8. Hukuk Dairesi 2022/7844 E. , 2023/6544 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne dair kararın, davacı ... ..., ... İçöz,...ve arkadaşları, davacı -davalı..., davalılar ... Belediye Başkanlığı, Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.02.2022 tarihli ve 2021/11101 Esas, 2022/5916 Karar ... ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmişti…
**8. Hukuk Dairesi 2022/7844 E. , 2023/6544 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne dair kararın, davacı ... ..., ... İçöz,...ve arkadaşları, davacı -davalı..., davalılar ... Belediye Başkanlığı, Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.02.2022 tarihli ve 2021/11101 Esas, 2022/5916 Karar ... ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Davalı ... İdaresi, Hazine, davacı ... ... ve arkadaşları, davacı Gayrımenkul Değerler A.Ş. vekilleri tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuş olup, uyulan bozma kararında özetle; “katılanların dava konusu taşınmazda hak iddia ettikleri alanın denetime elverişli olarak belirlenmediği, hükmün gerekçe bölümünde dava konusu taşınmazın bilirkişi raporlarında (B) ve (C) bölümlerinin orman tahdidi içinde kaldığından davacı yararına zilyetlik koşullarının oluşmadığı kabul edilmesine rağmen, hüküm bölümünde taşınmazın tamamının tesciline karar verilmesi suretiyle hüküm ile gerekçe bölümü arasında çelişkiye düşüldüğü, davacı gerçek kişilerin tapu kayıtlarının zilyetleri yararına hukukî kıymetini yitirdiği ve 3402 ... Kanun'un 14, 17 ve 18. madde koşullarının davacı ... yararına oluştuğu, katılanlar Sevim ... ve ...'nın davalı taşınmazda zilyetliklerinin bulunmadığı kabul edilerek çekişmeli taşınmazın davacı ... adına tesciline ilişkin hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, çiftlik tapu kaydına tutunan davacı gerçek kişilerin iddiaları ve sundukları delillerin ve dayandıkları tapu kayıtlarının yöntemince uygulanmadığı, tapu kaydı uygulaması yönünden, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 tarih ve 1996/11-16 ... kararı kesin hüküm olarak kabul edilmiş ise de, bu karar, o davanın tarafı olan tapu malikleri Necip ... ve paydaşları yönünden Kadastro Kanunu'nun 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluştursa da, Kadastro Mahkemesinin sözü edilen 1996/11 Esas ... dosyasında taraf olmayan Hazine ve bu dosyanın davacıları olan ve zilyetlikle edinme iddiasında bulunan gerçek kişiler yönünden kesin hüküm oluşturmayacağının gözetilmediği, 766 ... Tapulama Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddelerinin yürürlükten kaldırılmadığı, ancak somut olayda anılan Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılması gerektiği halde Mahkemece, tapu kayıtlarının kapsamı yöntemince belirlenmediği gibi, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medenî Kanunun yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce zilyet olup olmadıkları, zilyetlikleri varsa ne zaman ve ne şekilde başladığı, zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla devam edip etmediği konularındaki araştırma ve bu konuda toplanan delillerin de hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok davanın bulunduğu, bunlardan bir kısmının sonuçlandırılıp bir kısmının halen devam ettiği anlaşıldığından, Mahkemece, halen görülmekte olan dava dosyalarının birleştirilmesi yargılamayı geciktirip, para ve emek sarfına yol açacağı ve yıllardan beri devam eden davaları daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz hale getireceği göz önünde bulundurularak; dava dosyaları birleştirilmeden, muteriz davacılar Necip ... mirasçıları ve arkadaşlarının dayandığı delillerin eksiksiz olarak toplandığı aynı nitelikteki dava dosyalarından birisinin kılavuz dosya seçilmesi, yapılacak keşif ile dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ... Maa ... Çiftliği, ... Çiftliği ve ... Çiftliği tapularında ... Gediği, ... ve ... sınırlarının ortak sınır, Kırvasil (Orhaniye), Gölenya (İçmeler) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 ... Kanun'un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ... Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 ... parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, ... Maa ... Çiftliği tapusunun ... Köyü 373 ilâ 633 ... parsellere uygulandığı da gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, tapu kayıtları sınırında yazılı Langöz sınırının tapu tesisinde Langöz Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “Langöz”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, ..., ... ve ... ... çiftliklerinin batı sınırını oluşturan çiftlik arazisi olabileceği düşünülerek uygulama yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerin yöntemince giderilmesi, revizyon parselleri ile Kırvasil (Orhaniye) ve Gölenya (İçmeler) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında ... Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtlar 3402 ... Kanun'un 20 ve 21. maddeleri hükmüne göre sabit sınırla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, anlatılan şekilde yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı belirlendiği ya da tapu kaydı kapsamında kalmakla birlikte tapu kaydının, davalılar yararına hukuki kıymetini kaybettiği kabul edildiği takdirde, yapılacak keşifte, katılanlar ... ve ... İçöz'ün, adlarına tesbit gören 190 ada 10 ve 11 parselleri davacı ...'den satın aldıkları ve yüzölçümlerinin eksik kaldığı iddiasıyla davaya katıldıkları nazara alınarak, çekişmeli taşınmazda zilyet oldukları bölüm olup olmadığının belirlenmesi, yoksa tapuya dayanmayan taşınmazlarda zilyetliğin devir ve teslimle el değiştireceğinin gözetilmesi, dava tarihi olan 06.05.2002 tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip çekişmeli taşınmazın niteliği, konumu, zilyetlik bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir. Yargılama sırasında Gayrimenkul Değerler Ticaret A.