Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde satış müdürü olarak 01.07.2003 tarihinde işe başladığını, iş sözleşmesinin haksız ve sebepsiz olarak feshedildiği 31.12.2016 tarihine kadar çalıştığını, haftanın yedi günü çalıştığını, dinî ve millî bayramlarda çalışmasına devam ettiğini, yaz sezonlarında (01 Nisan-01 Kasım) sabah 09.00'dan akşam 23.00'e kadar günlük 14 saat, kış sezonlarında (01 Kasım-01 Nisan) sabah 09.00'dan akşam 21.00'e kadar günlük 12 saat aralıksız olarak çalı
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde satış müdürü olarak 01.07.2003 tarihinde işe başladığını, iş sözleşmesinin haksız ve sebepsiz olarak feshedildiği 31.12.2016 tarihine kadar çalıştığını, haftanın yedi günü çalıştığını, dinî ve millî bayramlarda çalışmasına devam ettiğini, yaz sezonlarında (01 Nisan-01 Kasım) sabah 09.00'dan akşam 23.00'e kadar günlük 14 saat, kış sezonlarında (01 Kasım-01 Nisan) sabah 09.00'dan akşam 21.00'e kadar günlük 12 saat aralıksız olarak çalıştığını, işten çıkartıldığı tarih itibarıyla aylık net 10.500,00 TL (3.000,00 USD) ücret aldığını, müvekkilinin kesintisiz olarak aynı işyerinde çalıştığını, davalı işverenin devralan Şirket olarak müvekkilinin tüm hizmet süresine ilişkin alacaklarından sorumlu olduğunu, hak ettiği yıllık izinlerin kullandırılmadığını, asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fesih ve ihbar tazminatı, ücret miktarı, hizmet süresi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı, hesaplanması ve ödenip ödenmediği ile hükmün usuli kazanılmış hak ilkesine uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk DereceMahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.