İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf, davacı müvekkil aleyhine, 15.07.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1343 KARAR NO:2026/180 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:30/06/2022 NUMARASI:2020/850 Esas - 2022/458 Karar DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/02/2026 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf, davacı müvekkil aleyhine, 15.07.2014 tarihinde, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığını, mezkur takip, davacı müvekkilin takibe itiraz edememesi üzerine kesinleştiğini, söz konusu icra dosyasında takibe dayanak olarak, 03.03.2014 düzenleme tarihli, 03.04.2014 vade tarihli, 10.000,00 TL bedelli bono gösterildiğini, müvekkil, "..." işiyle uğraşmakta olup, Rize'de bir iş yeri bulunmadığını, davalı taraf da "..." işiyle uğraştığını, davalı tarafın, müvekkile ... sattığını ve bunun karşılığından icra takibine konu olan bonoyu aldığını, mezkur bono bedelini icra takibinden önce 13.500,00 TL şeklinde davalı alacaklıya ödendiğini, daha sonra ödemesini yapmış olduğu senedin kendisine teslimini isteyen müvekkile davalı tarafından "Senedini avukata verdim. Avukatın masrafını ödemeden senedini alamazsın." şeklinde cevap verildiğini, bunun üzerine daha fazla uğraşmak istemediğinden avukatlık ücreti ve diğer masraflar için davalı ...'a 30.09.2014 tarihinde 992,00 TL ödeme yaptığını, icra takibinde davalı tarafın, haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı taraf, kötü niyetli ve haksız bir şekilde, davacı müvekkil tarafından icra takibinden önce davalı alacaklıya fazlasıyla ödenen ve bedelsiz kalan bir senede istinaden müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinin iptalini talep ettiklerini, haklı davalarının kabulü ile müvekkilinin davalı yana mezkur icra dosyası ile talep edilen miktarda borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, İstanbul Anadolu 21 İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasının iptaline, haksız ve kötüniyetli icra takibinden dolayı %20 den az olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, senede ilişkin bir ödeme yapan basiretli tacirin makbuzların açıklama kısmında senede ilişkin bir ödeme olduğunu yazması gerekmekte olduğunu, davacının dava dilekçesinde davalı müvekkilin"seni avukata verdim avukatın masrafını ödemeden senedi alamazsın " şeklinde cevap verdiği iddiası tamamen asılsız olduğunu, davacının iddiasının doğru olmuş olsa idi 10.000,00 TL bedelli senet için fazladan 3.000,00 TL ödeme yaptıktan sonra ayrıca avukat masrafı talebini yerine getirmesi kendisinden beklenilmediğini, davacı dilekçesinde 10.000,00 TL vadeli bonoyu 13.500,00 TL olarak ödeme yaptığını iddia etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının fazladan ödeme yapması hususunun sadece taraflar arasında başkaca borç alacak ilişkisinin olduğunu ortaya kanıtalamadığını, yine ödemelerin kısım kısım olması da bu hususu desteklediğini, davaya konu bononun düzenlenme tarihi 03.03.2014 olup davacının ise bu tarihten önce de ödemelerinin olması da tarafların sadece senetle bağlı olmayan ticari ilişkilerinin olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, kabul olmamakla birlikte davacının dilekçesinin ekinde ki makbuzlar söz konusu senet için ödenmiş olduğu kabul edilecek olsa dahi davacının iş bu makbuzlarla aleyhine başlatılan 15.07.2014 tarihli İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine neden itiraz etmediği sorusu cevapsız kaldığını, davacının dava dilekçesi baştan sona hukuki dayanaktan yoksun ve soyut iddialar/beyanlar ihtiva ettiğini, Türk Ticaret Kanununun genel ilkeleri ve ticaret hayatının gerçekleri göz önüne alındığı takdirde ticari hayata duyulan güven ve ticari hayatın sürekliliği, sürati gereği davacı tarafın yasal veya somut hiçbir dayanağı olmayan iddialar ve beyanlar üzerine kurguladığı davanın reddi gerektiğini, müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılan işbu davanın reddine, tüm alacak miktarın üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının ödemeleri yaptığı iddia ettiği PTT başmüdürlüğünden ödeme dekontlarının müzekkere yolu ile istendiği, İyidere Ptt Müdürlüğünde işlem gören 992-TL 2500-TL tutarındaki makbuzların okunaklı suretlerinin müzekkere cevabında sunuduğu ancak Rize PTT müdürlüğünde işlem gören 3000-TL ve 8000-TL tutarındaki makbuzların PTT arşivinin 2018 yılında su baskını nedeniyle zayi olduğu