T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1835 - 2026/328 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2025/1835 KARAR NO : 2026/328 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 25.09.2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 20…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1835 - 2026/328 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2025/1835 KARAR NO : 2026/328 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 25.09.2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/331 E., 2025/665 K. DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 12.02.2026 YAZIM TARİHİ : 13.02.2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: 30.08.2018 tarihinde davalı belediyenin taşeronu olan diğer davalı şirketin sondaj çalışması sırasında müvekkili tarafından sigorta edilen çelik doğalgaz borusunun delindiğini, havaya gaz atıldığını, ekspertiz incelemesi neticesinde müvekkilinin sigortalısına 3.060 USD ödeme yaptığını, halefiyet ilkesi gereğince zarar verenden talepte bulunulduğunu iddia ederek 3.060 USD'nin tahsili amacıyla Ankara 4. İcra Dairesi'nin 2020/4272 sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptaline ve takibin devamına, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Belediyesi vekili özetle: Davanın yasal süresi içinde açılmadığını, dava konusu hasarın diğer davalı şirket tarafından verildiğinin sabit olduğunu, ... tarafından 30.08.2018 tarihinde tanzim edilen Acil Müdahale Hasar Tespit Tutanağın da ... Mühendislik...Ltd. Şti. sorumlusunun imzası bulunmasından dolayı hasardan sorumlu olduklarını, müvekkili idarenin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili idarenin ASKİ'den ayrı tüzel kişiliğe ve genel müdürlük şeklinde idari yapılanmaya sahip olduğunu, müvekkili idarece talimat verilmesinin söz konusu olmadığını, davacının yapmış olduğu ödemenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, ödenen miktarın fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ......Şirketi vekili özetle: ... adına halefiyet gereğince aynı kazaya ilişkin Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/111 esas sayılı haksız fiilden kaynaklı tazminat davasının da açıldığını, farklı kusur ve zarar hesaplaması olmaması için davaların birleştirilmesi gerektiğini, yine aynı kazayla ilgili Ankara 13. Ticaret Mahkemesi'nin 2019/428 esas sayılı davasında müvekkilinin hasar bedelinin %30'undan, ... A.Ş.'nin ise % 70'den sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ... çalışanlarının doğalgaz borusu bulunmadığı beyanı üzerine söz konusu yerde sondaj işi yaptığını, boru hattının geçmesi gereken derinlik mesafesinin ilgili yönetmeliğe uygun olmadığını, uyarıcı herhangi bir levha veya işaretin bulunmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, havaya atılan gazın teminat kapsamında olmadığını, müvekkilinden rücuen istenemeyeceğini, ... tarafından hasar bedelinin TL olarak talep edilmesine rağmen davacının döviz cinsinden talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Somut uyuşmazlıkta; davacı nezdinde sigortalı ... A.Ş.'nin davalılarca zarara uğratıldığı ve dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin halefiyet ilkesi gereğince davacı-sigorta şirketinin ödenen tazminatın rücuen tahsili istemiyle davalılar aleyhinde yabancı para üzerinden takip başlatıldığı ve takibe davalıların itiraz üzerine takibin durduğu, davacının takibin devamı için eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Yukarıda yazılı yasal hükümler ve açıklamalar çerçevesinde somut uyuşmazlık ele alınmakla; takibin yabancı para üzerinden başlatıldığı eldeki itirazın iptali davası yönünden usulüne uygun bir takibin varlığı dava ön şartı olup, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takip bulunmadığı kanaatine varılmakla esasa dair diğer hususlara girilmeksizin davada dava ön şartı bulunmadığından davanın HMK'nın 114/2 ve 115/1,2 maddesi gereğince davanın usulden reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk derece mahkemesince itirazın iptali davasının, usulüne uygun bir icra takibinin bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, takip talebinde harca esas değerin sehven veya UYAP kaynaklı teknik aksaklık nedeniyle yazılmamış olmasının usulüne uygun takibin bulunmadığı anlamına gelmeyeceği, takibe konu 3.456,12 USD alacak üzerinden takip tarihindeki Merkez Bankası kuru esas alınarak 23.616,70 TL harca esas değerin hesaplandığı, bu tutar üzerinden 118,47 TL peşin harcın icra dosyasında tahsil edildiğinin sabit olduğu, dolayısıyla takibin harç yönünden eksiksiz olduğu, mevcut durumda tüm takip evrakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde usulüne uygun bir icra takibinin mevcut olduğu, yerel mahkemenin şekli bir eksikliği hak arama özgürlüğünü engelleyecek şekilde yorumlamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin olay nedeni ile sorumlu olduğu belirtilen davalılardan rücuen tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2/1.b madde gereğince idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türlerindendir. Belirtilen Kanunun 13 maddesi uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. İcra ve İflâs Kanunu (İİK) 42/3 maddede ise idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Mahkemesince davalılar arasında akdedilen sözleşme getirtilerek sözleşme konusunun idari eylem niteliğinde olup olmadığının, davalı ... Belediyesi hakkında açılan davada yargı yolunun caiz olup olmadığının tespitiyle, sonucuna göre İİK 42/3 madde hükmü de gözetilerek bir karar vermek gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6 madde gereğince kaldırılmasına, dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.4 gereğince kabulü ile: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/331 E., 2025/665 K. sayılı 25.09.2025 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 3-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 12.02.2026 Başkan Üye Üye Katip