Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıların Cezayir'deki projesinde alet operatörü olarak 04.09.2014-27.01.2017 tarihleri arasında aylık net 2.624,00 USD ile çalıştığını, ancak ücretinin Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) sözleşmesine aykırı olarak Euro olarak ödendiğini ve bu sebeple eksik ödendiğini, haftanın 7 günü 2 vardiya olarak 05.00-15.00 ve 08.00-20.00 saatleri arasında çalışıldığını, 15 gün gece 15 gün gündüz vardiyasında çalıştığını, haftanın 5 günü dörder sa…
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının ücretinin miktarı ile para birimi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının ispatı, hesaplanması ve karşılığının ödenip ödenmediğine ilişkindir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise ve sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup yenilik doğurucu nitelikteki talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf dava dilekçesinde, ücretinin USD para birimi üzerinden kararlaştırıldığını belirterek dava konusu alacakları USD olarak talep etmiştir. Davalı taraf ise davacının ücretinin Euro para birimi üzerinden olduğunu ve bu şekilde ödendiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının dava konusu alacakları USD olarak hüküm altına alınmıştır. Dosya içerisinde yer alan, 04.09.2014 onay tarihli "Yurt Dışı Hizmet Akdi" başlıklı İŞKUR sözleşmesinin 6. maddesinde ücretin aylık üzerinden 2.624,00 USD olduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin "İkinci Sözleşme" kenar başlıklı 15. maddesi "Taraflar arasında ikinci iş sözleşmesi, bu sözleşmedeki hakların sınırlayıcı olmamak koşuluyla imzalanabilir. İki sözleşme arasında fark olması halinde işçinin lehine olan hükümler uygulanır ." şeklinde düzenlenmiştir. Taraflar arasında ne zaman imzalandığı belirli olmayan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 10. maddesinde ise aylık net ücretin 1.600,00 Euro olduğu yazılmış, sözleşmenin 8. maddesinde de yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışma ücretlerinin asıl ücrete dâhil ve aylık brüt ücretin içinde olduğu belirtilmiştir. Davacı tanıklarından E.K. davacının aldığı ücreti bilmediğini beyan ederken diğer davacı ...K. davacının en son net 1.650,00 Euro civarında ücret aldığını belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde davacı ile davalı arasında yapılan İŞKUR sözleşmesinin 15. maddesine göre davacı ile ikinci bir sözleşme yapılması hâlinde bu sözleşmedeki hakların sınırlanamayacağı, iki sözleşme arasında fark olması hâlinde işçinin lehine olan hükümlerin uygulanacağı düzenlemesine göre davacının ücretinin USD olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki İŞKUR tip sözleşmesi, ücretin hangi para birimi üzerinden ödeneceği ya da miktarı bakımından bir sınırlama içermemektedir. Sözleşmenin 15. maddesi bu noktada yapılacak bir anlaşmaya engel değildir. Bu durumda daha sonra yapılacak yeni bir iş sözleşmesi ile ilk sözleşme hükümleri değiştirilebilir. Bu şekilde ücret miktarının artırılması mümkün olduğu gibi azaltılması da mümkün olabilir. Ancak aynı konuda farklı hükümler içeren iki sözleşmeden hangisinin daha sonra yapıldığı tespit edilemiyorsa fiilî durum, tarafların ortak iradesinin belirlenmesinde dikkate alınabilir. Başka bir anlatımla; sözleşmelerden birinde yer alan asli edim niteliğindeki ücretin miktarı veya para birimi esas alınarak ödeme yapılmış olması durumunda, artık tarafların iradesinin o sözleşmeye geçerlilik tanımak yönünde olduğu kabul edilebilir. Somut uyuşmazlıkta; davacı ile imzalanan iki sözleşmeden hangisinin daha önce yapıldığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bununla birlikte iş sözleşmesi devam ederken davacıya Euro üzerinden ücret ödendiği ve davacının da çalışma süresi boyunca buna itiraz etmediği dikkate alındığında, tarafların iradesi, fiilî duruma uygun olan sözleşmenin uygulanması yönündedir. Buna göre İŞKUR sözleşmesinde belirtilen ücretin fiilen uygulanmadığı anlaşılmakla; taraflar arasında anlaşılan ve uygulanan ücretin Euro olduğunun kabulü gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmede ücretin Euro olarak kararlaştırıldığı, ödemenin de bu para birimi üzerinden yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının dava konusu alacakları USD olarak talep edemeyeceği açıktır. Ancak dava dilekçesinde alacakları yabancı para biriminden talep etmesine göre talebinin Euro olduğunun kabulü ile dava konusu alacakların değerlendirilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile davacının ücretinin USD olduğunun kabulü ile alacakların hüküm altına alınması hatalıdır. 3. Yukarıda belirtilen ve taraflar arasında geçerli olduğu kabul edilen iş sözleşmesinin 8. maddesinde, yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışma ücretinin aylık sabit ücrete dâhil olduğu kararlaştırılmıştır. Dava konusu fazla çalışma alacağı hesaplanırken, sözleşmenin ilgili hükmü yönünden de bir değerlendirme yapılarak sonuca gidilmelidir. Davacı ile yapılan ikinci sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.