1. Hukuk Dairesi 2014/10978 E. , 2014/12258 K. "" MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2012 NUMARASI 2008/386-2012/425 Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın ise husumetten reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar ve davacı H.. K.. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklam…
**1. Hukuk Dairesi 2014/10978 E. , 2014/12258 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2012 NUMARASI 2008/386-2012/425 Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın ise husumetten reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar ve davacı H.. K.. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Asıl dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmadığı taktirde tazminat, birleşen davalar ise yolsuz tescil ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı pay oranında tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacı Cemile'nin, oğlu olan davalı M. Ş..'i vekil tayin ettiğini ancak vekilin, vekalet görevini kötüye kullanarak dava konusu 30924 ada 8 parseldeki 75/628 payını diğer davalı R. N..'e temlik ettiğini ileri sürerek asıl davayı açtığı ancak yargılama aşamasında öldüğü, davacı Halime'nin, birleşen 2010/462 E.sayılı davada, çekişme konusu 30924 ada 8 parselde dava dışı Keçiören Belediyesi tarafından davalı M.Ş..e yapılan tahsis işleminin hatalı olduğunu, birleşen 2011/12 E. sayılı davada ise, mirasbırakan Cemile'nin anılan taşınmazdaki payını muvazaalı şekilde R. N..e devrettiğini ileri sürerek açtığı davaların, asıl davayla birleştirilerek görüldüğü; mahkemece, kısa kararda asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiği fakat gerekçeli kararda, birleşen davalardan biri yönünden husumet nedeniyle reddine, diğeri bakımından dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu aynı yasanın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294.maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa kararla daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.