bu nedenle temin edilemediğinin bildirildiği görüldü. Yapılan ödeme dekontlarına davalı tarafça herhangi bir itiraz olmadığı, itirazın ödemelerin başka bir ticari ilişki nedeniyle yapıldığına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı ... dosyaya sunmuş olduğu PTT makbuzları ile bono nedeniyle borçunu davalıya ödediğini ispat etmiş, ancak davalı ödemelerin bono nedeniyle olmadığı başka bir ticari ilişkiden kaynaklı olduğuna ilişkin iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın kabulüne ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dosyanın incelendiğinde davacının, müvekkili adına PTT aracılığı ile yapmış olduğu ödemelere ilişkin makbuzlarda, bu ödemelerin taraflar arasında düzenlenen ve huzurdaki yargılamaya konu olan bono bakımından yapıldığı şeklinde açıklama belirtmeden ödeme yapmasının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, dolayısıyla da mahkemece davacı tarafından yapılan bu ödemelerin yargılama konusu bonoya ilişkin olduğu yönündeki karar hukuka aykırı olduğunu, diğer husus ise yargılamaya konu bono için yapıldığı iddia edilen ödemenin miktarı olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan PTT ödeme dekontları incelendiğinde davacı tarafından müvekkili adına yapılan ödemelere ilişkin tutarlar toplamının yaklaşık 13.500,00 TL - 14.000,00 TL civarlarında olduğunun görüldüğünü, hayatın olağan akışına ve olağan ticaret usulüne aykırı durum Mahkemece tamamen görmezden gelinmiş ve bu suretle de hatalı bir karar verildiğini, açıklanan nedenlerle Mahkeme tarafından verilen 30.06.2022 Tarihli ve 2020/850 E. - 2022/458 K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, kambiyo senedine(bono) dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının ödeme yapılıp yapılmadığı ve davacının borçlu olup olmadığı noktasındadır.Davacı ...,.. tarafından davalı ... lehine 03.03.2014 tarihli, 10.000,00 TL bedelli ve 13.04.2014 vadeli "nakden" kaydı olan bono keşide edilmiştir. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçluları hakkında, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, " 03.03.2014 tanzim ve 03.04.2014 vade tarihli 10.000,00 TL mik. bono" sebebine dayalı olarak 10.000,00 TL asıl alacak, 331,58 TL işlemiş faiz, 30,00 TL komisyon olmak üzere toplam 10.361,58 TL alacağın tahsili istemiyle 15.07.2014 tarihinde, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca, söz konusu bononun takip tarihinden önce ödendiği iddialarıyla takibe konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı tarafça, bononun düzenlenme tarihinden önce olan ödemelerinin olmasının tarafların sadece senetle bağlı olmayan ticari ilişkilerinin olduğunu açıkça ortaya koyduğunu savunmuştur.Davacı, 30.09.2014 tarihinde 992,00 TL, 09.04.2014 tarihinde 2.500,00 TL, 08.05.2014 tarihli 3.000,00 TL, 24.04.2014 tarihli 8.000,00 TL ödeme yaptığına ilişkin PTT'den ödeme belgeleri sunmuş olup, PTT'den gelen yazı cevabında, 30.09.2014 tarihinde 992,00 TL, 09.04.2014 tarihinde 2.500,00 TL tutarlı dekontların gönderildiği, Rize PTT merkezinde işlem gören 3.000,00 TL ve 8.000,00 TL tutarındaki makbuzların ise ilgili PTT Merkezi arşivinin 2018 yılında su baskını nedeniyle evrakların zayi olmasından dolayı temin edilemediği bildirilmiştir.Menfi tespit davasında davacının borcun ödendiğini iddia etmesi karşısında alacaklının ödemeyi kabul edip bu ödemenin başka bir alacak için yapıldığını savunması halinde davalının bu savunmasını kanıtlaması gerekir(Yargıtay 19. HD'nin 22/05/2006 Tarih ve 2006/745 E. - 2006/5427 K sayılı kararı). Dava konusu bononun tanzim tarihinin 03.03.2014, vade tarihi 03.04.2014 tarihi olduğu, tanzim ve vade tarihinden sonra 30.09.2014 tarihinde 992,00 TL, 09.04.2014 tarihinde 2.500,00 TL, 08.05.2014 tarihli 3.000,00 TL, 24.04.2014 tarihli 8.000,00 TL olmak üzere toplam 14.492,00 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı tarafça bu ödemelere itiraz edilmediği, cevap dilekçesinde, davacının fazladan ödeme yapması hususunun sadece taraflar arasında başkaca borç alacak ilişkisi olduğunu iddia ettiği ancak taraflar arasında borç doğuran başka bir hukuki ilişki bulunduğunun da davalı tarafça ispat edilememesi karşısında söz konusu ödemelerin bono için yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 170,77 TL harcın, alınması gerekli olan 732TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,23 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026