Ş. vekili vasıtasıyla, davacılar ... ve müştereklerinin tapudan gelen bir kısım paylarını satın aldıklarını ileri sürerek, adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra; davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ...Ş.'nin davasının kabulüne, ... (Köyü) Mahallesi 190 ada 13 parsel ... taşınmazın davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ...Ş. adına tespiti ile dava konusu taşınmazın 3840 pay kabul edilerek, 2400/3840 payının Gayrimenkul Değerler Ticaret A.Ş. adına, kalan kısmının ise payları oranında ... ve arkadaşları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ..., ... İçöz, ... ve arkadaşları, davacı - davalı ..., davalılar ... Belediye Başkanlığı, Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.02.2022 tarihli ve 2021/11101 Esas, 2022/5916 Karar ... ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Katılan Gayrımenkul Değerler Anonim Şirketi, davalılar Hazine,orman idaresi, Davacı ... ... ve arakadaşları tarafından karar düzeltilme talebinde bulunulmuştur. 1.Davalılar Hazine, Orman İdaresi, Davacı ... ... ve arakadaşları karar düzeltme talepleri bakımından; Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme istemlerinin REDDİNE, 2.Katılan Gayrımenkul Değerler Anonim Şirketi vekilinin karar düzeltme talebi bakımından; Dairemizin 26.02.2022 tarihli ve 2021/11101 Esas, 2022/5916 Karar ilamında tapu maliklerinin bi kısmının davadan feragat ettiği,bir kısmının ise mahkemece aleyhlerine verilen ilk hükmü temyiz etmedikleri hükmün tüm tapu maliki davacılar aleyhine kesinleştiği, sonradan davaya katılan Gayrımenkul Değerler A.Ş.' nin ise davacıların akdi halefi olup hükmün davacılar aleyhine kesinleşmiş olmasının katılan şirket açısından da hüküm ifade edeceği belirtilerek tapu malikleri ve katılan şirket adına tescil hükmünün kurulmasının doğru olmadığı belirtilmişse de; katılan şirketin karar düzeltme talebi üzerine yapılan incelemede; Gayrımenkul Değerler Anonim Şirketi'nin tapu maliki ... ... ... payını aldığı iddiası ile davaya katıldığı,... ... Şereflinin davanın taraflarından olmadığı,davadan feragat edenler arasında da yer almadığı dolayısı ile ... ... ... ve onun akdi halefi olan şirket açısından aleyhlerine kesinleşen bir durum olmadığı anlaşılmıştır.Dairemizin bozma ilamının, "...Gayrımenkul Değerler A.Ş.' nin ise davacıların akdi halefi olup hükmün davacılar aleyhine kesinleşmiş olmasının katılan şirket açısından da hüküm ifade edeceği..." "... ile Gayrimenkul Değerler A.Ş. adına" şeklinde yazılan cümlelerin maddi hataya dayalı olarak yazıldığı,katılan şirket açısından aleyhine kesinleşen bir durum olmadığı anlaşılmış olup, Gayrımenkul Değerler Anonim Şirketinin karar düzeltme talebinin kabulü ile işin esasına yönelik itirazlarının incelenmesine geçildi; Mahkemece, davacı tapu malikleri tarafından dosyaya ibraz edilmiş 2901 ... Yasa kapsamında oluşturulan tahrir kayıtlarının Kadastro Birlik dosyalarında birlik defterlerine kaydedilmiş olduğu, tapu maliklerince dosyaya ibraz edilen deliller arasında tapu malikleri lehine kesinleşmiş yargı kararlarının bulunduğu, ... Maa ... Çiftliğine ait tapu kaydının ... Köyünde yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında tapulama ve komisyon kararları ile 758.427,25 m2 lik alana revizyon gördüğü ve dava açılmaksızın kesinleştiği, tapu malikleri adına hükmen tescil edilen parsellerin toplam yüzölçümünün 1.228.606,67 m2 olduğu, 3402 ... Yasa'nın 20/C maddesi uyarınca tapu kayıtlarında belirtilen hudutların değişebilir gayrimuayyen olması nedeniyle miktarına itibar edilerek, 4785 ... Kanun hükümlerine göre devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü, tapu kayıtlarının yüzölçümünden düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceğinin de göz önünde bulundurulduğu, ... ...'ın özel mülkü iken, vakfedilen çiftlik arazileri olduğu ve vakfın sahih vakıf olması sebebiyle zilyetlik yönünden Arazi Nizamnamesinin 20 ve 78. maddelerinin tatbik edilmesine imkan bulunmadığı, 2901 ... Yasa uyarınca 1936-1938 yılları arasında oluşturulmuş tahrir kayıtlarının tapu malikleri adına olduğu, bu durumun dahi başlı başına tapu malikleri lehine zilyetliğe karine oluşturduğu, 1966 yılında başlayıp 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosu sırasında tapu maliklerince tapu kayıtlarının ve tahrir kayıtlarının ibraz edildiği, bu nedenle tapu maliklerinin taşınmazlar üzerindeki tasarruflarını devam ettirdikleri kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma kararları doğrultusunda davacılara ait tapuların hukuki kıymetini kaybetmediği de gözetilerek, dava konusu taşınmazın Çiftlik Tapu sahipleri ve pay satın alan adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacılar ... ve arkadaşları tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde, ... mevkiinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarih 9/18 defter varak ..., sınırları “... Gediği”, “Kırvasilbeli”, “...” ve “... Çiftliği” olan, ... (.../.../...) mevkiinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarih 9/19 defter varak ..., sınırları “... Gediği”, “İnbükü”, “...”, “... Beli” ve “... Çiftliği” olan, ... Maa ... Çiftliği mevkiinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarih 9/20 defter varak ..., sınırları “... Dağı ve Balan Dağı”, ”Taşbük”, “...”, “...”, “Karadağ”, “... Gediği” ve “... Gediği” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarih 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarih 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tescile itiraz davası ile ... tarafından açılan tescil davası dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış,Davacılar ..., ... ve ... ..., taşınmaza zilyet olduklarından adlarına tescili istemiyle kadastro mahkemesine açtıkları davalar birleştirilmiştir. Sevim ... ve ..., ...'a ait taşınmazın 1000 m2'sini satın aldıkları, bu bölümün tespitinin iptali ve adlarına tescili iddiasıyla davaya katılmışlardır. Gayrimenkul Değerler A.