(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/6411 E. , 2012/8531 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ....İCRA MAHKEMESİ Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanık ...’ün beraatine karar verilmiş, hüküm şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya gönderilmekle Dairemizce yapılan inceleme sonunda 17/10/2011 tarihli karar ile mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı Yargıtay C.Başsavcılığının 07/12/2011 tarihli iti
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2012/6411 E. , 2012/8531 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ....İCRA MAHKEMESİ Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanık ...’ün beraatine karar verilmiş, hüküm şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya gönderilmekle Dairemizce yapılan inceleme sonunda 17/10/2011 tarihli karar ile mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı Yargıtay C.Başsavcılığının 07/12/2011 tarihli itirazı üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... ve 2011/601 Esas, 2012/413 sayılı kararı ile 6352 sayılı Yasanın 99 ve 101. maddeleri uyarınca itirazın Dairemizce değerlendirilmesi için dosya yeniden gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Somut olayda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında; İİK'nun 44. Maddesinin tacir olarak kabul edilenlere bir yükümlülük yüklediğini ve bu yükümlülüğe uymamanın müeyyidesi de aynı kanunun 337/a maddesinde “ 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ şeklinde düzenlendiği ve sanığın gerçek kişi tacir olduğu belirtilerek bozma kararı verilmesi gerekirken onama kararı verilmesinin isabetsizliği ileri sürülerek hükmün bozulması talep edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aynı konudaki itirazına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2012 tarih ve 2012/16.HD - 505, 509 ve 513 Esas sayılı dosyalarında özetle; ticareti terk eden borçlunun 6762 sayılı Türk Ticaret Yasası anlamında tacir olmasının gerektiği, 6762 sayılı Kanunun 18. maddesinde ticaret şirketlerinin de tacir olduğunun belirtilmesi nedeniyle ticaret şirketlerinin ve bu anlamda limited şirketin anılan Kanunun 18. maddesi uyarınca tacir olduğunda kuşku bulunmadığı, İİY'nın 44. maddesinde 'ticareti terk eden tacir' ifadesi kullanılmış olup, bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün konulmadığı, o halde tacir sayılan limited şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İcra İflas Yasasının 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı Yasanın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı, diğer yandan İİY'nın 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkça ifade edildiği, ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY'nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekecek, ancak aynı fiili işleyen ve İİY'nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticaret şirketi müdür ve yetkililerinin ise cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına gelecektir ki bunun yasal bir dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle oyçokluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmiştir. Sanık gerçek kişi tacir olmasına rağmen Dairemizce verilen onama kararında sanığın ticaret şirket yetkilisi olarak kabulü ile ticaret şirketlerine özgü gerekçe ile mahkeme kararının onanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; Dairemizce, Yargıtay C. Başsavcılığının itirazı değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden kabulü ile Dairemizin 17/10/2011 tarih ve 2010/7579 Esas, 2011/5886 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek yapılan inceleme sonunda; Sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret sicili memurluğuna bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaması gerekmekte olup, somut olayda, sanığın ... Ticaret Sicili Memurluğunun 18/01/2008 tarih ve 1334 sayılı yazılarından ticaret siciline kayıtlı gerçek kişi tacir olduğunun anlaşılmasına ve adreste bulunmamanın ticareti terk anlamına gelmeyip başka bir adrese de taşınmış olması ihtimaline karşı ticareti terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılmadan ve vergi mükellefiyetinin devam edip etmediği kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden sorularak, ticareti terk ettiğinin anlaşılması halinde hangi tarihte terk ettiği, buna göre de şikayetin süresinde olup olmadığı tespit edilmeden eksik inceleme ile beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.