(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/2727 E. , 2012/8572 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, ölüm aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, Davalı, davacıya 23.10.2008-22.08.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen 5.218.60 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı karşı-davacı kurum vekili tarafından te…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/2727 E. , 2012/8572 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, ölüm aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, Davalı, davacıya 23.10.2008-22.08.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen 5.218.60 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı karşı-davacı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, Kurum işleminin iptali ile davacının babasından dolayı aldığı ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine, Kurum tarafından açılan ve birleşen dava ise davacıya 23.10.2008 – 22.8.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen 5.218,60 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı ...'nin davasının kabulü ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, Kurum tarafından açılan ve birleşen alacak davasının reddine karar vermiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa'nın 56. maddesinin son fıkrasında “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır” kuralı getirilmiştir. Madde gerekçesinde “eşinden boşanmak suretiyle babasından maaş bağlanan, ancak boşandığı eşleriyle fiilen beraber yaşayanların gelir ve aylıklarının kesilmesi ile ilgili hususların, uygulamada hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla yeniden düzenlendiği” vurgulanmıştır. 5510 sayılı Yasa'nın 56.maddesinin 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocuklara bağlanmış olan gelir ve aylıkları 1.10.2008 tarihinden itibaren kesilebilir ve bu tarihten önce ödenen tutarlar da 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınamaz. 5510 sayılı Yasa’nın 34. maddesinde öngörülen ölüm aylığını alabilmek için “evli olmamak” koşulunu aşmak amacı ile iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan boşanma isteği ve çabası ile boşanma kararı elde edilip buna bağlı olarak ölüm aylığı alınması, açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır. Hakkın kötüye kullanılması hukuk devletinin koruması altında değerlendirilemez. 5510 sayılı Yasa'nın 56.maddesine göre gelir ve aylıkların kesilerek ödenen tutarların 96 ncı madde hükümlerine göre geri istenebilmesi için, davacının ölüm aylığını alabilmek için “evli olmamak” koşulunu aşmak amacı ile iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan bir biçimde boşanarak eşiyle fiilen birlikte yaşadığının sağlıklı bir biçimde belirlenmesi gerekir. Somut olayda, davacının babası olan Asım Ekici'nin 25.11.1997 tarihinde öldüğü, 18.7.2006 tarihinde eşinden anlaşmalı olarak ( TMK'nun 166/3 madesi ) boşanan davacıya istemi üzerine 1.8.2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, 10.6.2009 tarihli Sosyal Güvenlik Kontrol Memuru Raporu'na göre davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının anlaşılması üzerine Kurumun ölüm aylığını iptal ederek 23.10.2008 – 22.8.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen 5.218,60 TL nin iadesini istediği, mahkemece davacının davasının kabulüne ve Kurumun alacak isteminin reddine karar verilmiş ise de davacının ölüm aylığını alabilmek için “evli olmamak” koşulunu aşmak amacı ile iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan bir biçimde boşanarak eşiyle fiilen birlikte yaşadığının hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, davacının boşanma tarihinden sonra özellikle 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden sonraki dönemde boşandığı eşiyle birlikte yaşayıp yaşamadığının belirlenmesi için davacının ve boşandığı eşinin muhtarlık ve seçmen bilgi kayıtlarının, varsa çalışmaları nedeniyle resmi kurumlara ve işverenlere verdikleri adreslerin, bağlı bulundukları nüfus idaresindeki kayıtlı adreslerinin veya yapılmış ise adres nakillerine dair bilgileri ile müşterek çocuklarının okul kayıtlarının ve varsa nakil ile ilgili belgelerin ilgili kurum ve kuruluşlardan sorulması, muhtarlıkta bulunduğu belirtilen "form 5" belgesinin onaylı bir örneğinin getirtilmesi, davacının komşuları ile kavga etmesi üzerine yapıldığı anlaşılan soruşturma dosyasının, kararda bahsi geçen İcra Ceza Mahkemesi dava dosyası ile 2008/9068 Esas sayılı icra takip dosyasının getirtilmesi, yukarıda belirtilen adresteki konutun su, ... ve doğalgaz aboneliğinin kim adına kayıtlı olduğunun sorulması, oturulduğu belirlenilen adres veya adrese komşu binaların kapıcı, yönetici ve oturanları arasında zabıtaca konu hakkında bilgisi olabileceklerin belirlenerek ve özellikle Sosyal Güvenlik Kontrol Memuruna beyanda bulunan kişilerin beyanlarına başvurulmak suretiyle toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının boşandığı halde eşiyle fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığı hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra 5510 sayılı Yasa'nın 96.maddesine göre davacının iade ile yükümlü olduğu tutar ve faizi saptanarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi. GC