Başvuru, ayıplı araç satımı nedeniyle açılan alacak davasında uyuşmazlıkla bağlantılı ceza davasının sonuçlanması beklenmeden karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ayıplı araç satımı nedeniyle açılan alacak davasında uyuşmazlıkla bağlantılı ceza davasının sonuçlanması beklenmeden karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/6/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu aleyhine, noter satış sözleşmesiyle sattığı aracın şasi numarasının değiştirilmiş olduğunun tespit edilip araca el konulduğu gerekçesiyle aracın alıcısı tarafından bedel iadesi istemiyle 14/5/2009 tarihinde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açılmıştır. Başvurucu davaya cevabında, dava konusu aracı satılması için bir şirkete bırakıp bu amaçla şirket yetkililerine vekâletname verdiğini, şirketin, aracı T.E. isimli şahsa harici yolla (trafik sicil kaydını devretmeden) sattığını, bir başka kişinin sevk ve idaresindeyken aracın yandığını, T.E. isimli şahsın aracı tamir ettirip davacıya sattığını, şirket yetkililerine verdiği vekâletname ile aracın sicil kaydının davacıya devredildiğini, akabinde aracın şasi numarasının değiştirilmiş olduğunun ortaya çıktığını, aracı tamir eden kişinin bu işlerle (change) uğraştığını ve aracı tamir ederken de bu işlemi uyguladığını, bu kişi hakkında söz konusu eylemi nedeniyle ceza davası açıldığını, araçtaki değişikliğin bilgisi dışında yapıldığını, bu nedenle davacının zararından sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu aracın noter satış sözleşmesi ile trafik kayıtları getirtilip bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Araç üzerinde gerçekleştirilen değişiklik nedeniyle ilgililer hakkında Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/100 sayılı dosyasında açılan ceza davası bekletici mesele yapılmış ise de 21/2/2013 tarihli duruşmada, “söz konusu davanın sonuçlanmasının beklenmesinin ihtilafın aydınlanmasıyla doğrudan bağlantılı olmadığı” gerekçesiyle bu ara karardan dönülmüştür. Mahkeme, 30/4/2013 tarihli ve E.2009/148, K.2013/194 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesi söyledir:“… Mahkememizin 2013 tarihli celse[sin]de; Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/100 E. sayılı dosyasının sonuçlanmasının beklenmesinin ihtilafın aydınlanmasıyla doğrudan bağlantılı olmadığı kanaatine varılmakla; beklenmesi yolundaki ara kararından dönülmesinekarar verilmiştir. Toplanan delillerden davalının aracının vekalet vermek suretiyle Ç. tarafından Ş.K.'ye satıldığı, satılmadan önceki olaylardan haberi olmadığına dair savunmasındaki olayları bilmeyeceğinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, çünkü 2007 ile 2008 arası yaklaşık 9 ay boyunca satılmak üzere bırakılan aracın akibetinden habersiz olacağının düşünülemeyeceği kanaatına varılmış olup, el konulan aracı kullanamayan davacının zararının oluşumunda tam kusurlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü yolunda ... hüküm tesis edilmiştir.” Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/12/2013 tarihli ve E.2013/22123, K.2013/31909 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 29/4/2014 tarihli ve E.2014/9959, K.2014/13960 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Nihai karar 27/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 26/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Tanımlar” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Bu Kanunda kullanılan terimlerin tanımları aşağıda gösterilmiştir....Araç sahibi : Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir.” 2918 sayılı Kanun’un maddesinin (d) bendi şöyledir: “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.” 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir. Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.”