10. Ceza Dairesi 2023/13338 E. , 2024/19896 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/404 E., 2021/525 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkra…
**10. Ceza Dairesi 2023/13338 E. , 2024/19896 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/404 E., 2021/525 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 06.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/33789 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61508 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61508 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1- 07.06.2018 tarihli suç yönünden; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/2360 Esas, 2019/7718 Karar sayılı ve aynı Dairenin 24.02.2020 tarihli ve 2020/250 Esas, 2020/1242 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, Dosya kapsamına göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sonuç kısmında söz konusu kararda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceği açıkça gösterilmediği gibi karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye sanığa tebliğ edilmediği, kaldı ki anılan kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebliğin de usulsüz olduğu, bu hâliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kendisine usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmayan sanık hakkında açılan kamu davasında mahkemesince durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, 2- 16.09.2019 tarihli suç yönünden; Adı geçen sanığın 16.09.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2019 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Sanık hakkında ilk eylemi nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının itiraz yolu ve süresi belirtilmeksizin kesin olarak verildiği, karara karşı sanığın itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin itiraz süresi ve merciinin de gösterilmesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi de yapılmadığından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliğinin ortadan kalkmış olduğundan anılan kararın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uygulamasına esas alınamayacağı ve 16.09.2019 tarihli eylem nedeniyle doğrudan kamu davası açılamayacağı, bundan sonra sanık hakkında verilecek ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına kadar olan tüm suçlara ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden, Cumhuriyet Savcılıklarınca soruşturma dosyalarının birleştirilmesinin temini amacıyla, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 07.06.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2018 tarihli ve 2018/113351 soruşturma, 2018/5179 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın, şüphelinin bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, adresten ayrıldığından bahisle bilatebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese MERNİS şerhi düşülerek tebliğe çıkarıldığı, 18.01.2019 tarihinde aynı konutta oturan kardeşi imzasına tebliğ edildiği, ayrıca erteleme kararının bir örneğinin şüpheliye 04.01.2019 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında tutanakla elden verildiği, tutanakta "7 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebileceğinin" belirtildiği, tedbirin infazı için 07.01.2019 tarihinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 28.10.2018 tarihli aynı nitelikteki eylemi nedeniyle, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2018 tarihli ve 2018/141799 soruşturma, 2018/63968 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek soruşturma evrakının 2018/113351 sayılı soruşturma dosyasına gönderildiği, C. Şüphelinin 11.11.2018 tarihli aynı nitelikteki eylemi nedeniyle, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2019 tarihli birleştirme kararı ile evrakın 2018/113351 soruşturma ile birleştirilmesine karar verildiği, D. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 08.01.2019 tarihli ve 2019/195 DS sayılı çağrı yazısının 18.01.2019 tarihinde aynı konutta oturan kardeşi imzasına tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 30.01.2019 tarihli uyarılı çağrı yazısının 11.02.2019 tarihinde aynı konutta oturan kardeşi imzasına tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 21.03.2019 tarihinde dosyanın kapatılmasına karar verilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, E. Şüphelinin yükümlülüklerine ve tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2019 tarihli ve 2018/113351 Soruşturma, 2019/17552 Esas, 2019/13411 sayılı iddianamesi ile İzmir 15.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, F. Şüphelinin 16.09.2019 tarihli aynı nitelikteki eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2019 tarihli ve 2019/116264 Soruşturma, 2019/42070 Esas, 2019/32900 sayılı iddianamesi ile İzmir 49. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 49.Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2021 tarihli ve 2019/584 Esas, 2021/159 Karar sayılı birleştirme kararı ile davanın İzmir 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/404 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, G. Yapılan yargılama sonucunda, İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.07.2021 tarihli ve 2019/404 Esas, 2021/525 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 kez "1 yıl 8 ay" hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. H. Dosya kapsamına göre; 07.06.2018 tarihli suç yönünden yapılan incelemede; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 191 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, her ne kadar erteleme kararının bir örneği şüpheliye 04.01.2019 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında tutanakla elden verilmiş ve tutanakta 7 gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebileceği belirtilmiş ise de itiraz süresinin "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmesi nedeniyle yasa yolu bildiriminin usulsüz olduğu anlaşıldığından; mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerekmektedir. 16.09.2019 tarihli suç yönünden yapılan incelemede; Sanığın 16.09.2019 tarihli eylemine ilişkin yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2019 tarihli iddianamesiyle doğrudan kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; Sanık hakkında ilk eylemi nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının itiraz yolu belirtilmeksizin usulsüz olarak verildiği, karara karşı sanığın itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin 15 günlük itiraz süresinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi de yapılmadığından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, bu durumda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 16.09.2019 tarihli eylem nedeniyle doğrudan kamu davası açılamayacağı, 16.09.2019 tarihli eylem, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceğinden erteleme kararının 16.09.2019 tarihli eylemi de kapsayacağı anlaşılmakla, erteleme kararının kesinleşmesi tarihine kadar işlenen aynı nitelikteki tüm eylemlerin tek suç olarak ve mahkemece 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabulü gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2019/404 Esas, 2021/525 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.06.2024 tarihinde karar verildi.