4. Hukuk Dairesi 2021/21141 E. , 2023/13752 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) DAVACILAR : ... (Kendi adına asaleten, Taner Cerit adına velayeten) vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 30.12.2013 HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasındaki hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bo…
**4. Hukuk Dairesi 2021/21141 E. , 2023/13752 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) DAVACILAR : ... (Kendi adına asaleten, Taner Cerit adına velayeten) vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 30.12.2013 HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasındaki hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacıların mirasbırakanı Kemal Cirit'in Şekerbank Sultandağı Şubesi'nden kullandığı kredi sonucunda kendisine davalı şirket tarafından hayat sigortası yapıldığını, mirasbırakan 23.01.2013 tarihinde vefat ettiğini, davacılar tarafından davalıya yapılan müracaatın reddedildiğini, mirasbırakanın ilk krediyi 2010 yılında kullandığını, davalı banka tarafından acente sıfatıyla üç yıl boyunca düzenli olarak sigorta poliçesi düzenlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın hayat sigorta sözleşmesine dayalı olarak davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte tahsili isteminde bulunmuş; ıslah ile taleplerini 48.000,00 TL'ye yükseltmişlerdir. II. CEVAP Davalı vekili; husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacıların murislerinin ölümü dolayısıyla gerçekleşen zararın ilgili poliçe genel şartlarına göre teminat dışında kaldığını, poliçede yazılı şerhlerden de görüleceği üzere bu poliçe ile kaza sonucu ölüm ve sakatlık ile ecel sonucu ölüm teminatları verildiğini, ölenin sigorta sözleşmesinden önce var olan hastalığının ölümüne neden olduğunu, bu durumda sigortalının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve teminat dışı hallerden birinin gerçekleştiğini, davalının sorumu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.11.2015 tarihli ve 2014/4 esas, 2015/658 karar sayılı kararı ile; 1515615 ve 2177150 numaralı poliçelerin ferdi kaza ve sakatlık teminatı olarak verildiği, sigortalının eceli ile öldüğünün tespit edildiği, bu poliçelerin vade tarihinin 2011 ve 2012 yılları olup sigortalının vefat tarihinin 23.01.2013 olduğu, poliçelerin vade tarihlerinin ölüm tarihini kapsamadığı, 2177173 numaralı poliçenin ise hastalık sonucu ölüm halini teminat kapsamına aldığı, mütevveffaya 2011 Eylül'de anjiyo yapıldığı, kalbine stent takıldığı, bu müdahalenin sigorta sözleşmesi yapılmadan önce olduğu, ancak dosya arasında bulunan sağlık beyan formunun matbu olarak düzenlendiği, gerekli şekilde sağlık beyan formunun düzenlenmediği, öte yandan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin 9 uncu maddesine aykırı olarak imza karşılığı bilgilendirme formu müteveffaya verilmediğinden müteveffanın kötüniyetli olarak kalp haslığını gizlediği savunmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın 2177173 nolu poliçe yönünden kabulü ile 48.000,00 TL'nin 20.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacılara ödenmesine, diğer poliçeler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davacılar ve davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli, 2016/3452 esas ve 2019/5680 karar sayılı ilamı ile "Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi ile, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir.Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Yargılama sırasında alınan 21.09.2015 tarihli raporda, sigortalı murisin ölüm sebebinin kalp hastalığı ile ilgili olduğu ve bu hastalıkla ilgili teşhisin poliçe tanziminden önce konulduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, davalı ... tarafından düzenlenmiş davacılar murisinin imzasının yer aldığı poliçede murise kalp rahatsızlığı dahil belirtilen hastalık ve rahatsızlıklarının olup olmadığının açıkça sorulduğu, sigortalı murisin bu soruya cevabının poliçede "HAYIR" olarak yazıldığı ve kalp hastalığını bildirmediği, yine davalı ... tarafından düzenlenmiş bilgilendirme formunda beyan yükümlüğü ile ilgili açıklamalar yer almakla birlikte davacılar murisinin bu formda da imzasının yer aldığı anlaşılmaktadır. Tüm bu sebeplerle, mahkemenin davayı kabul gerekçesi yerinde değildir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; sigorta sözleşmelerinin karşılıklı iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmeler olduğu; güven ve iyiniyet ilkesi ile yasal düzenlemeler (TTK 1435) gereği, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu; davacılar murisi sigortalının poliçe tanziminden önce teşhisi konulmuş kalp rahatsızlığını sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı hususları dikkate alınmak suretiyle, bu durumun yaptırımını düzenleyen TTK'nun 1439/2. maddesine göre değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme, yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bozma ilamının kapsam ve nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.12.2021 tarihli ve 2020/1217 Esas, 2021/1595 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dosya içerisinde bulunan 2177173 nolu poliçeye ait sağlık beyan formunda sigortalı murisin sağlığına ilişkin tüm sorulara hayır cevabı verdiği, halen sıhhatli olduğuna ilişkin evet cevabı verdiği, ve bu forma adını soyadını el yazısı ile yazarak imzaladığı, mahkemece murisin hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı konusunda doktor bilirkişiden alınan 21.09.2015 tarihli rapora göre, murisin dosya içindeki tedavi evraklarından mütevveffaya Eylül 2011 tarihinde koroner anjiyo yapıldığı, kalbine stent takıldığı, bu müdahalenin sigorta sözleşmesi yapılmadan önce olduğu, kroner hastalığının sigorta sözleşmesi öncesi var olduğu, sigortalının kaza sonucu değil koroner hastalığa bağlı kalp hastalığı sonucu vefat ettiği, ölüm ile gizlenen hastalık arasında illiyet bağı olduğu, sigortalı murisin poliçe tanziminden önce ölümüne sebep olan hastalıklarının varlığı ve sağlık beyan formunda bu durumu gizlemiş olduğu, gizlenen durum ile ölüm nedeni olan kroner kalp hastalığı hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğu, bu hususların rapordan anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; red kararının hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, sigorta poliçelerinin matbu düzenlendiğini, davalı tarafından bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, kredi sözleşmesi imzalatılırken matbu sigorta belgelerinin de imzalatıldığını, bilgilendirme formunun yazılı olarak ölene verilmesi gerektiğini, kredi ile birlikte poliçenin de aynı gün imzalatıldığını, matbu yapılan bilgilendirme formunun yok hükmünde sayılması gerektiğini, teminat kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, banka kredisi kapsamında düzenlenen hayat sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 ve 1439 uncu maddeleri, Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle davacının poliçe tanziminden evvel teşhisi konan kalp rahatsızlığının sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğünü ihlal etmiş olmasına, poliçenin sigortalı muris tarafından imzalanmış olmasına, ölüm ile gizlenen hastalık arasında illiyet bağı olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Davacılar: 269,85 TL 0.H. 54,40 TL P.H. 215,45 TL Kalan