DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1461 E. , 2024/970 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1461 Karar No : 2024/970 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... II-(DAVALILAR): 1-... 2-... Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri... 3- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2021/1140, K:2022/5994 sayılı kararının davacı tarafından aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünde…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1461 E. , 2024/970 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1461 Karar No : 2024/970 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... II-(DAVALILAR): 1-... 2-... Bakanlığı VEKİLİ: Hukuk Müşaviri... 3- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2021/1140, K:2022/5994 sayılı kararının davacı tarafından aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden, davalı idareler tarafından iptale ve iptal kararı nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımları yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, emniyet amiri olarak görev yapmakta iken bir üst rütbeye terfi için katıldığı sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin, 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının, 14/08/2015 tarihinde açıklanan emniyet amirliğinden 4. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi işlemlerinin, 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 29. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan "sözlü sınavda en az elli puan almış olmak kaydıyla" ibaresinin iptaline karar verilmesi, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 6638 sayılı Kanun ile değişik 55. maddesinin 11. fıkrasının (c) bendinde yer alan ''sözlü sınavda" ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2021/1140, K:2022/5994 sayılı kararıyla; Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek; Dava konusu Yönetmelik'in 29. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan ''sözlü sınavda en az elli puan almış olmak kaydıyla'' ibaresi yönünden, Düzenlemenin, 05/05/2016 tarih ve 29703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/04/2016 tarih ve 2016/8770 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı görüldüğünden, bu isteme yönelik olarak davanın konusuz kaldığı; bu itibarla, davacının iptalini talep ettiği düzenleme yürürlükte olmadığından, düzenlemenin iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı, Davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlem yönünden, Davacının rütbe terfi sözlü sınavı sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan Yönetmelik hükümlerinin Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2018 tarih ve E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması, kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2020 tarih ve E:2019/179, K:2020/2522 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmesi karşısında, söz konusu hukuka aykırı düzenlemelere dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının iptali istemi yönünden, Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2016/21882, K:2020/4548 sayılı kararıyla 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının iptal edildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/02/2022 tarih ve E:2021/2271, K:2022/553 sayılı kararıyla onandığı ve iptal kararının kesinleştiği görüldüğünden, 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının iptali istemine ilişkin olarak bu davada yeniden bir karar verilmesine gerek görülmediği, Terfi işlemleri yönünden, Aynı istemle açılan başka bir davada, Dairelerinin 24/11/2022 tarih ve E:2021/1109, K:2022/5993 sayılı kararıyla dava konusu emniyet amirliğinden 4. sınıf emniyet müdürlüğüne yapılan terfi işlemlerinin iptaline karar verildiğinden, işbu davaya yönelik aynı istem hakkında yeniden karar verilmesine yer bulunmadığı, Yargılama giderleri yönünden, Davaya konu düzenleyici işlem hakkında davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de bu hususun, düzenleyici işlemde dava tarihinden sonra değişiklik yapan idarenin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağı; davaya konu düzenleyici işleme yönelik olarak açılan başka bir davada Danıştay Beşinci Dairesince verilen 16/11/2020 tarih ve E:2016/23196, K:2020/5173 sayılı "davanın reddi" yolundaki kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/06/2022 tarih ve E:2021/2270, K:2022/2177 sayılı kararıyla onandığı, sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükmü yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple yargılama giderlerinin yarısının davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçeleriyle, Kısmen iptale, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin yarı yarıya paylaştırılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava açıldıktan sonra gelişen hukuki durum karşısında dava konularından bazılarının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi durumunda davacının yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağı; haklılık durumunun tespit edilmesi gerektiği; eski sınav düzenlemesinin iptal edilmiş olmasının haklılığını ispatladığı; lehine karar verilmesine rağmen idare yerine kendi üzerinde yargılama gideri bırakılmış olmasının adeta cezalandırma manasına geldiği; Daire kararının aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve avukatlık ücreti yönlerinden hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, iptali istenen idari işlemlerin ve dayanağı Yönetmelik hükümlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olduğu, bahse konu Yönetmelik'te, dayanağı 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun amir hükümleri uyarınca rütbe terfiinde yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olunması şartının arandığı, sözlü sınavında başarı barajının aday lehine düşük tutulduğu, elli puan alma şartı konulmasının kamu yararı ve hizmet gereği olduğu, sözlü sınavın, adaylara önceden bastırılan sorular arasından soru kartı çektirilmek suretiyle icra edildiği, bu yönüyle farklı komisyonlar tarafından farklı değerlendirme yapıldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, adayların değerlendirme kriterlerinin Yönetmelik'te açıkça ortaya konulduğu, dolayısıyla, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile bu hükümlere dayanılarak tesis edilen idari işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, Daire kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı ile davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Emniyet Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın temyize konu kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, Danıştay İkinci Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2021/1109, K:2022/5993 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2023 tarih ve E:2023/968, K:2023/2118 sayılı kararı ile kesin olarak onanmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen iptale yönelik Danıştay İkinci Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2021/1140, K:2022/5994 sayılı kararının temyize konu kısımlarının ONANMASINA, 3. 