4. Hukuk Dairesi 2009/10065 E. , 2010/7228 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...aleyhine 27/06/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 03/06/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/06/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden…
**4. Hukuk Dairesi 2009/10065 E. , 2010/7228 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...aleyhine 27/06/2008 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 03/06/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/06/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi, karşı taraftan davalı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Dava, hatalı tıbbi tedavi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, kabızlık şikayeti ile başvurduğu davalı tarafından 25.06.2004 günü ameliyat edildiğini, ameliyattan sonra şikayetlerinin farklı bir durum aldığını, sağlığının ameliyat öncesine göre daha kötüye gitmesi nedeni ile yeniden başvurduğu davalının muayenehanesinde ücret ödeyerek ikinci kez ameliyat olduğunu, ikinci ameliyattan sonra muayene olduğu profesörlerin tüm kas ve sinirlerini kesip organ kaybına yol açıldığını söylediklerini belirterek, davalının maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, davacıyı hastanede ameliyat ettiğini, sağlığına kavuşan davacının taburcu edildiğini, Beyşehir Devlet Hastanesi’ndeki ameliyattan sonra herhangi bir şikayeti olmadığını, 2 yıl kadar sonra davacının iddia ettiği biçimde, muayenehanesinde ameliyat yapılmadığını, zaten muayenehanesinde ameliyat yapılmaya elverişli ve yeterli malzeme bulunmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, davacının eşi dışındaki tüm tanık anlatımlarında davalının muayenehanesinin cerrahi müdahalede bulunmaya elverişli alet ve malzeme bulunan bir yer olmadığının belirtildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının eşi olan tanığın anlatımlarına değer verilmediği, davacının özel muayenehanede davalı tarafından ameliyat edilmediği, bu durumda hizmet kusuruna dayalı olarak davalı hakkında açılan davada husumetin davalıya yöneltilemeyeceği gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, davalı tarafından uygulanan tedavinin tıp bilimi kurallarına uygun olup olmadığı yönünde yetkin kurumlardan birinde inceleme yaptırılmadığı, davacının bu konuda inceleme yapılmasına ilişkin isteğinin de yerel mahkemece reddedildiği anlaşılmaktadır. Muayene ortamına ilişkin koşullar gözetildiğinde davacının eşinin açıklamalarına değer verilmemesinin gerekçesi yeterli bulunmadığı gibi davacıya uygulanan tedavinin yerinde olduğu ya da farklı günlere ilişkin açıklamalarda bulunan tanık anlatımlarında belirtildiği gibi, tıbbi müdahalenin hiç yapılmadığının kabulü de doğru değildir. Bu durumda, davalının uyguladığı tedavide bir kusuru olup olmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle davacıya ait tüm tedavi belgeleri getirtilip davacı ile birlikte Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, davacının iddialarını karşılayacak biçimde bir rapor alınmalıdır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 750,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/06/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.15/06/2010