Başvuru, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle açılan davanın ceza yargılamasının sonucu beklenmeden karara bağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle açılan davanın ceza yargılamasının sonucu beklenmeden karara bağlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, işverene ait işyerinde şoför olarak çalışmakta iken iş akdi işveren tarafından 1/2/2013 tarihinde 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinin (II) numaralı fıkrası uyarınca feshedilmiştir. İşveren, fesih nedeni olarak şirketin deposundan alınan ekmek mamüllerinin faturasız olarak satılmasına dayanmıştır. Başvurucu 13/2/2013 tarihli dava dilekçesiyle iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, fesih tarihine kadar fazla mesai yaptığını, çalıştığı dönem boyunca yıllık izinden yararlandırılmadığını, bir kısım aylığının ödenmediğini ve hafta sonu, genel tatil ile ulusal bayramlarda çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı da dâhil olmak üzere toplam 000 TL işçilik alacağının ödenmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu, bilirkişi raporu doğrultusunda 14/4/2014 tarihinde talebini ıslah etmiştir. İstanbul Anadolu İş Mahkemesi 22/5/2014 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında, dinlenen tanık beyanları, bilirkişi raporu, dosya kapsamı ve özellikle hakkında düzenlenen iddianamenin içeriğine göre başvurucunun, davalı işverene ait iş yerinde şoför olarak çalışmakta iken yufka ve ekmek ürünlerini müşterilere fatura ve fiş düzenlemeden satarak işvereni zarara uğrattığından feshin haklı olduğuna ve bu hâlde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeyeceğine karar vermiştir. Mahkeme diğer işçilik alacakları yönünden ise başvurucunun alacak isteğini haklı bulmuştur. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 11/11/2015 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Nihai karar 16/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 15/1/2016 tarihinde tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4857 sayılı Kanun'un ''İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:... Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:...e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.'' 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.''