06/05/2024 tarihinde davacının istemi yönünden oyçokluğu, davalı idarelerin istemleri yönünden oybirliği ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY X- Dava, emniyet amiri olarak görev yapmakta iken bir üst rütbeye terfi için katıldığı sözlü sınavda davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlemin, 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının, 14/08/2015 tarihinde açıklanan emniyet amirliğinden 4. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi işlemlerinin, 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 29. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan "sözlü sınavda en az elli puan almış olmak kaydıyla" ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Danıştay İkinci Dairesinin 24/11/2022 tarih ve E:2021/1140, K:2022/5994 sayılı kararıyla; Davacının rütbe terfi sözlü sınavı sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptaline, davanın diğer kısımları yönünden karar verilmesine yer olmadığına, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükmü yönünden davalı idare davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceğinden, yargılama giderlerinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Temyize konu Daire kararının yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden davacının temyiz istemi incelendiğinde; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir. Hukukumuzda, iptal davası açıldıktan sonra, yargılama faaliyeti devam ederken, idarece işlemin, yürürlükten kaldırılması, hukuk aleminde geçerliliğinin kalmaması ve artık işin esasının incelenmesinde yarar görülmeyen hallerde davanın konusuz kaldığından söz edilmektedir. Bu noktada, 6100 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesine bakıldığında, davanın konusuz kalması halinde, hakime, davanın açıldığı zamandaki haklılık durumunu değerlendirerek yargılama giderlerine hükmetme konusunda takdir hakkı tanındığı görülmektedir. Temyizen bakılan uyuşmazlıkta Dairece, dava konusu Yönetmelik hükmünün, 05/05/2016 tarih ve 29703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/04/2016 tarih ve 2016/8770 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı; dolayısıyla dava konusu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle birlikte, bu hususun, düzenleyici işlemde, dava tarihinden sonra değişiklik yapan idarenin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağı; zira, söz konusu düzenlemeye yönelik olarak açılan başka bir davada Danıştay Beşinci Dairesince verilen 16/11/2020 tarih ve E:2016/23196, K:2020/5173 sayılı "davanın reddi" yolundaki kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/06/2022 tarih ve E:2021/2270, K:2022/2177 sayılı kararıyla onandığı, sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Yönetmelik hükmü yönünden davalı idarenin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple yargılama giderlerinin yarısının davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, bu kısım yönünden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakıldığı ve davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. İdarenin düzenlemeyi yürürlükten kaldırması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen davalarda, "başka bir davada" aynı düzenleme yönünden esasa girilerek verilen ve kesinleşen bir ret kararı bulunduğundan ve bu nedenle artık idarenin haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceğinden bahisle davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda değerlendirilmesi gereken temel nokta, ret kararlarının kesin hüküm niteliğidir. Gerek kabul şartları, gerekse esastan ret kararlarının meydana getirdiği kesin hüküm nisbi kuvvettedir. Kararların etkisi sadece taraflara yöneliktir. (Çağlayan, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", A.Ü Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:III, Sayı 1, s.138) Üçüncü kişiler aynı işlem aynı sebep yönünden yeni bir dava açabilirler. (Gözübüyük, Yönetsel Yargı, s. 214) Çünkü bu redde dair kararlarda, reddin sebebi davacının ileri sürdüğü delillerin ve gerekçelerin yeterli olmamasıdır. (Telli, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", İdare Hukuku ve İdari Yargı ile ilgili incelemeler III. Ankara 1980, s. 103.) Bu itibarla, aynı düzenleme yönünden davanın reddi yönünde verilen yargı kararının, iptal kararları gibi kesin hüküm etkisinin mutlak olmadığı zira, farklı iddialarla açılacak başka bir davada daha evvel hukuka uygun görülen aynı düzenleme bakımından iptal yönünde bir karar verilmesinin önünde bir engel bulunmadığı dikkate alındığında, yürürlükten kaldırılan dava konusu düzenleme yönünden işbu dosyada hukuka uygunluk değerlendirmesi yapılmadan, başka dosyada davanın reddi yolunda verilen karara atıfla davacının haksız çıktığı kabul edilerek bu dosyanın yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemez. Bu durumda, davanın, davacının rütbe terfi sözlü sınavı sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali, diğer kısımlar yönünden karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı ve düzenleyici işlem yönünden bu düzenlemeyi tesis eden ancak sonradan yürürlükten kaldıran davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği görüldüğünden, bu kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Daire kararının düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığı kısmına bağlı olarak davacı aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyoruz.