Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/6318 E. , 2024/6766 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/6318 Karar No : 2024/6766 DAVACILAR : 1-...2-... 3- ...4- ...5- ...6- ... DAVALILAR : 1- ... - ... 2-... Başkanlığı - ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Elazığ, Tokat ve Trabzon illerinde meydana gelen ve genel hayata etkili kabul edilen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Afet ve Acil Durum Yönetimi
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/6318 E. , 2024/6766 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/6318 Karar No : 2024/6766 DAVACILAR : 1-...2-... 3- ...4- ...5- ...6- ... DAVALILAR : 1- ... - ... 2-... Başkanlığı - ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Elazığ, Tokat ve Trabzon illerinde meydana gelen ve genel hayata etkili kabul edilen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/06/2022 tarih ve 31856 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 03/06/2022 tarih ve 5684 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Davaya konu parsellerin ... Köyü'nde bulunan az sayıdaki sulu tarıma müsait tarlalar olduğu, dava konusu işlemde belirtilen afetin 1983 yılında meydana geldiği ve 17 hanenin zarar gördüğü, toplam 11 aile için davacıların iki parselinin birden acele kamulaştırılmasına karar verilmiş ise de 11 aile arasında neredeyse köyde yaşayan kimsenin kalmadığı, 11 aile için uygun kamu arazilerinin bulunduğu, 11 ailenin ... Köyü sınırları içerisinde mülkiyeti kendilerine ait parsellerinin bulunduğu ve bu parsellerin eski evlerine yakın bir mevkide olduğu, ayrıca heyelandan etkilenen yere yakın ... Köyü'nde de parsellerinin bulunduğu, 1983 yılında meydana gelen heyelanın üzerinden yaklaşık 40 yıl geçtikten sonra yer seçimi yapılmasının işlemde acelelik olmadığının kanıtı olduğu, 11 ailenin İstanbul'da ikamet ettiği, dava konusu kararın iptali gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazların bulunduğu ... Köyü'nde 1990 yılında meydana gelen heyelan afeti nedeniyle 11.02.1991 tarih ve 1505 sayılı Afete Maruz Bölge Kararının ve 30.05.1990 tarih 15659 sayılı Genel Hayata Etkililik Olur'unun alındığı, bu kapsamda 17 afetzede için hak sahipliği çalışması yapıldığı, ... Köyü'nde yerleşime uygun alan tespit edilememesi ve ... İlçesi'nde afet konutlarının yerleşimi için uygun hazine arazisi bulunmaması nedeniyle anılan köyün yatırım programından çıkarıldığı, 08.10.2014 tarihinde ... Köyü, ... Mahallesi için Jeolojik Etüt Raporu hazırlandığı, bu rapor ve eki krokide sınırları belirlenen alanların 02.02.2015 tarih ve 7257 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Afete Maruz Bölge ilan edildiği, konunun 2016 yılında yeniden programa alınarak yer seçimi çalışmalarına başlandığı, ancak heyelan afetinden dolayı 17 hak sahibi ailenin barınma ihtiyaçları için kendilerine ve kamuya ait yerleşime uygun taşınmaz tespit edilemediği, süreç içerisinde hazır konut kredisi kullanmak isteyen 5 afetzede ile kendi taşınmazı için yer seçimi yapan 1 afetzede dışında kalan 11 hak sahibi için yer seçimi çalışmalarına devam edilerek 17.03.2022 tarihli yer seçimi protokolünün düzenlenerek onay için Bakanlığa gönderildiği, yer seçimi çalışmalarının 7269 sayılı Kanunun 16. maddesine dayanılarak hazırlanan 03.05.2013 tarih ve 3003 sayılı Başbakan Yardımcılığı makamına ait 2013/5 Yer Seçimi Genelgesine istinaden yürütüldüğü, hak sahiplerinin aynı köyde ve bitişik köy sınırları içinde bulunan taşınmazlarının eğimli yapıya sahip olmasından dolayı yer seçimine uygun bulunmadığı, merkez mahallede kamu arazisi bulunmaması nedeniyle dava konusu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildiği, hak sahiplerinin ikametgahlarının şehir dışında bulunmasının hak sahipliğine engel teşkil etmediği, 32 yıldır devam eden bu sürecin çözüme kavuşturulması amacıyla kamulaştırma işlemlerine başlanılarak 2016 yılında yer seçimi çalışmalarının yeniden programa alındığı, temin edilebilecek başka taşınmaz bulunamaması nedeniyle davacılara ait taşınmazların kamulaştırma yoluyla yeni yerleşim olarak seçilmelerinin uygun görüldüğü, dava konusu taşınmazların imar planında konut alanı olarak planlanmasının düşünüldüğü, dava konusu kararın hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Elazığ, Tokat ve Trabzon illerinde meydana gelen ve genel hayata etkili kabul edilen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla ekli listede bulunan taşınmazların Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/06/2022 günlü, 31856 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 03/06/2022 günlü, 5684 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 21. maddesinde, "Afet bölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar ve iskan alanları içindeki taşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğine veya katma bütçeli dairelere ait olanlardan (Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmaz malları ile, Hazineye, özel idare ve belediyeye ait taşınmaz mallardan bir kamu hizmetine tahsis edilenler hariç) ihtiyaca tekabül eden miktarı, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlik olunur. Afet sahaları içinde ve dışında yeniden kurulacak iskan yerleri (Şehir, kasaba, köy) ile mevcut iskan sahalarına yapılacak eklemeler için, yukarıdaki