Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayına ilişkin kasten öldürme iddiasıyla ilgili ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle ise adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayına ilişkin kasten öldürme iddiasıyla ilgili ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle ise adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/9/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2016/4548 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2014/14995 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/14995 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların yakını İ.B., Uşak Güre Jandarma Karakol Komutanlığında askerlik hizmetini ifa etmekte iken 8/10/2012 tarihinde saat 00'de, planlanmış olan günlük hizmet cetveli doğrultusunda Astsubay Çvş. Ö. ve Er Z.Y. ile birlikte devriye görevine çıkmıştır. Devriye görevi sırasında İ.B.nin kendini devriye aracından attığından bahisle Uşak Devlet Hastanesine kaldırıldığı, beyin kanaması geçirmesi nedeniyle ameliyat edildiği, hastanedeki tedavisi devam ederken 15/10/2012 tarihinde hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. Müteveffanın hastaneye götürülmesinin ardından düzenlenen adli muayene raporunda sol zygomada (elmacık kemiği), sol temporal bölgede (baş-yan bölge) ve occipital bölgede (baş-arka bölge) yaralanmalar tespit edilmiştir. Müteveffanın hastaneye getirildiğinde bilincinin uykuya meyilli olduğu, kendisiyle kooperasyon kurulamadığı anılan rapordan anlaşılmaktadır. Uşak Güre Jandarma Karakol Komutanlığına dağıtım yapılmadan önceki birliği olan Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığınca müteveffanın birkaç kez Manisa Asker Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevk edildiği, müteveffaya karışık anksiyete ve depresif bozukluk vebirden fazla ilaç ve diğer psikoaktif madde kullanımına bağlı zararlı kullanım tanıları konularak psikiyatrik ilaç reçete edildiği, düzenli kontrol öngörüldüğü anlaşılmaktadır.A. Ceza Soruşturmasına İlişkin Süreç 9/10/2012 tarihinde saat 05'te nöbetçi askerî savcının aranarak olaydan haberdar edilmesi üzerine İzmir Hava Eğitim Komutanlığı Askerî Savcılığınca olaya ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda 9/10/2012 tarihinde saat 00 sıralarında Olay Yeri İnceleme ekipleri ve Askerî Savcılık tarafından olayın meydana geldiği minibüs tipi araçta, askerî birlikte, olay yerinde olay yeri incelemesi ve keşif yapılmıştır. Yapılan keşif sırasında, olay günü aracın şoförü olarak görev yapan Er Z.Y., Astsubay Ö. ve Birlik Komutanı Üsteğmen E.Ç. araç başında hazır edilmiştir. Z.Y.nin olay sabahı saat 00 sıralarında Olay Yeri İnceleme ekibi henüz aracı incelemeye başlamadan önce araç içinde temizlik (paspas ve fırçayla süpürme) yaptığı, Z.Y.nin temizliği genel talimatnameler doğrultusunda, kimseden emir almaksızın bizzat kendisinin yaptığını beyan ettiği, Olay Yeri İnceleme ekibi gelmeden önce araca herhangi bir müdahalede bulunulmaması konusunda Z.Y.nin bilgilendirilmediği anlaşılmıştır. Olay Yeri İnceleme ekiplerince araç içi, koltukların altları, döşeme ve paspas altları incelenmiş; suç işlendiğine dair herhangi bir delil veya bulguya rastlanmamıştır. Park hâlindeki aracın doğusunda, kömür torbalarının yanında, mavi çöp torbası içinde müteveffaya ait olduğu öğrenilen bir çift bot, bir çift çorap, bir adet iç çamaşırı, bir adet gömlek ve bir adet pantolon (devriye kıyafeti) bulunmuş; bunlar inceleme yapılmak üzere alınmıştır. Ayrıca müteveffanın birlik içindeki eşyaları arasında da arama yapılmış; bulunan cep telefonları, müteveffanın cüzdanından çıkan sim kart ve telefon rehberi