Ş. ise çiftlik tapu kaydına tutunan davacıların tapusundan pay satın aldığı iddiası ile davaya katılmıştır. Asli müdahil Gayrımenkul Değerler A.Ş. itirazları ile yukarıda özetlenen Yargıtay bozma ilamı içeriği doğrultusunda, yerel mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın, konularına göre ayrı ayrı maddeler halinde değerlendirilmesi uygun olacaktır. A) Hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacılar ... ve arkadaşları tarafından aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak bölgedeki diğer taşınmazlar hakkında açılan davalar sonucu verilen kararların temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin istikrar kazanan görüşü ve ... Kadastro Mahkemesince yine benzer nitelikteki kararlarında direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar doğrultusunda, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları kök Mart 1290 tarih 18, 19 ve 20 nolu çiftlik tapu kayıtlarının maliki ile davacılar arasında ırsi bağın bulunduğu, davacıların kök tapu malikinin mirasçıları oldukları, tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal gördükleri ve hukuken geçerli kayıtlar oldukları anlaşılmış olup esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir. B) Dosya kapsamına, tapu kayıtlarının cinsine, niteliğine ve bilirkişi raporlarına göre çiftlik tapu kayıtlarının oluşumunda geçen ... ... Vakfı; bir hanedan vakfı olup, bu gibi vakıflar çerçevesinde yapılan tahsisler, bugünkü anlamı ile mülkiyetin (rakabenin) tahsisi değil, miri arazinin gelirinin tahsisi niteliğindedir. Osmanlı İmparatorluğunda ilke olarak Padişah tarafından, arazinin özel mülkiyete geçirilerek vakıf kurulmasına (sahih vakıf) izin verilmemiş, arazinin gelirinin vakıf amacına tahsis edilmesine izin verilmiştir. Diğer bir anlatımla; çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazlar miri arazi niteliğindeki arazilerden olup, kurulan vakıf da gayrisahih nitelikli vakıflardandır.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin tüm kararlarında vakfın gayri sahih vakıf niteliğinde bulunduğu belirtilerek bu konu tartışma dışı bırakılmış, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/1580, 2014/1183, 2017/1625, 3022, 3023, 3024, 3025, vd. Esas ... kararlarında da vakfın niteliği tartışılarak gayri sahih vakıf olduğu açıkça vurgulanmış olup Dairemizce de bu yöndeki istikrarlı uygulama değer bulmuş ve ... ... Vakfının gayrisahih vakıf niteliğinde olduğu ve çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazların şartların varlığı halinde Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanılabileceği kabul edilmiştir. Bu itibarla; yerel mahkemenin, vakfın niteliğinin sahih olduğu ve tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığı yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. C) Türk Kanunu Medenisi’nin 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra Arazi Kanunnamesinin Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin, bu arada Arazi Kanunnamesi'nin 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte bulunduğu kabul edilmiş, uygulama istikrarlı olarak bu yönde sürdürülmüştür. Bu nedenle mahkemece , dava konusu taşınmazın Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddesine dayalı olarak zilyetlikle kazanılamayacağı yönündeki görüşü doğru bulunmamaktadır. D) Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra, hem eldeki dosyada hem de aynı mahiyetteki diğer dosyalarda başkaca bir keşif ya da uygulama yapılmaksızın 2014/26 Esas ... dava dosyası kılavuz dosya seçilmek suretiyle davacı ... ve arkadaşlarının dayandığı çiftlik tapularının uygulanması için keşif yapıldığı ve bilirkişilerce anılan dosya kapsamında verilen asıl ve ek raporlar esas alınmak suretiyle, ..., ... ve Karaca Köyleri kadastro çalışma alanlarında bulunan taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek, taşınmazın çiftlik tapu malikleri ile tapu maliklerinden pay satın alan Gayrimenkul Değerler A.Ş. adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dayanılan çiftlik tapu kayıtlarındaki hudutların, arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi, yörede bulunan mevkii, dağ v.b. yerlerin isimlerini sınır olarak okuması, sınırların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kalan ancak kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle, uygulanabilir olması halinde anılan tapu kayıtlarının 3402 ... Kadastro Kanunu’nun 20-C maddesi gereği sınırları ile değil miktarı ile geçerli olduğu tartışmasız olup, esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir. Öncelikle çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlık, miktarıyla geçerli olduğu kabul edilen çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının nasıl tayin edileceği noktasında toplanmaktadır. Dairemizde temyiz ya da karar düzeltme incelemesi için bulunan dosyaların incelenmesinde, ... Köyünde kısmi kadastronun yapıldığı, 1970 yılında 1 ila 169 parsel numarasıyla tespit tutanaklarının düzenlendiği, bu tutanakların bir kısmının ilk önce edinme sütununa belgesizden zilyetleri adına tespitinin yapıldığı, ancak tespit bilirkişilerinin imzaları alınmaksızın kadastro teknisyenlerince düzenlenen matbu tutanak ile bu tespit maliklerinin adlarının üstü çizilerek taşınmazın çiftlik tapu kayıtları kapsamında kaldıkları belirtilerek tapu malikleri ... ve müştereklerinin adlarının yazıldığı, ya da zilyetlerin adı yazılmadan