayı işkence ve kötü muamele yasağı ile hak arama hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/6/2014 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 6/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 22/3/2016 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesi tarafından başvurunun kabul edilebilirliği hakkında bir karar verilmediği, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca ancak kabul edilebilirlik hakkında bir karar verildikten sonra görüş bildirilebileceği belirtilerek başvuru hakkında herhangi bir görüş sunulmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden Yargıtay Ceza Dairesinin E.2009/1492 sayılı ilamından elde edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: 1958 doğumlu olan başvurucu, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 10/10/2007 tarihli ve E.2005/123, K.2007/112 sayılı dosyasında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmıştır. Başvurucuya verilen bu ceza Yargıtay Ceza Dairesinin 30/4/2009 tarihli ve E.2009/1492, K.2009/5144 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucu, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumundan gönderdiği 29/1/2014 tarihli dilekçeyle 3/3/1999 ile 11/3/1999 tarihleri arasında Tarsus Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde sorgulandığı sırada dayak, falaka, Filistin askısı, vücuda elektrik verilmesi, aç ve susuz bırakma, hayaların sıkılması ve hakaret gibi yöntemlerle maddi ve manevi olarak işkenceye maruz kaldığını, kaburga kemiklerinden birinin kırıldığını belirterek tam teşekküllü bir adli tıp kurumunda muayene edilerek ilgili personel hakkında yasal işlem başlatılması için Adana Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere suç duyurusunda bulunmuştur. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 3/2/2014 tarihli yazısı ile başvurucunun dilekçesi Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 5/2/2014 tarihli ve 2014/8840 (35) soruşturma ve 2014/438 sayılı yetkisizlik kararıyla dosya Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 21/2/2014 tarihli ve 2014/2113 (10) soruşturma 2014/1415 sayılı kararıyla zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Her ne kadar suç tarihinde yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/123 esas nolu dava dosyasından hükümlü Hamit Çöklü 03/03/1999-11/03/1999 tarihleri arasında görevli olan Tarsus Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Ekipleri tarafından işkenceye tabi tutulduğundan bahisle şikayetçi olmuşve bu hususta soruşturmaya başlanılmış ise de;Yapılan soruşturma sonucunda, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 243/1 maddesinde üst sınırın 8 yıl olduğu, aynı yasanın 102/3 maddesi gereğince 10 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren5237 sayılı TCK'nun7/2 maddesi gereğince yapılan değerlendirmede ‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’şeklinde düzenlendiği, bu durum karşısında 765 sayılı TCK'nun zamanaşımına ilişkin düzenlemelerinin açıkça şüpheli lehine olduğu dolayısıyla 765 sayılı TCK'nun 102/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu ve dosya kapsamından aynı yasanın 102/4 maddesinde yazılan zamanaşımını kesen nedenlerin de bulunmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; Olaydan dolayı açıklanan nedenlerle TCK’nın maddesi uyarınca KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, [karar verilmiştir].…” Bu karara yapılan itiraz, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/398 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Ret kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“Mahkememizce yapılan değerlendirmede Tarsus Başsavcılığının 21/2/2014 tarih ve 2014/2113 (10) sayılı kararındaki gerekçeye göre müşteki vekilinin kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara itirazlarının REDDİNE [karar verilmiştir].” Ret kararı 13/5/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/6/2014 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun ve maddeleri şöyledir:“Madde 243 - (Değişik: 235 – 5/1/1961) (Değişik Fıkra: 4449 – 26/8/1999) Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası verilir.…Madde 102 - (Değişik: 3531 – 29/6/1938) Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku âmme davası: …3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematıâmmeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,… geçmesiyle ortadan kalkar. …" 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kamu davasını açmada takdir yetkisi” başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir.“Madde (Değişik: 5560 – 19/12/2006)- (1)Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.”