Savcılıkça inceleme yapılmak üzere alınmıştır. Aynı gün saat 41'de, olayın meydana geldiği ileri sürülen yolda keşfe başlanmış; çevrede MOBESE ve kamera olmadığı tespit edilmiştir. Müteveffanın araçtan atladığı yerde kol düğmesi ve kan lekesi tespit edilmiş, kan lekesinden inceleme için örnek alınmış, ayrıca yolun orta refüjünde jandarma üniformasına ait bere bulunmuştur. Olay yerinde ölçümler yapılmış; olayın emniyet şeridinde meydana geldiği, kan birikintisinin yolun kenar çizgisinin dışında, çelik bariyere 1,4 metre, kenar çizgisine 0,8 metre mesafede olduğu tespit edilmiştir. Askerî Savcılık tarafından 12/10/2012 tarihinde, Jandarma Komutanlığında görevli er, erbaş ve askerî personelin ifadeleri alınmıştır. Astsubay Ö. şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde; devriye görevi sırasında Organize Sanayi Bölgesi Kavşağı'nı geçerken arkasında bir ışık yansıması gördüğünü, arkasında oturan müteveffaya dönüp "Elindeki telefon mu?" diye sorduğunu, "Evet." cevabı alınca şoförden durmasını istediğini, müteveffanın telefonu kendisine sim kartı olmaksızın teslim ettiğini, sim kartı düşürdüğünü ve bulamadığını söylediğini ifade etmiştir. Ö.nin ifadesine göre bu konuşmadan sonra yola devam etmişler ve 100-150 metre ilerledikten sonra müteveffa, oturduğu yerin hemen sağında bulunan aracın arka yan kapısını açarak kendini araçtan atmıştır. Ö. olayın çok ani geliştiğini, araçtan indiklerinde müteveffanın yüzüstü şekilde asfaltın üzerinde olduğunu, başında çizikler bulunduğunu, şoför ile birlikte iki üç denemeyle müteveffayı aracın arka koltuğuna taşıdıklarını, şoförün korku ve panik içinde olduğunu gördüğü için direksiyona kendisinin geçerek destek almak amacıyla olay yerine 3 km mesafedeki karakola gittiğini ifade etmiştir. Ö. karakolda oyalanmadıklarını, yanına iki er aldığını, Karakol Nöbetçi Astsubayı E.K. ve Karakol Komutanı E.Ç.ye telefonla bilgi verdiğini, yanına aldığı askerlere müteveffayı hareket ettirmeden tutmalarını söylediğini ve müteveffayı konuşturmaya çalıştığını belirtmiştir. Müteveffanın konuşmalara akıcı olmayan şekilde cevap verebildiğini, kendisine "Telefon için mi yaptın, değer miydi?" diye sorduğunu, müteveffanın ise "Sevgilimden ayrıldım." dediğini daha sonra hastaneye geldiklerini ve tedavinin başladığını, saat 30'da Uşak Cumhuriyet savcısını aradığını, savcının ise olaya askerî savcının bakması gerektiğini kendisine söylediğini belirtmiştir. Olayın meydana geldiği aracın sürücüsü olan Z.Y. Askerî Savcılık tarafından alınan ifadesinde; devriye görevi sırasında araçtan indikleri ve komutanı bekledikleri sırada müteveffanın sürekli cep telefonu ile meşgul olduğunu, araçta giderken komutanın telefonu fark ettiğini, müteveffanın telefonu komutana verdiğini, sim kartı yere düşürdüğünü ve bulamadığını söylediğini, komutanın arka koltuğa geçerek kartı aradığını, bulamayınca oturduğu yere geçerek yola devam ettiklerini, 100-150 metre gittikten sonra müteveffanın arkada kalkarak kapıya yöneldiğini gördüğünü, hafif şekilde fren yaptığını, aracın yaklaşık 50 km hızla gittiğini, müteveffanın kapıyı açıp kendini yüzüstü yola attığını, araçtan inerek birkaç hamlede müteveffayı araca taşıdıklarını, aracı komutanın kullandığını ve karakola gittiklerini, burada birkaç dakika kalarak yanlarına Er B. ile A.A.yı aldıklarını ve hastaneye gittiklerini, aracı bu kez kendisinin kullandığını, yolda komutanın ve erlerin müteveffayı konuşturmaya çalıştıklarını ancak müteveffanın bir şey söylediğini duymadığını beyan etmiştir. Müteveffanın hastaneye götürülüşüne refakat eden B. beyanında; olay saatlerinde gazinoda oturduğunu, gece santralcisinin kendisini