10. Hukuk Dairesi 2012/19539 E. , 2012/25638 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/160-2012/338 Davacı, 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arası 70 aylık vergi borçlanma süresinin geçerliliğini ve 31.12.2010 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anl…
**10. Hukuk Dairesi 2012/19539 E. , 2012/25638 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/160-2012/338 Davacı, 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arası 70 aylık vergi borçlanma süresinin geçerliliğini ve 31.12.2010 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 06.09.2001 tarihli giriş bildirgesi üzerine 04.10.2000 tarihi itibarıyla 1479 sayılı Yasa kapsamında kayıt ve tescili yapılan davacı, 06.08.2003 günlü başvuruyla, 06.12.1994-04.10.2000 tarihleri arası 70 aylık vergi kayıt süresini borçlanmak istemesi üzerine, 01.08.2003 tarihinden itibaren 11.basamakta bulunulması nedeniyle, 11.basamak üzerinden yapılan hesaplamayla 11.680,20 TL olarak belirlenen borçlanma bedelini, 24.12.2003 günlü 1 yıllık ödeme süresini içeren ödeme yazısı gereği, 14.12.2004 tarihinde kurum hesabına ödemiştir. Ödeme öncesi davacı, 06.11.2003 günlü başvuruyla 4956 sayılı Yasanın geçici 2.maddesi kapsamında 11.basamaktan, 20.basamağa yükselmek amacıyla basamak satın alma isteminde bulunmuş, 01.12.2003-30.09.2004 tarihleri arası dönemde ödenmek üzere, 4 taksit halinde çıkarılan basamak yükseltme prim borçları, en son 29.03.2004 tarihinde olmak üzere kısmen ödenmiştir. Yapılan kısmi ödemeler kapsamında, 01.04.2004 tarihi itibarıyla 16.basamağın alımı gerçekleştirilmiştir. Ancak davalı kurum, 24.12.2004 tarihinde vergi borçlanmasına ilişkin olarak ve 11.basamağa göre yapılan 11.680,20 TL’lik ödemeyi, ödeme tarihinde bulunulan gelir basamağının(16.basamak) yürürlükteki prim tutarı üzerinden yapılmamış olması nedeniyle, vergi borçlanmasını tümüyle geçersiz saymış ve 31.12.2010 günlü tahsis başvurusunu da red etmiştir. İş bu davayla; davacı, 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arası, anılan 70 aylık vergi borçlanma süresinin geçerliliğini ve 31.12.2010 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir. Mahkeme, 24.12.2004 tarihinde yapılan vergi borçlanma bedelinin, ödeme tarihinde bulunulan gelir basamağın yürürlükteki prim tutarı üzerinden yapılan hesaplamayla 37 aya karşılık geldiğini beyanla, 37 aylık vergi borçlanma süresinin geçerliliğine, tahsis isteminin ise reddine karar vermiş ise de; hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. A) Davanın yasal dayanakları 1479 sayılı Yasanın geçici 18.maddesi ile, 4956 sayılı Yasanın geçici 2. maddesidir. 1479 sayılı Yasanın geçici 18.maddesi “...bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” Hükmünü, 24/07/2003 tarihli, 4956 sayılı Yasanın geçici 2. maddesi ise “1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olanlar, bulundukları basamak dahil, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde yazılı talepte bulunmak şartıyla, bulundukları basamakları en fazla oniki basamak yükseltebilirler. Basamak yükseltme primi, sigortalının talep tarihinde bulunduğu basamaktan, yükselerek intibak etmek istediği basamağa kadar her basamak için öngörülen bekleme süresindeki prim tutarına basamak yükseltme farklarının ilave edilmesi suretiyle hesaplanır. Bu tutarın, ilk taksitinin talep tarihini takip eden ay içerisinde ödenmesi şartıyla ilk taksitin ödendiği ayı takip eden üçer aylık dönemler halinde üç eşit taksitte ödenmesi zorunludur. Basamak yükseltme tutarının tamamen veya kısmen ödenmesi halinde, sigortalı son ödemenin yapıldığı tarihi takip eden aybaşı itibariyle bu ödemenin tam olarak karşıladığı basamağa intibak ettirilir. Basamak yükseltme primleri, primi ödenmiş süreler olarak değerlendirilmez…” hükmünü içermektedir. 1479 sayılı Yasanın, anılan geçici 18.madde kapsamındaki vergi sürelerinin borçlanılmasında, ödeme tarihinde fiilen bulunulan gelir basamağının, yürürlükteki prim tutarının esas alınması gerekmekte olup; 01.08.2003 tarihi itibarıyla 11.basamakta olan davacıya, anılan basamak üzerinden yapılan hesaplamayla 11.680,20 TL olarak tebliğ edilen borçlanma bedeli, 14.12.2004 tarihinde aynen ödenmiş ise de; 06.11.2003 günlü başvuruyla 4956 sayılı Yasanın geçici 2.maddesi kapsamında basamak satın alma isteminde bulunarak, bu kapsamda çıkarılan prim borç taksitlerinin bir kısmının ödenmiş olması karşısında; davacının ödeme tarihi olan 14.12.2004 itibarıyla, anılan kısmi ödemeler de dikkate alınarak, fiilen bulunulan basamak belirlenmeli.Bu belirleme yapılırken, önce 01.08.2003 tarihi itibarıyla 11.basamakta bulunulması nedeniyle, 1 yıllık bekleme süresi gözetilerek 12.basamağa yükseltme işlemi gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği saptanmalı; 12.basamağa yükselme tarihinden sonrası için de, 4956 sayılı Yasanın geçici 2.madde kapsamında yapılan kısmi ödemeler dikkate alınarak, 14.12.2004 ödeme tarihinde fiilen bulunulan basamak belirlenmelidir.Böylece, ödeme tarihi olan 14.12.2004 itibarıyla belirlenen fiilen bulunulan basamak gözetilerek, davacı tarafından yapılan borçlanma bedelinin karşılık geldiği borçlanma süresi usulünce saptanarak, varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekir. B) Öte yandan; sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. 1479 sayılı Yasa, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına alınan esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara, kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup,26.maddesinde,sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini ve kaçınılamayacağını,bu kanuna göre sigortalı sayılanların ,sigortalı sayıldıktan itibaren üç ay içinde kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu,aksi durumda kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağını hükme bağlamıştır. 619 sayılı KHK’nin Geçici 1.maddesinde yer alan “1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliğini taşıdıkları hâlde, bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak,1479 sayılı Yasaya göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla,20.04.1982 tarihinden bu KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların,vergiye kayıtlı bulundukları süreler,bu süreye ilişkin primleri,ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”denilmekte olup, anılan 619 sayılı KHK 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca tüm hükümleriyle iptal edilmiştir. Benzer bir düzenlemeyi öngören 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. maddesinde yer alan “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar.” düzenlemesi ise, 24.07.2003 tarih, 4956 sayılı Yasa ile getirilmiş ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Davacının, sigortalılığına esas vergi kaydını da içeren giriş bildirgesinin, 06.09.2001 tarihinde kuruma ibraz edilmiş olması karşısında, anılan tarih itibarıyla 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4956 sayılı Yasa ile değiştirilen 1479 sayılı Yasanın Geçici 18.maddesi yürürlükte değilse de; davacının davaya konu olan 06.12.1994-04.10.2000 tarihleri arası sigortalılık durumunun, 1479 sayılı Yasanın 24.ve 25.maddeleri esas alınmak suretiyle değerlendirilmesinin mümkün olduğu, bozma sonrası sürdürülecek yargılamada gözetilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı ile davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.