hükümler dairesinde arazi temini mümkün olmıyan hallerde (Normal gelişme alanlarına öncelik verilmek şartiyle) arazi ve bina satınalınabileceği gibi, kamulaştırma mevzuatı dahilinde, kamulaştırma da yapılabilir. Bu maddeye göre sağlanan taşınmaz mallar İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine, ayrıca ferağ şartı aranmaksızm Hazine adına re'sen tescil olunur." hükmüne yer verilmiş olduğundan, anılan Yasa uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalarda 2942 sayılı Yasanın acele kamulaştırmayı düzenleyen 27. maddesi hükmünün de uygulanabileceği açıktır. Buna göre, 7269 sayılı Yasanın anılan hükmü uyarınca bir bölgenin afet sahaları içinde veya dışında yeniden kurulacak iskan sahası olarak belirlenmesi halinde, iskan yerlerine ilişkin projelerin uygulanmasında satın alma yoluna gidilebilecek, arazi ve binaların bu yolla temin edilememesi halinde kamulaştırma yapılabilecektir. Arazi ve binaların kamulaştırma yoluyla temini halinde, bölgenin iskan sahası olarak belirlenmiş olması tek başına acele kamulaştırma yapılmasına gerekçe teşkil etmeyeceğinden, öncelikle olağan kamulaştırma yolunun uygulanması, kamulaştırmanın 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca yürütülebilmesi için ise acele kamulaştırma prosedürünün uygulanabilme koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, ... Köyü, ... Mahallesinde 1990 yılında meydana gelen heyelan afeti nedeniyle 11.02.1991 günlü, 1505 sayılı Afete Maruz Bölge Kararının ve 30.05.1990 günlü, 15659 sayılı Genel Hayata Etkililik olurunun alındığı, bu kapsamda 17 afetzede için hak sahipliği çalışması yapıldığı, 1992 yılında yer seçimi işlemlerine başlanarak 14.09.1993 tarihli protokolün düzenlendiği, 17.05.2002 tarihinde de kamulaştırma kararının alındığı, DSİ 72. Şube Müdürlüğünce su baskını riski taşıyan alanın dere ıslahının yapılamayacağının bildirilmesi ve başka alan bulunamaması nedeniyle anılan köyün yatırım programından çıkarıldığı, afete maruz bölgelerin sayısal ortalama aplikasyonları kapsamında yapılan güncellemelere dayanılarak 08.10.2014 tarihinde ... Köyü, ... Mahallesi için Jeolojik Etüt Raporu hazırlandığı, bu rapora göre 11.02.1991 günlü Afete Maruz Bölge kararnamesinden çıkarılan alanların rapor eki krokide belirlenen sınırlara göre 02.02.2015 günlü, 7257 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Afete Maruz Bölge ilan edildiği, konunun 2016 yılında yeniden programa alınarak yer seçimi çalışmalarına başlandığı, ancak heyelan afetinden dolayı 17 hak sahibi ailenin barınma ihtiyaçları için kendilerine ve kamuya ait yerleşime uygun taşınmaz tespit edilemediği, süreç içerisinde hazır konut kredisi kullanmak isteyen 5 afetzede ile kendi taşınmazı için yer seçimi yapan 1 afetzede dışında kalan 11 hak sahibi için yer seçimi çalışmalarına devam edilerek 17.03.2022 tarihinde düzenlenen yer seçimi protokolü uyarınca uyuşmazlığa konu taşınmazların da yer aldığı alan için dava konusu işlemin tesis edildiği, 14.06.2022 tarihinde kamu yararı kararının alındığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta 1990 yılında meydana gelen heyelan afeti nedeniyle iskan sahası için gerekli olan taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu tartışmasız olmakla birlikte, yukarıda özetlenen süreç sonrasında uyuşmazlığa konu taşınmazların kamulaştırılmasında, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konmadığı, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin, acelelik halinin, üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı görüldüğünden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin amacına, uygulanma koşullarına ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, uyuşmazlığa konu taşınmazların diğer paydaşları tarafından dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan başka bir davada, Danıştay Altıncı Dairesi'nce 05/07/2023 günlü, E:2022/5403, K:2023/6473 sayılı kararla dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Diğer taraftan, uyuşmazlığa konu taşınmazların tarım arazisi vasfında olması nedeniyle, tarım dışı amaçla kullanılabilmesi için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri gereğince tarım dışı amaçla kullanım izni alınması gerekmesine karşın, dosyada bu konuda herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakla birlikte, Danıştay Altıncı Dairesinin yukarıda sözü edilen 05/07/2023 günlü, E:2022/5403, K:2023/6473 sayılı kararının davalı idarelerce temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2023/2643 sayısına kaydedilen dosyanın incelenmesinden, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/12/2023 günlü, E:2023/2643 sayılı Ara Kararı ile taşınmazlara tarım dışı amaçla kullanım izni verilip verilmediğinin sorulması üzerine dosyaya sunulan ... Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ... sayılı yazısından, uyuşmazlığa konu taşınmazlarda Nazım ve Uygulama İmar Planı çalışması talebi kapsamında istenilen iznin 7403 sayılı Kanunun 13. maddesi gereği uygun görülmediğinin bildirildiği anlaşılmakla, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 03/06/2022 günlü, 5684 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 20/11/2024 tarihinde, davacılardan ...'in geldiği, davalılar vekili Av....'