T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2007 - 2025/2263 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2007 KARAR NO : 2025/2263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2023/3 E. - 2023/352 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri V…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2007 - 2025/2263 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2007 KARAR NO : 2025/2263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2023/3 E. - 2023/352 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2023 tarih ve 2023/3 E. - 2023/352 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı Mehmet Halil Hayta tarafından 22/03/2021 tarihinde 2021/046687 başvuru numaralı "..." ibareli markanın 41. sınıfta tescili talebinde bulunulmuş olup müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yapmış olduğu itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa ”...” ibaresini içeren markaların müvekkili ve lisans verdiği kurumlarca ticaret unvanı, işletme adı ve tescilli marka olarak yoğun ve yaygın şekilde kullanılmakta olduğunu, bu itibarla ibarenin ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını, bu ibarenin ortaklığının taraf markaları arasında benzerliğe neden olduğunu, markada yer alan "..." ibaresi İstanbul'da bir semt adı olduğundan herhangi bir ayırt ediciliğinin olmadığını, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen hizmetlerin müvekkilinin markası kapsamında tescilli bulunduğunu, işaret ve emtia benzerliğinin ortalama tüketiciler tarafından markaların ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, müvekkilinin markası tanınmış olduğundan davaya konu markanın müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarına zarar verme ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının esaslı unsurunun kullanılmasının aynı zamanda haksız rekabet niteliğinde olduğunu ve davalının müvekkilinin markasına bu düzeyde benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetli olduğun ileri sürerek 2022-M-15540 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescil edilmesi halinde 2021/046687 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, "..." ifadesinin tek başına bir marka teşkil etmeyeceğini, nitekim davacı tarafından sunulan markaların logo ile beraber "...", "..." vs eklerle kullanıldığını, davacının markasının asli unsurunun "..." ibaresinden kaynaklandığını, "..." kavramının eğitim sektöründe kullanılan öğretim programının genel adı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında "..." ibaresinin tek başına bir ayırt edici özelliğinin bulunmadığına işaret edildiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markaların kapsamlarında yer alan emtiaların aynı olduğu, gerek başvuru markasında, gerekse itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalarda "..." ibaresinin esaslı unsur konumunda bulunduğu, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünün Türkiye'nin en büyük metropolu olan İstanbul ilinin Avrupa Yakası'nda, Sultançiftliği'nin kuzeyinde bulunan bir semt adı olup markasal etki izafe etmekten ziyade coğrafi kaynak bildirdiği, dolayısı ile tali unsur konumunda bulunduğu, buna göre, daha önce itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaları gören, işiten, ortalama tüketicilerin dikkatli ve bilinçli kesiminin dahi, daha sonra başvuru markasını 41. sınıfta yer alan aynı hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, dava konusu markayı davacıya ait markaların serisi zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya yaşayabileceği, davacının "..." ibaresi ile 41. sınıfta yer alan eğitim sektöründe oluşturduğu bilinirliğinin, markalar arasındaki ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesini artıran bir unsur olarak göz önüne alınması gerektiği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabileceği, dolayısıyla, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında, davaya konu tüm hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu ve dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulu somut olayda oluştuğundan, sair dava sebeplerinin incelenmesine yer olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2022-M-15540 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2021/046687 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda 41. sınıftaki eğitim-öğretim hizmetleri açısından "..." ibaresinin tanımlayıcılığı nedeniyle markanın asli unsurunun "..." ibaresi olarak algılanacağı ve bu nedenle 41. sınıftaki "eğitim-öğretim hizmetleri" açısından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı bildirilmiş olmasına rağmen, yerel mahkemece bilirkişi raporundan ayrılmanın gerekçesinin ortaya konulmadığını, “...” ibaresinin, eğitim – öğretim alanın bir kolunu tanımlayan genel bir ifade olduğunu, sektörel kavramlar ile oluşturulmuş, markasal algısı zayıf ve hatta kaynak gösterme yönünde bir algı oluşturma ihtimali dahi tartışılır ibarelerin tek başına kimsenin tekeline bırakılamayacağını, dava konusu markadaki “...” ibaresinin markanın ön sesi olarak kullanımı ve bu ibarenin, davacı yanın iddialarının aksine, ilgili tüketiciler tarafından coğrafi bir yer adı olarak algılanması mümkün olmadığından ayırt ediciliğinin bulunduğunu, tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediğini ve markaların karıştırılmasının ihtimal dahilinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu 2021/046687 sayılı başvuruya konu “ ...” ibareli marka ile davacıya ait “...” ibareli markalar arasında ayırt edilemeyecek düzeyde herhangi bir benzerliğin söz konusu olmadığını, başvuru konusu markanın aynı, standart yazı karakterleriyle yazılı olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin sahip olduğu anlam bakımından “fizik, kimya, biyoloji” gibi fen dersine ait bilimlerin ortak adı olan ibarenin eğitim, kültür ve bilim alanlarında farklı kişilerce farklı unsurlarla birlikte kullanılan tasviri nitelikte genel bir ibare olduğunu, davacının itiraza mesnet markalarının "..." ibaresinin yanı sıra farklı kelime, şekil ve renk unsurlarından oluştuğunu ve bu kelime, renk ve şekil unsuru davalının markasından yer almadığından markalar arasında ortalama tüketiciler nezdinde herhangi bir benzerlikten söz edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiğinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarih ve 2024/4266 E.-2025/2718 K. sayılı kararı ile kabul edildiği, bu hale göre, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından uzaklaşmadığı, dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "... " ibaresinin İstanbul'da bir yerleşim yerinin adı olduğu, anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "..." markasının İstanbul ... semti için özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf tüm hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarih ve 2024/4266 E.-2025/2718 K. sayılı kararının da dava konusu "... ..." ibareli markanın davacının itirazına mesnet markalarıyla benzer bulunduğu, öte yandan, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda yatırılan 539,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 75,70-TL'nin anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin anılan davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.