4. Hukuk Dairesi 2021/878 E. , 2024/1652 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/54 E., 2021/90 K. DAVALILAR : 1. Estetik Yayıncılık Anonim Şirketi 2. ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 29.06.2017 HÜKÜM/KARAR : Ret/ İstinaf Talebinin Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/351 E., 2018/574 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dola…
**4. Hukuk Dairesi 2021/878 E. , 2024/1652 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/54 E., 2021/90 K. DAVALILAR : 1. Estetik Yayıncılık Anonim Şirketi 2. ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 29.06.2017 HÜKÜM/KARAR : Ret/ İstinaf Talebinin Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/351 E., 2018/574 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...Ş'nin imtiyaz sahibi olduğu Sözcü Gazetesinde diğer davalı tarafından 22.06.2017 tarihinde kaleme alınan " İçişleri'nde deprem 41 ilin valisi değişti", "... ve ...'in babası merkeze alındı" başlıklı haber nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, dört çocuğundan diğerlerinin isimleri ...,...ve ...olmasına rağmen gerçek dışı şekilde dava konusu haberin yapıldığını, haber ile müvekkilinin kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, haberin yapılmasında kamu yararının bulunmadığını, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın haber tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; haberin kaynağının Adalet ve Kalkınma Partisi eski Milletvekili Abdullah Çetinkaya olduğunu, haber yapılmadan önce adı geçen kişiye sorularak teyit edildiğini, davacının nüfus kayıt örneği incelendiğinde çocuklarından birinin adının ... olduğu ve 15 Temmuz kalkışmasından sonra açılan dava üzerine isminin değiştirildiğinin tespit edilebileceğini, haberin görünür gerçeğe uygun olup basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahip olduğu, dava konusu haberin güncel olup kamuoyunu ilgilendirdiği, görünür gerçekliğe uygun olduğu, heberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yapılan haber ile müvekkilinin FETÖ ile bağlantılı olmakla itham edildiğini, basit bir araştırma ile müvekkilinin ... ve...isimli çocuklarının olmadığının tespit edileceğini, müvekkilinin nüfus kaydına dair bir inceleme yapılmadan kasıtlı olarak bu haberin yapıldığını, müvekkilinin ...Valisi olarak görev yaparken bu ve benzer haberler nedeniyle merkeze alındığını, yapılan haber ile itibarının zedelendiğini, haberin verilmesinde kamu yararı bulunmadığını, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 22.06.2017 tarihli haberde davacının FETÖ ile bağlantılı olduğu yönünde bir itham ve iddianın bulunmadığı, incelenen nüfus kaydına göre davacının oğlunun isminin daha önce ... olduğu ancak mahkeme kararı ile ...olarak değiştirildiği, haber içeriğinin bu yönü ile kısmen doğru olduğu, diğer çocukların isimleri bakımından ise gazetecilik tekniği gereği çarpıcı olması için abartılı bir dil kullanıldığı, dava konusu haberin bütünü itibari ile görünür gerçekliğe uygun, basının haber verme, toplumun haber alma hakkı kapsamında kaldığı, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığı, haber ve yazıda kullanılan abartılı gerçek olmayan ifadelerin gazetecilik tekniği gereği olağan kabul edilmesi gerektiği, bu durumun ayrıntı boyutunda kalıp davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yapılan haber ile müvekkilinin FETÖ ile bağlantılı olmakla itham edildiğini, basit bir araştırma ile müvekkilinin ... ve...isimli çocuklarının olmadığının görüleceğini, nüfus kaydına dair bir inceleme yapılmadan kasıtlı olarak bu haberin yapıldığını, müvekkilinin ...Valisi olarak görev yaparken bu ve benzer haberler nedeniyle merkeze alındığını, yapılan gerçek dışı haber ile itibarının zedelendiğini, haberin verilmesinde kamu yararı bulunmadığını, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ...Ş'nin imtiyaz sahibi olduğu Sözcü Gazetesinde diğer davalı tarafından 22.06.2017 tarihinde kaleme alınan " İçişleri'nde deprem 41 ilin valisi değişti" "... ve ...'in babası merkeze alındı" başlıklı haber nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 26 ve 28 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu 22.06.2017 tarihli Sözcü Gazetesinde yayınlanan haberde davacının da içinde bulunduğu birden fazla valinin merkeze alınmasına dair kararname sonrasında "Çocuklarına ......ve ... isimlerini veren ...Valisi ... merkeze alındı" şeklinde söz ve ifadelere yer verildiği, davacının incelenen nüfus kaydına göre çocuklarından birinin adı ... iken 16.11.2016 tarihinde açılan isim değiştirme davası ile ...olarak değiştirildiği, haberin bu yönü ile görünür gerçeğe uygun olduğu, davacının "... ve ..." isminde çocukları olmamakla beraber; basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olması karşısında, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğundan söz edilemeyeceği, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etttiği, haberin yayın tarihi itibari ile güncel olduğu, haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu; basının somut gerçeği değil, o anda belirlenen, var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamak durumunda olduğu, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından sorumlu tutulamayacağı, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.