tutulan aynı matbu tutanak ile doğrudan çiftlik tapu malikleri ... ve müştereklerinin adlarının malik sütununa yazıldığı, muhtar ve üç tespit bilirkişisinin ise bu son şekliyle tutanakları kabul etmedikleri şerhini koyarak imzaladıkları; bu yönde yapılan tespitlere, taşınmazların zilyetleri olduğunu öne süren kişiler tarafından itiraz edilmesi üzerine 1978 tarihli Komisyon kararıyla, iki kadastro teknisyeninin tespit tutanaklarında malik olarak yazılan zilyetlerin adlarının üstünü çizerek çiftlik tapu maliklerinin adlarını yazmalarının usule uygun olmadığı, parsellerin çiftlik tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığı, tapu kayıtlarının kapsamlarının belirlenemediği belirtilerek, yeniden zilyetlerinin adlarının malik olarak yazılmasına karar verildiği ve bu haliyle askıya çıkarıldığı ve çiftlik tapu malikleri tarafından tespite itiraz davalarının açılması sonucu yargılamaların yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2014/26 Esas ... dava dosyasında yapılan son keşif sonucunda 5 kişilik fen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen asıl raporun 60. sayfasında, ... Köyünde 1 ila 169 parsellerin tapu kütüklerinin incelendiği, 1, 2, 3, 4, 5, 33, 105, 120, 122, 123, 124 parsellerin kütük sayfasının boş olduğu, diğer parsellerin ise ... tapusunun revizyonu ile tanzim edilmeyip, zilyetleri adına hükmen tescil edildiği, ... Köyünde ikinci kısmi kadastronun 2007 yılında yapıldığı ve eldeki davaya konu taşınmazlarında bulunduğu ada/parsel sistemine göre çok sayıda taşınmazın tespit tutanağının düzenlendiği ve yine çiftlik tapu kayıtlarının tespitlerde revizyon görmediği belirtilmektedir. Raporda sözü edilen ve kütük sayfalarının boş olduğu belirtilen 105, 122, 123, 124 parsellerine ait dava dosyaları temyiz incelemesi için Dairemizde bulunduğundan, bu dosyaların incelenmesinde, çiftlik tapu malikleri yönüyle reddine dair verilen önceki tarihli hükümlerin kesinleştiği, aynı taşınmazlar hakkında zilyetliğe, miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak başkaca kişiler tarafından açılan davalarda verilen kararların, eksik incelemeye dayalı olarak bozulması nedeniyle henüz kesinleşmediği görülmüştür. Temyiz incelemesi sırasında, Dairemizde bulunan aynı bölgeye ilişkin diğer dava dosyalarının incelenmesinde de, çiftlik tapu kaydı malikleri adına ikinci kısmi kadastro çalışması sırasında hükmen tescil edilen taşınmazların bulunmadığı saptanmış, yine ... (.../.../...) tapusuna dayalı olarak tapu malikleri adlarına tespit ve tescilin yapılmadığı da anlaşılmıştır. ... Köyünde ise “... maa ... Çiftliği” tapusunun 373 ila 633 ... parsellere uygulandığı, eldeki dosyada ... Köyünde kadastro sonucu oluşan tapu kütükleri üzerinde bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı ve düzenlenen rapor içeriğine göre; 758.457,25 m2 tapulama ya da komisyon kararıyla kesinleşen taşınmazlar ile 1.228.606,67 m2 hükmen kesinleşen yerler olmak üzere toplam 1.987.033,92 m2 yüzölçümündeki çok sayıdaki taşınmazın (bilirkişi raporlarında parsel numaraları belirtilmiştir) çiftlik tapu malikleri adına tescil edildiği görülmektedir. Dairemizde temyiz incelemesi için bulunan Mahkemenin kılavuz dosya kabul ettiği 2014/26 Esas ... dava dosyasının incelenmesinde, Mahkemece 7-8-9 Kasım 2018 tarihlerinde 3 gün süren keşif yapılmış olup, 5 kişilik fen bilirkişi heyetince düzenlenen 19.03.2019 havale tarihli rapor ve ekinde; memleket haritaları, hava fotoğrafları, kadastro paftaları ile çakıştırılmış olarak çok sayıda harita üzerinde tapu kayıtlarında geçen sınırlar gösterilmiş, memleket haritaları, orman tahdit haritaları, Osmanlıca olarak düzenlenen ve bilirkişi vasıtası ile tercüme ettirilerek dosya kapsamına alınan haritalardan faydalanılmak suretiyle zemindeki yerleri bulunup haritasına işaretlenmiş, ayrıca bu raporda ... ve ... (.../.../...) tapu kayıtlarının üç hududunun müşterek olması ve kapsadığı alanın kısmen çakışması nedeniyle iki tapunun toplam miktarı (4000 + 3000 = 7000 dönüm) üzerinden ve ... Köyü 1 ile 169 parseller dikkate alınmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilerek harita üzerinde gösterilmiş, ... Köyünde de tapu malikleri adına tespit edilen ya da hükmen kesinleşen taşınmazların dış sınırları belirlenerek kapsam tayin edilmesi halinde bu sahanın yaklaşık 6.454.610 m2 olduğu ve tapunun miktarıyla “7000 dönüm (6.395.240 metrekare)” uyumlu olduğu belirtilmiştir. Orman bilirkişileri tarafından verilen ek raporda; Orman İdaresi eliyle düzenlettirilen 15.08.1963 tarihli rapora atıf yapılarak “... ve ... (.../.../...) tapuları birlikte değerlendirilerek 429 dekar 550 m2, ... maa ... tapusunda ise 1311 dekar 300 m2 yerin orman sayılan ve devletleştirilen, iadeye tabii olmayan saha olduğu” belirtilmiş, ayrıca çiftlik tapu kayıtlarının sınırları içinde kalan ... serisi orman tahdidi ve ... serisi orman tahdidi olarak 1966 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidine göre tahdit kapsamında olan yerlerin devlet ormanı olduğu, tahdit kapsamı dışında kalan yerlerin ise orman sayılmayan yer olduğu ifade edilmiştir. Çiftlik tapu sahipleri tarafından, devletleştirme ile kendilerine verilen bedelin arttırılması istemiyle açılan dava dosyası, Dairemizce eldeki dosyanın temyiz incelemesi sırasında Mahkemesinden getirtilmiş, dosya içeriğinde de Orman Genel Müdürlüğünün 08.02.1969 tarihli cevabi yazısı ile (orman bilirkişileri tarafından ek raporlarında bildirilen) aynı miktarlarda devletleştirilen orman olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Diğer yandan; 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 ... Yasa uyarınca, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanların devletleştirildiği, bu ormanların hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçeceği