Başvurucu, taşınmazına ilişkin olarak açılan tapu iptal ve tescil davasının yedi yıl sonra neticelendiğini, mahkeme kararlarının gerekçesiz olması ve delil toplanması yönündeki taleplerinin dikkate alınmaması nedeniyle yapılan yargılamanın adil olmadığını ve bu nedenle verilen kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, ayrıca benzer hukuki uyuşmazlıklara nazaran farklı karar tesisinin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu belirterek, Anayasa’nın 10. , 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan hakların
Başvurucu, taşınmazına ilişkin olarak açılan tapu iptal ve tescil davasının yedi yıl sonra neticelendiğini, mahkeme kararlarının gerekçesiz olması ve delil toplanması yönündeki taleplerinin dikkate alınmaması nedeniyle yapılan yargılamanın adil olmadığını ve bu nedenle verilen kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, ayrıca benzer hukuki uyuşmazlıklara nazaran farklı karar tesisinin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu belirterek, Anayasa’nın , ve maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 2/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 10/10/2013 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/12/2013 tarihli görüş yazısı 18/12/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 24/12/2013 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun ihlal iddiasına konu davanın davacısı olan S.S. Çandarlı Özlem Sahil Arsa ve Yapı Kooperatifi ile dava dışı Haskum Yapı Malzemeleri Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketi arasında Ankara Noterliğinin 29/5/1996 tarih ve 28454 yevmiye nolu evrakı kapsamında kat karşılığı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesi ve 13/7/1998 tarihli ek sözleşme akdedilmiştir. Yüklenici firmanın edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla açılan dava sonucunda Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin 2/5/2007 tarih ve E.2004/166, K.2007/209 sayılı karar ile 29/5/1996 tarihli kat karşılığı inşaat yapım ve satış vaadi sözleşmesi ile 13/7/1998 tarihli ek sözleşmenin feshine karar verilmiş ve belirtilen karar derecattan geçerek kesinleşmiştir. S.S. Çandarlı Özlem Sahil Arsa ve Yapı Kooperatifi tarafından Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinin 2/5/2007 tarih ve E.2004/166, K.2007/209 sayılı kararına dayanılarak, yüklenici firma tarafından dava dışı bir üçüncü şahsa ve akabinde başvurucuya devredildiği iddia edilen taşınmazın tapusunun iptaline ve kooperatif adına tesciline karar verilmesi talebiyle 16/6/2009 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açılmıştır. Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/4/2010 tarih ve E.2009/190, K.2010/138 sayılı kararı ile, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi sonucu 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanununun maddesinin birinci fıkrası yorumuyla tapu iptal ve tescil talebi olarak nitelendirilen davanın yargılaması neticesinde, taşınmazın başvurucu adına olan tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı temyiz edilmekle Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/10/2011tarih ve E.2010/4995, K.2011/6135 sayılı kararı ile onanmıştır. Başvurucu vekili tarafından yapılan karar düzeltme talebi Yargıtay Hukuk Dairesinin 7/2/2013 tarih ve E.2012/2809, K.2013/829 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar bu tarihte kesinleşmiştir. Karar 15/3/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” Olay tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Akitten rücu eden alacaklı, vaidolunan şeyi vermekten imtina ve tediye eylediği şeyi istirdat edebilir.”