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Elazığ, Tokat ve Trabzon illerinde meydana gelen ve genel hayata etkili kabul edilen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/06/2022 tarih ve 31856 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 03/06/2022 tarih ve 5684 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali stemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 21. maddesinde, "Afet bölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar ve iskan alanları içindeki taşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğine veya katma bütçeli dairelere ait olanlardan (Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmaz malları ile, Hazineye, özel idare ve belediyeye ait taşınmaz mallardan bir kamu hizmetine tahsis edilenler hariç) ihtiyaca tekabül eden miktarı, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlik olunur. Afet sahaları içinde ve dışında yeniden kurulacak iskan yerleri (Şehir, kasaba, köy) ile mevcut iskan sahalarına yapılacak eklemeler için, yukarıdaki hükümler dairesinde arazi temini mümkün olmıyan hallerde (Normal gelişme alanlarına öncelik verilmek şartiyle) arazi ve bina satınalınabileceği gibi, kamulaştırma mevzuatı dahilinde, kamulaştırma da yapılabilir. Bu maddeye göre sağlanan taşınmaz mallar İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine, ayrıca ferağ şartı aranmaksızm Hazine adına re'sen tescil olunur." kuralına yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi gerektiği iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı (tebliğ edilmiş olsa dahi, dava konusu işlemin 04.06.2022 tarihli ve 31856 sayılı Resmi Gazete'de ilan edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde -29.06.2022 tarihinde- davanın açıldığı) ve davacılar tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Dosyanın incelenmesinden, 1990 yılında ... Köyü, ... Mahallesindeki heyelan afeti sonrasında, 11/02/1991 tarihli afete maruz bölge kararının alındığı, 1992 yılında yer seçimi işlemlerine başlanarak 14/09/1993 tarihli protokolün düzenlendiği, 17/05/2002 tarihinde de kamulaştırma kararının alındığı, DSİ 72. Şube Müdürlüğünce su baskını riski taşıyan alanın dere ıslahının yapılamayacağının bildirilmesi ve başka alan bulunamaması üzerine söz konusu Köyün yatırım programından çıkarıldığı, nihayetinde uyuşmazlığa konu taşınmazlar ile ... ada ... sayılı parselin kısmen acele kamulaştırmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği ve 14/06/2022 tarihinde kamu yararı kararının alındığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, uyuşmazlığa konu taşınmazların diğer paydaşları tarafından dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan başka bir davada, Dairemizce 05/07/2023 tarih ve E:2022/5403, K:2023/6473 sayılı kararla dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline dair verilen kararının davalı idarelerce temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2023/2643 sayılı dosyasında 06/12/2023 tarih ve E:2023/2643 sayılı ara kararı ile uyuşmazlığa konu taşınmazlara tarım dışı amaçla kullanım izni verilip verilmediğinin sorulması üzerine dosyaya sunulan ... Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ... sayılı yazısından, uyuşmazlığa konu taşınmazlarda Nazım ve Uygulama İmar Planı çalışması talebi kapsamında istenilen iznin 7403 sayılı Kanunun 13. maddesi gereği uygun görülmediğinin bildirildiği ve ... tarih ve K:... sayılı karar ile temyiz istemi değişik gerekçe ile reddedilerek Dairemiz kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 5403 sayılı Kanun ile ülkemiz açısından kıt bir kaynak olan tarım arazilerinin verimli, dengeli ve ekonomik olarak değerlendirilmesi amaçlanarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı için birden çok koşulun bir arada bulunması öngörülmüş, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunması durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verileceği düzenlenmiştir. Öte yandan, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmekte, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle de taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacaktır. Bu durumda, afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla tarım arazilerinin konut yapımı amacıyla tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca tarım dışı amaçla kullanımı uygun görülmeyen taşınmazların, afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Davalı idareler tarafından, 32 yılı bulan bu durumun çözümlenmesi ve hak sahibi ailelere tanınan hakkın teslimi için yer seçimi çalışmalarının yeniden programa alındığı belirtilmiş, ancak davacıların sulu tarım arazisi olduğunu ileri sürdükleri taşınmazların, 1990 yılında meydana gelen heyelan afeti nedeniyle kamulaştırılmasında, acelelik halinin bulunduğu, uyuşmazlıkta olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını zorunlu kılan nedenlerin açıkça ve acele kamulaştırmaya başvurmayı haklı kılacak objektif kriterler gözetilerek ortaya konulmadığı ve taşınmazların bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğduğu da ortaya konulamamış olduğu görüldüğünden acelelik halinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderlerinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, 3. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 20/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.