düzenlenmiş olup, kanun hükmü uyarınca devletleşen ormanlar hakkında bir haritanın eldeki dosya kapsamında bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, fen bilirkişilerinin ek raporlarında, tapu kapsamında 1945 yılında devletleştirilen alanların neresi olduğu hususunda ayrıca bir harita düzenleyemedikleri, bölgede 1967 yılında seri bazda yapılan kesinleşmiş orman sınırları esas alınarak ormanların gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2014/26 Esas ... dosyasında, keşif sonrası dosyaya sunulan 5 kişilik fen bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar nedeniyle bilirkişi heyetinden, özellikle çiftlik tapu kayıtlarının devletleşen orman alanlarından çıkarıldıktan sonra varsa yerleşim ve ziraat etmeye müsait alanların kapsamının belirlenmesi, memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine çevrilerek komşu parselleri içine alacak şekilde aplike işleminin yapılması, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumu çevre taşınmazlarla ele alınarak, tapu kayıtlarının yüzölçümü ile kapsadığı alanları varsa devletleştirilen orman alanlarının harita üzerinde ayrı renklerde işaretlenmesi, çiftlik tapu maliklerinin dayandığı 1936 tahrir nolu bir kısım vergi kayıtlarının kapsadığı alanların harita üzerinde gösterilmesi istenilmiş; asıl raporu hazırlayan 5 kişilik fen bilirkişisi heyetinin hazırlanacak ek raporun içeriği hususunda kendi aralarında görüş ayrılığına düşmeleri nedeniyle; fen bilirkişileri ... ..., ...,... tarafından ayrı bir ek rapor, fen bilirkişileri ... ... ve ... ... (kendisi keşfe katılmamış, keşif heyetinde tek harita mühendisi olarak ... ...’ın yer alması nedeniyle 2. bir harita mühendisi olarak mahkemece sonradan bilirkişi heyetine dahil edilmiş olup asıl raporda imzası bulunmamaktadır.) farklı bir ek rapor, fen bilirkişisi ... tarafından ise ayrı bir ek rapor düzenlenmiştir. Söz konusu 2014/26 Esas ... dosyada yapılan keşifte, çiftlik tapu maliklerinin dayandıkları tahrir vergi kayıtlarının sınırları zeminde tek tek gösterilip kapsadığı alanlar belirlenmemiş, ancak mahkemece ara kararla vergi kayıtlarının mevkilerinin haritalar üzerinde gösterilmesi yönünde fen bilirkişilerinden ek rapor hazırlanması istenilmiş ve bu ek raporlarla; 1936 tarihli vergi kayıtlarından, mevkileri memleket haritaları üzerinde gösterilen mevkilerle uyumlu bulunanlar, anılan haritalar üzerinde gösterilmeye çalışılmış ise de, eldeki dosyanın konusu olan taşınmazlar ile Dairemizde temyiz ya da karar düzeltme incelemesi için bulunan dosyaların konusunu oluşturan taşınmazlar üzerinde çiftlik tapu maliklerinin bizzat ya da kira, icar gibi başkaca kişiler vasıtasıyla sürdürülen bir zilyetliklerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Vergi kayıtlarının ancak zilyetlikle birleşmesi halinde hüküm ifade edeceği, diğer bir anlatımla 1936 yılında taşınmazların vergiye kaydettirilmesinin, tespitin yapıldığı 2007 yılına kadar zilyetlik iradesinin sürdürüldüğü anlamına gelmeyeceği açıktır. E) Yukarıdaki tüm anlatımlardan sonra, miktarıyla geçerli bulunan çiftlik tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesi hususunun çözümlenmesi gerekmektedir. ... ve ... (.../.../...) mevkiindeki tapu kayıtlarının kadastro çalışmalarında revizyon görmemesi, tapu malikleri adına tapu kaydına dayalı olarak hükmen tescil edilmiş taşınmazlar bulunmaması karşısında kapsamının nasıl belirleneceğinin yöntemi ile ... maa ... mevkili çiftlik tapusunun tespite esas alınması, tapu malikleri adına tespit ve tescil edilen yine görülen davalar sonucunda hükmen tapu malikleri adına kadastro çalışmaları sonucunda tespit ve tescil edilen taşınmazlar bulunması nedeniyle, miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamlarının belirlenmesinde izlenecek yol ve yöntemin birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. I - ... VE ... (.../.../...) MEVKİLİ ÇİFTLİK TAPULARI YÖNÜYLE; 4000 dönüm yüzölçüme sahip ... mevkiindeki Mart 1290 tarih 9/18 defter varak ... tapu kaydı “... gediği”, “Kırvasilbeli “, “...” ve “... Çiftliği”; 3000 dönüm yüzölçüme sahip ... (.../.../...) mevkiindeki Mart 1290 tarih 9/19 defter varak ... tapu kaydı ise “... Gediği”, “İnbükü”, “...”, “... Beli” ve “... Çiftliği” sınırlarına sahiptir. Görüleceği gibi birbirine yakın mevkide bulunan her iki tapu kaydının “... Gediği”, “...” ve “... Çiftliği” sınırları aynıdır. Söz konusu 2014/26 Esas ... dosyada yapılan keşif ve bu keşif sonucunda alınan 5 kişilik fen bilirkişi raporu ile 3 ayrı ek raporun tamamında bilirkişiler, yukarıdaki paragrafta belirtilen sınırların, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 Esas ... dosyasında yapılan keşif ve düzenlenen raporlardan, 1/25.000 ölçekli memleket haritaları ile eski yazı (osmanlıca) olarak (1917 ve 1922 basım tarihli) düzenlenmiş olması nedeniyle tercümesi yapılan ... Arşivinden temin edilen haritadan yararlanılmak suretiyle belirlendiğini, raporların içeriğine göre tapu kayıtlarında okunan; “... Gediği” sınırının, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada gösterilmediğini, 1/25.000 ölçekli haritada ise Mezargediği Mahallesi olarak yer aldığını, “...” sınırının 1/25.000 lik haritada ... T. (Tepesi) olarak yer aldığını, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde ise “... Burnu” olarak tercüme edilen yer ile arasında 8 km mesafe bulunması nedeniyle haritaların birbiriyle uyumsuz olduğunu, “... Çiftliği” sınırının 1/25.000 lik haritada “... mvk” olarak yazılı bulunduğunu, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada ise gösterilmediğini (yerel bilirkişilerce bölgede bu isimde bir çiftlik bulunmadığı ifade edilmiştir), “Kırvasil Beli” sınırının 1/25.000 lik haritada yer