12. Ceza Dairesi 2012/33249 E. , 2013/22512 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : Beraat Özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya kapsamına ve oluşa göre, tanık...'ın dinlenilmemiş olmasının sübuta ve vasfa bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu yönde bozma öneren görüş iştirak edi
**12. Ceza Dairesi 2012/33249 E. , 2013/22512 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal Hüküm : Beraat Özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya kapsamına ve oluşa göre, tanık...'ın dinlenilmemiş olmasının sübuta ve vasfa bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu yönde bozma öneren görüş iştirak edilmemiştir. 5237 sayılı TCK'nın 133/1. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun oluşabilmesi için; iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin gerektiği, bu açıklamalar ışığında, incelenen dosya içeriğine göre, katılanın ...... ilçesi ... Lisesinde İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığı, sanığın ise öğretmen olup aynı ilçenin öğretmenevinde müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, katılan ile sanığın ortak arkadaşları aracılığı ile tanıştıkları ve birbirlerini “facebook” isimli paylaşım sitesindeki adreslerine arkadaş olarak ekledikleri, katılanın ... il merkezinde ikamet ettiği ve... ilçesine geliş gidiş yaptığı, dosya kapsamına ve katılanın beyanlarına göre, katılanın... isimli bir erkek arkadaşının olduğu, “facebook” isimli sitedeki yazışmalarda sanığın katılana "..." şeklinde mesajlar üzerine, ...ın katılana bu kişinin kim olduğunu sorduğu, katılanın da öğretmen arkadaşı olduğunu, aralarında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını beyan ettiği, bu husus ile ilgili olarak 08.11.2010 günü gündüz saatlerinde saat 13:35 'de...'ın cep telefonundan sanığın kullandığı cep telefonunu iki saniye süre ile aradığı, aralarında bir konuşma geçmediği, sanığın arayan kişiyi tanımadığından telefonuna “KİM” olarak kaydettiği, ancak bu numarayı aramadığı, yine aynı gün akşam saat 19:00 sıralarında, katılan ile... arasında aynı meseleden tartışma çıktığı, ...ın katılana, sanığı kastederek "öğretmen arkadaşın ise, sana nasıl ... şeklinde hitap ediyor" dediği,...'ın saat 19:09 sıralarında sanığı cep telefonu ile yeniden aradığı, sanığın bu sırada öğretmenevinde masada oturuyor olduğu, ...ın, sanığın cep telefonunu açmadığını düşünerek cep telefonunu mutfak tezgahının üzerine koyduğu, ancak telefonun açık kaldığı, Gökhan ile katılanın tartışmalarının devam ettiği, sanığın ise telefonun hoparlörünü açarak telefonu cevapladığı, bu sırada öğretmenevinde sanık ile birlikte masada tanık olarak dinlenilen ... ile ... ve arada sırada masaya gelen ve garson olarak görev yapan tanık ...'in sanığın cep telefonunu hoparlörünün sesinden, katılan ile erkek arkadaşının konuşmalarını dinledikleri, sanığın ve tanıkların beyanlarına göre, telefondaki kadının ağladığı, aralarında cinsel kelimeler kullanarak tartıştıkları, konuşmaların kişilerin cinsel mahremiyet alanlarına ilişkin aleni olmayan konuşmalar olduğu, bu şekilde sanık ile diğer üç tanığın, katılan ve arkadaşı... arasındaki cinsel nitelikteki konuşmaları sanığın telefonun hoparlörünü açıp masaya bırakmak suretiyle işittikleri, telefon konuşmasının dosyadaki kayıtlara göre 158 saniye sürdüğü ve telefonun kendiliğinden kapandığı, telefon kapandıktan sonra masada bulunan kişilerin, telefonda konuşan bu şahısların... öğretmen ve erkek arkadaşı olduğu şeklinde aralarında tahminde bulundukları, bu olaydan sonra, katılanın erkek arkadaşı olan ...ın, okulun kapısında katılanı beklediği bir gün tanık ...'ın katılana “bir sorun mu var, zaten telefon konuşmalarınızı da duydum” şeklinde konuşması üzerine katılanın telefon dinlemesinden haberdar olup sanık hakkında şikayetçi olması ve sanık hakkında soruşturma açılması şeklinde gerçekleşen olay nedeniyle, sanık hakkında, katılan ile arkadaşı... arasındaki özel hayata ilişkin görüşmeleri kaydedip başka şahıslara dinlettiği iddiasıyla TCK'nun 134/2. maddesinden dava açıldığı, sanığın telefonunda inceleme yapıldığında, katılana ait konuşmalara rastlanmadığının tutanak ile tespit edildiği, ayrıca kaydedilmiş telefon konuşmasını duyan başka bir kişinin de bulunmadığı, sanığın telefon konuşmasını kaydettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, bu yöndeki mahkeme kabulünün dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile uyumlu olduğu, ancak, mahkemece sanığın, açık kalan cep telefonundan iki kişi arasındaki özel hayata ilişkin konuşmaları dinlemesinin ahlaki açıdan eleştirilebilir bir eylem olup, sanığın eyleminin suç teşkil etmediği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, yukarıda izah edildiği üzere, sanığın, kişilerin cinsel mahremiyetine ilişkin aleni olmayan konuşmaları duyduğu halde dinlemeye devam edip, kişilerin cinsel mahremiyetine ilişkin aleni olmayan konuşmalarını 158 saniye açık kalacak şekilde masada oturan arkadaşlarının da dinlemesine ve bilgi edinmesine olanak sağladığından, 02.07.2012 tarihli 6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki TCK'nın 133/3-1. cümlesindeki suçu oluşturduğu halde sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.