Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun bir internet sitesinde yayımlanan röportajında kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun bir internet sitesinde yayımlanan röportajında kullandığı ifadeler nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Diyarbakır'da bir ortaokulda Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyesidir. Somut olay 2015 yılı Haziran ayından itibaren yaşanan terör eylemleriyle mücadele kapsamında bazı ilçelerde sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi ve eğitim faaliyetlerine bir süre ara verilmesi etrafında şekillenmiştir (arka plan bilgisi için bkz. Dilek Kaya, B. No: 2018/14313, 17/7/2019, §§ 8-11). Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi, anılan durumu protesto etmek maksadıyla bir nöbet tutma eylemi organize etmiştir. Başvurucu, söz konusu eyleme iştirak ederek konu hakkında bir internet haber sitesine mülakat vermiştir. Başvurucunun 11/2/2016 tarihinde haberleştirilerek internette yayımlanan açıklaması şu şekildedir:"Eğitimci birinin öğrencilerinden ayrılması bir ağacın toprakla olan temasının kesilmesi gibidir. Bir eğitimcinin öğrencileri ile olan ilişkisi onu anlamlandıran şeydir, bende eylül ayından beri oluşan bu yönde, sonuçta öğrenci olmadan, okul olmadan bir eğitimcinin de anlamı olmuyor. Öğrencilerin hissedemedikleri eğitimi veriyorsunuz, çok ciddi siyasi bilinç ufak yaştaki çocukta bir şekilde gelişebiliyor, bunu siz çocukların tamamında hissedebiliyorsunuz. Duruşlarından, bakışlarından bunu anlayabiliyorsunuz. İtiraf edeyim okula olan bakışlarına kadar bu sözünü ettiğim bilinç şekilleniyor, sonuçta şöyle bir durum var ortada kendilerini hissedemedikleri, örtüşemedikleri bir eğitim veriyoruz çocuklara, siz çocuğun umudunu alırsanız geriye ne kalır ki, böylesi bir gerçeklik yaşanırken, eğitimcilerin varoluş gerçeklikleri ortadan kaldırılmışken, buna karşı ses çıkarmak ve yaşanan durumun değişmesi ve dönüşmesi noktasında bir çaba içerisinde olmak, bütün öğretmenlerin alması gereken bir tutum olarak duruyor. Bu fikir ilk ortaya atıldığında buna güç vermek gerektiğini düşünüyorum, insanlar yaşanan gerçeği görsünler çünkü üzerine konuştuğumuz şey geleceğimiz, herkesin öyle ya da böyle duyarlı olması gerekiyor". Söz konusu haber nedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu ifadesinde; çocukların kendilerini hissedemedikleri ve örtüşemedikleri bir eğitim verildiği ifadesiyle yaşanan dil problemine vurgu yaptığını, çocukların yaşadıkları hak ihlallerine dair söyleminin ise çatışmalar nedeniyle çocukların eğitim hakkının ihlal edildiğine ve yaşanan olumsuzluklara vurgu yapmaktan ibaret olduğunu, kullandığı ifadelerin şiddet içerikli olmadığını ve kamuyu bilinçlendirme amacı taşıdığını belirtmiştir. Soruşturma neticesinde yapılan açıklamada "terör örgütünü destekleyecek unsurları barındıran açık cümlelerin olmadığı görülmekle birlikte ifadeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde bir öğretmenin kullanmaması gereken ifadeler oldukları, yaşanan olaylara ilişkin terör örgütünü eleştiren hiçbir ifadeye yer verilmemiş olduğu, üstü kapalı politik mesajlar verilmeye çalışıldığı, bir öğretmene asla yakışmayacak bir tonda olduğu ve sendikal eylem niteliği taşımadığı" belirtilerek eylemin 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (d) alt bendi -"hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak"- kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvurucunun kınama cezasının cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi, başvurucunun açıklamasında ''çocukların umudunun ellerinden alınması; çocuklara çok hissedemedikleri örtüşemedikleri bir eğitimin verildiği; çocukların yaşadığı hak ihlallerinin görünür kılınmasının amaçlandığı" gibi cümleleri kullanmasının hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlardan olduğu sonucuyla davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar istinaf yolunda oyçokluğu ile kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai kararı 28/11/2018 tarihinde öğrendikten sonra 28/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.