almadığını, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde ise “Kırvasil” olarak tercüme edilen yerin günümüzde “Orhaniye” Köyünün bulunduğu yere isabet ettiğini (yerel bilirkişilerce de Orhaniye Köyünün eski adının Kırvasil olarak bilindiği ifade edilmiştir.), “... Yanı” sınırının 1/25.000 lik harita üzerinde bulunmadığını, eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde ise “...” olarak tercüme edilen yerin günümüzde “İçmeler” Köyünün bulunduğu yere isabet ettiğini (yerel bilirkişilerce de İçmeler Köyünün eski adının Gölenye olarak bilindiği ifade edilmiştir) bildirmişlerdir. Fen bilirkişi raporlarındaki bu anlatımlar karşısında, ... ve ... (.../.../...) mevkili çiftlik tapularının sınırlarının mevki, mahalle, köy olarak gösterildiği, bir kısmının eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada üzerinde dahi gösterilmediği ya da haritalarda gösterilen yerler arasında uyumsuzluk olduğu, diğer bir anlatımla tüm bu sınırların sabit sınır niteliğinde olmadığı gibi nokta sınır niteliğinde dahi bulunmadığı açıktır. Tapu kayıtlarında mevkii olarak geçen ve bu mevkii ismi ile anılan “...” ve “... (.../.../...)” mevkilerinin de; 1/25.000 lik memleket haritalarında ve eski yazı (osmanlıca) ile düzenlenen haritada yakın mesafelerde ancak farklı yerlerde gösterildiği, 1996 tarihli memleket haritasında “... (.../.../...)” mevkisinin yazılı olmadığı görülmektedir. Her ne kadar, 2014/26 Esas ... dosyada hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamında; “... Çiftliği” sınırının mevki sınır olmayıp çiftlik arazisi olabileceğinin (sabit sınır) düşünülmesi ve kapsam tayininde dikkate alınması gereğine değinilmiş ise de, zeminde böyle bir çiftliğin bulunmadığı, mevki ismi olması nedeniyle sabit sınır niteliğinde olmadığı; yine bozma ilamında, ... mevkili çiftlik tapusunun 1 ilâ 169 ... parsellere revizyon gördüğü ve kapsam tayini noktasında yine bu taşınmazların da dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ise de, yukarıdaki paragraflarda açıklandığı üzere, Komisyon kararlarıyla çiftlik tapularının uygulanamadığı belirtilerek zilyetleri adına tespitlerin yapılmış olması karşısında, ... Mevkili çiftlik tapusunun revizyon görmediği anlaşılmaktadır. Fen bilirkişisi ... ... ve arkadaşları tarafından verilen ek raporda, tapu kaydının oluştuğu tarihten bu yana mevcut ve değişmeyen sabit sınır niteliğinde bir hudut ve kapsamının tespit edilemediğinin, sınırların sabit sınır olmayıp geniş bir alanı tarifler mahiyette bulunduğunun, “... çiftliği” / “...” sınırının ... Köyü’nün güney istikametinde 6 km mesafede bulunması nedeniyle sabit sınır alınmak suretiyle uygulama yapılamadığının belirtildiği; fen bilirkişi ... ... ve ... ... tarafından hazırlanan ek raporda da benzer hususlara değinildiği; fen bilirkişisi ... tarafından hazırlanan ek raporda ise özetle, tahrir kayıtlarında gösterilen mevkiler ve 1970 yılında yapılan kadastroda (kısmi kadastro) 1 ila 169 parsellerde 279 nolu vergi kaydının uygulanması, değirmen, deniz, tahrirlerde okunan mezarlıklar, 15.08.1963 tarihli orman idaresi raporu gözetilerek, ... ve ... mevkili çiftlik tapularına miktarıyla kapsam tayin edildiği ve somut dosyada dava konusu edilen taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığı yönünde rapor sunulduğu görülmektedir. Öte yandan; eldeki dosyanın, tapu kaydının kapsamının tayini noktasında araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmasından sonra, Yerel Mahkemece aynı mahiyette bulunan bir kısım dosyalarda, zilyetleri yönüyle Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddelerinin zilyetleri lehine gerçekleştiği gerekçesiyle verdiği direnme kararları üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/1183, 2017/1625, 3022, 3023, 3024, 3025, vd. Esas ... dosyalarında yapılan inceleme neticesinde, 2018 ve 2019 tarihli kararları ile çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi hususunda; “tapu kayıtlarına sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayırırken, davacılar adına tespit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümleri de dikkate alınarak, dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının kesin olarak saptanmaya çalışılması, çekişmeli taşınmazın, davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydının 3402 ... Kanun'un 20/C maddesi çerçevesinde miktar itibariyle kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılması halinde, aynı Kanun'un 20/B maddesi gereğince niza gününe kadar kayıt sahibinin kullanımı var ise tapu kaydına değer verilmesi, taşınmazın tapu kaydının 3402 ... Kanun'un 20/B ve C maddelerindeki ilkelere göre belirlenecek olan kapsamında kalmadığı sonucuna ulaşılması halinde, davalı tarafça sürdürülen zilyetliğin şekline ve süresine göre davalı taraf adına edinme koşulları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiş ve bu görüş istikrarlı biçimde, direnme üzerine verilen bu mahiyetteki bozma kararlarının tamamında yer almıştır. Davacılar ... ve arkadaşları tarafından, çiftlik tapu kayıtlarına dayalı olarak açılan 1974/9 (bozulmakla 1996/11) Esas ... dosyada, eldeki dosyada olduğu gibi üç gün süren keşif yapılarak tapu kayıtlarının kapsamının belirlendiği, keşif sonucunda Yıldız Teknik Üniversitesinde öğretim üyesi görevinde bulunan profesör ünvanlı jeodezi ve fotogrametri uzmanı olan 3 kişilik fen bilirkişi heyetince, tapu kayıtlarının sınırlarının 1/25.000 lik harita üzerinde gösterildiği, raporlarında tapu kayıtlarında yazılı alanlar ile zeminde sınırların düz çizgi çekilmek suretiyle belirlenen alanlar arasında çok büyük farkların bulunmasının nedeninin eski tapu kayıtlarının tesis edildiği zamanda hudutları tanımlamak için maruf (bilinen) isimlerin (mevki vb) alınmasından kaynaklandığı ve bu mahalli isimlerin birer nokta olarak kabulü ile bu noktaların birleştirilerek hudutların uygulanmasına çalışıldığı, eski tapu kayıtlarının arazide uygulanması ve belirtilmesinin başkaca imkanının bulunmadığı belirtilmektedir. ... Köyünde ilk kısmi kadastro ile tespitleri yapılan 1 ila 169 parsel ... taşınmazların tamamı ile 2. kısmi kadastronun yapıldığı 2007 yılında tespiti yapılan taşınmazların tamamına yakın bir kısmına karşı ... ve arkadaşları tarafından, ... ve ... (.../.../...) mevkili tapu kayıtlarına dayalı olarak dava açıldığı, ancak; Mahkemece bu dava dosyalarında tapu kayıtlarına kapsam tayin edilemediği, yukarıdaki paragrafta bahsedilen Mahkemenin 1996/11 Esas ... dosyasında ancak sınırları itibariyle hayali çizgiler birleştirilmek suretiyle tapu kayıtlarının uygulanabildiği; mevcut bu tapu kayıtlarına kapsamında kaldığı gerekçesiyle Mahkemenin kılavuz dosya kabul ettiği 2014/26 Esas ... dosyada verilen 11.09.2019 tarihli karar ile, kılavuz dosyaya atıf yapılarak 11.09.2019 tarihinden sonra verilen ve halen Dairemizde temyiz incelemesinde bulunan dosyalar dışında başkaca hiçbir dosyada çiftlik tapu malikleri adına hükmen tescil edilen taşınmaz bulunmadığı, ... bu kılavuz dosyada yapılan keşif ve sonucunda verilen kararlardan daha önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 2018-2019 tarihli direnme üzerine verilen kararlarda da sabit sınırlardan başlanmak üzere “dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının kesin olarak saptanmaya çalışılması” hususuna açıkça değinildiği, Mahkemece kılavuz olarak kabul edilen eldeki 2014/26 Esas ... dosyada 7-8-9 Kasım 2018 tarihinde yapılan keşif ve tamamlanması yaklaşık 1 yıl süren asıl ve ek raporlara göre bu tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayini için gerekli sabit sınırların bulunmadığı bir kez daha anlaşılmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler karşısında; 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi uyarınca tapu kaydına, ancak birbiriyle çakışan iki sabit hududun bulunması halinde bu hudutlardan başlanmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilmesinin mümkün olduğu, Yargıtayın gayrimenkul davalarının incelemesinin yapıldığı kapatılan 7., 16. ve 17. Hukuk Dairelerinin ve Hukuk Genel Kurulunun uygulamasının da bu yönde olduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ... ve ... (.../.../...) mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebildiği, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, her ne kadar vergi kayıtlarının tam ve doğru bir şekilde keşif esnasında uygulaması yapılıp dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiş ise de; davacı çiftlik tapu maliklerinin 1936 yılında tek taraflı beyanına dayalı olarak düzenlenen tahrir vergi kayıtlarının, zilyetlik iradesinin devam ettirildiğine dair karine sayılamayacağı, zira tahrir kayıtlarının düzenlendiği 1936 yılından kadastro tespitlerinin yapıldığı 2007 yılına kadar aynı Kanun’un 20/C maddesi gereğince tapu maliklerince çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürülen bir zilyetliğin olmadığı, çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... Köyünde hem 1970 yılında hem de 2007 yılında yapılan kısmi kadastro çalışmalarında tapu malikleri adına tapuya dayalı olarak tespit görüp kesinleşen ya da yine tapu kaydına dayalı olarak tapu malikleri adına hükmen tescil edilen bir taşınmaz bulunmadığı, bu haliyle tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayinin mümkün olmadığı, ortada sabit sayılabilecek tek bir sınır bile olmadığından, bunun aksine olarak her ne şekilde olursa olsun tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmeye çalışılması halinde subjektif bir uygulamaya yol açılacağı, diğer bir anlatımla; davacı ... ve arkadaşlarının tutundukları ... ve ... (.../.../...) mevkili tapu kayıtlarına kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece, ... Köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazların miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşları ile onlardan pay satın aldığı iddiası ile davaya katılan şirket'in davalarının reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır. II - ... MAA ... MEVKİLİ ÇİFTLİK TAPUSU YÖNÜYLE; Davacı ... ve arkadaşlarının dayandığı Mart 1290 tarih 20 ... tapudan gelen Şubat 1962 tarihli 1 ... 7000 dönüm yüzölçümlü ... maa ... mevkili çiftlik tapusunun, ... Köyünde yapılan kadastro çalışmasında 373 ilâ 633 ... parsellere revizyon gördüğü, temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemizde bulunan aynı bölgeye ilişkin dava dosyalarından anlaşılmaktadır. Bu dava dosyalarında bulunan bir kısım kadastro tespit tutanaklarının edinme sütununda, tapu kaydının kuzey hududuna denk gelen ... Gediği ve ... İskelesi hudutlarından çizgi çekilmek suretiyle güneyde kalan bölümlerin tapu kaydı kapsamında kalan yerler olduğu belirtilerek kadastro çalışması sırasında 373 ila 633 parsellere revizyonunun yapıldığı, hattın kuzeyinde kalan taşınmazların ise çiftlik tapusu kapsamı dışında kaldığı kabul edilerek, başkaca nedenlere dayalı olarak (kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ya da başkaca tapu kayıtları) tespitlerin yapıldığı belirtilmektedir. Söz konusu 2014/26 Esas ... dava dosyasında, ... Köyünün kadastro sonucu oluşan tapu kütükleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre; 758.457,25 m2 tapulama ya da komisyon kararı ile tapu malikleri adına kesinleşen yerler ile 1.228.606,67 m2 hükmen tapu malikleri adına kesinleşen yerler olmak üzere toplam 1.987.033,92 m2 yüzölçümündeki çok sayıda taşınmazın çiftlik tapu malikleri adına tescil edildiği, 5 kişilik fen bilirkişi raporunda da, tapu malikleri adına tespit edilen ve hükmen ya da dava açılmaksızın kesinleşen bu parsellerin dış sınırları esas alınarak ve doğrusal olarak birleştirilmek suretiyle kapsam tayin edilmesi halinde bu sahanın 6.454.610 m2 olduğu, tapu kaydı miktarı olan (7000 dönüm = 6.395.240 m2) ile uyumlu olduğu ve kayıt miktarına göre eksiği bulunmadığı (devletleştirilen orman alanı düşülmeksizin) bildirilmiştir. Eldeki dosyanın konusunu her ne kadar ... Köyünde yapılan kadastro sonucu tespit tutanağı düzenlenmiş taşınmaz oluştursa da, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, 2014/26 Esas ... dosyanın kılavuz dosya seçilerek, davacıların dayandıkları üç çiftlik tapusunun da kapsamının belirlenmesi için keşif yapıldığı, “... maa ... Çiftlik” tapusunun da keşifte uygulandığı, keşif sonucunda 5 fen bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor ve ekindeki haritalarda, tapunun sınırlarında okunan; “...”, “... Dağı”, “...”, “... Çiftliği”, “... Gediği”, “... (...)”, “Karadağ”, “Mezargediği” sınırlarının gösterildiği, her bir sınırın kendi içinde geniş alanlar içeren mevkii, dağ isimleri olduğu, bozma ilamında da belirtildiği üzere bu sınırların gayri sabit hudutlu olup, tapu kaydının miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesi gerektiği ve diğer çiftlik tapularında da olduğu üzere bu tapu kaydının da birbiriyle kesişmeyen hudutlarının bulunduğu tartışmasız ise de, bu sınırlar kapsamında kalan ... Köyü kadastro çalışma alanında, tapu malikleri adına tespit edilen, dava açılmaksızın ya da hükmen kesinleşen taşınmazların bulunduğu dikkate alındığında, tapu kaydının kapsamının da bu taşınmazların oluşturduğu alan olarak değerlendirilmesi gerektiği, 5 kişilik fen bilirkişi heyetince hazırlanan asıl rapor, ya da fen bilirkişilerince ayrı ayrı hazırlanan 3 ayrı ek raporda da bu şekilde kapsam tayin edilmeye çalışıldığı, bu şekilde yapılan kapsam tayini Dairemizce de uygun bulunmakla birlikte, tapu kaydının kapsadığı alanın yüzölçümünün belirlenmesi noktasında fen bilirkişi heyetince hataya düşüldüğü kanaatine varılmıştır. Şöyle ki; “... maa ... Çiftlik” tapusu 7000 dönüm = 6.395.240 m2 yüzölçümünde olup bu tapu kapsamındaki 1311 dekar 300 m2 yerin orman sayılan ve devletleştirilen, iadeye tabi olmayan alan olarak belirlenmiş olması ve okaliptus fidanlığı olarak 1946 yılında 36.760 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kamulaştırma işleminin yapılması nedeniyle, bu miktarlarında tapu kaydının yüzölçümünden düşülmesi suretiyle kapsam tayininde esas alınacak miktarının belirlenmesi ve bundan sonra, tapu kaydına, çiftlik tapu malikleri adına tespit ve tescil edilen (dava açılmaksızın ya da hükmen kesinleşen) taşınmazların dış sınırları esas alınmak suretiyle arada bağlantı kesilmeksizin kapsam tayin edilmesi gerektiği gözden kaçırılmıştır. Bu durum karşısında; harita mühendisleri kurulunca, çiftlik tapusu malikleri adına tescil edilmiş bulunan taşınmazlar en kuzeyden başlanmak suretiyle dıştan çevreleyecek şekilde, yukarıda belirtilen devletleştirilen ve kamulaştırılan alanlarda gözetilmek suretiyle kaydın kapsamının tereddütsüz belirlenmesi gerekir. Eldeki dosya kapsamına gelince; çekişmeli 190 ada 13 parsel ... taşınmazın ... Köyünde bulunduğu, tapu maliklerinden ... ... ...'nin payını satın aldığı iddası ile davaya katılan şirketin dayandığı ... ve ... (.../.../...) mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, çekişmeli taşınmazın da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınırının bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı ve anlaşıldığından, Mahkemece, müdahil Gayrimenkul Değerler Ticaret ...nin, ... Köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazın miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmesi gerekirken tapu malikleri ile onlardan pay satın aldığını iddia eden şirket adına tescil hükmü kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle, Davalılar Hazine, Orman İdaresi, Davacı ... ... ve arakadaşları vekillerinin karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle katılan Gayrımenkul Değerler Anonim Şirketi vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin Dairemizin 26.02.2022 tarihli ve 2021/11101 Esas, 2022/5916 Karar ... ilamına 2. bentteki gerekçenin de ilave edilmek sureti ile İİK'nun 366 ve 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 1086 ... Kanun'un 442 nci maddesi uyarınca takdiren 1.470,00'er TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden Hazine, Orman İdaresi, Sevim Tunca ... ve arkadaşlarından ayrı ayrı alınarak Hazineye irad kaydına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 7139 ... Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 168,30 TL karar düzeltme harcının peşin harçtan mahsubu ile kalan 394,35 TL'nin karar düzeltme isteyen Sevim Tunca ve arkadaşlarından alınmasına, Peşin harcın istek halinde Gayrımenkul Değerler A.Ş.'ye iadesine, 19.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Karar düzeltme isteyen tapu malikleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16 ve 20. Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve daha önceki bozma kararındaki muhalefet şerhinde belirttiğim nedenlerle tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan farklı gerekçeyle karar düzeltme talebinin kabul edilerek Dairemizin kararının bozulması gerektiği, zilyetliğe dayanarak tescil isteyen davacı açısından bakıldığında ise hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın etrafıyla birlikte büyük bir alanın açık gözüktüğü, dava konusu yere yönelik tasarruf sınırlarının oluşmadığı, taşınmazın açık olmasının zilyetliğe dayanan tarafından ekonomik amaca uygun kullanımın var olduğu anlamına gelmeyeceği, bu nedenle zilyetliğe dayanan davacının davasının da reddine karar verilmesi gerektiği, düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.