çağırması üzerine Ö. ile görüştüğünü, Ö.nin kendisine hastaneye gideceklerini söylediğini, arabanın yanına gittiğinde müteveffanın şoförün arka koltuğunda kafası cama yaslı oturduğunu, yanına oturarak müteveffanın kafasını kendi omzuna dayadığını, kafasının arkasından kan geldiğini gördüğünü, kendisine "Bunu kız için mi yaptın?" diye sorduğunu, komutanın da "Senin derdin telefon mu yoksa kızdan ayrıldığın için mi kendini attın?" diye sorduğunu ama müteveffanın cevap vermediğini beyan etmiştir. B., olaydan üç gün önce müteveffanın kendisine "Yine ayrıldık, moralim çok bozuk kendimi öldürmek istiyorum, karakoldan gitmek istiyorum, kendimi aracın önüne atacağım." dediğini, durumu A.A. ile birlikte Devriye Komutanı E.ye bildirdiklerini ve E.nin müteveffayla konuştuğunu belirtmiştir. B., müteveffanın kız arkadaşı Z.yi çok sevdiğini, kız arkadaşıyla telefonda görüşemedikleri için sık sık tartıştıklarını ve müteveffanın bu yüzden sık sık ağladığını bildiğini belirtmiştir. Müteveffanın hastaneye götürülüşüne refakat eden A.A. beyanında; olay günü nizamiye nöbetçisi olduğunu, Ö.nin kullandığı araçla yanına geldiğini ve kendisinden yardım istediğini, bunun üzerine araca bindiğini ve hastaneye gittiklerini ifade etmiştir. Müteveffa ile aynı birlikte görevli olan askerler alınan beyanlarında özetle müteveffanın çakmak gazı çektiği için Rehberlik ve Danışma Merkezi (RDM) takipli olduğunu, evli ve çocuklu bir kız arkadaşı olduğunu, karakol içinde sürekli telefonla konuştuğunu ve mesajlaştığını, komutanlara da yakalandığını, birkaç kez kendisini ağlarken gördüklerini, Astsubay Ö.nin müteveffaya kötü davrandığına şahit olmadıklarını ancak bir kez sabah içtimasında müteveffanın yataktan kalkmadığını, kalkmasını söyleyen Ö.ye hasta olduğunu söylediğini, Ö.nin müteveffaya yönelik olarak "Ananız değilim, babanız değilim. Herkes işini yapacak. S...m hastalığını, hastaysan doktora çık." şeklinde konuştuğunu belirtmişlerdir. Askerî Savcılık tarafından tanık sıfatıyla ifadesi alınan Uşak Güre Jandarma Komutanlığı Karakol Komutanı E.Ç. olay olduğunda lojmandaki evinde bulunduğunu, saat 30 sıralarında Ö.nin kendisini arayarak İ.B.nin araçtan kendisini attığını haber verdiğini, hastaneye gitmekte olduklarını, durumunun ciddi gözüktüğünü söylediğini beyan etmiştir. Hastaneye gittiğinde müteveffanın bilincinin gidip gelmekte olduğunu gördüğünü, Ö.ye olayın nasıl olduğunu sorduğunu, müteveffanın cep telefonunu yakaladığını anlattığını, müteveffaya bağırıp onu dövüp dövmediğini sorduğunu, Ö.nin böyle bir şey yapmadığını söylediğini, karakola gidince tutanak tutmayı düşündüğünü beyan ettiğini belirtmiştir. E.Ç.nin beyanına göre doktorlar sabaha karşı ameliyat kararı aldıklarında müteveffanın ailesine haber vermelerini istemiş, kendisi de sabah olduğunda Ö.ye müteveffanın ailesine haber vermesini söylemiştir. Sorulan soruya cevap olarak Ö.nin doğrudan hastaneye gitmek yerine neden önce karakola gittiğini bilmediğini, bunun anormal bir durum olduğunu ancak kendisine sorduğunda hastaneye götürürken yardım etsinler diye önce erleri almaya gittiğini beyan ettiğini söylemiştir. Müteveffanın Z. isimli kız arkadaşının olaydan sonra kendisini aradığını, müteveffanın ailesinin kendisine baskı yaptığını söylediğini beyan etmiştir. Askerî Savcılık tarafından müteveffanın üzerinden ve eşyaları arasından çıkan telefon ve sim kartlar üzerinde yapılan incelemede olay günü 28-48 saatleri arasında Y.G. isimli kişiye ait bir numaradan müteveffaya mesajlar geldiği, Y.G.nin alınan ifadesinde numarayı Z.Ş. isimli arkadaşının kullandığını söylediği anlaşılmaktadır. Anılan kişinin müteveffanın kız arkadaşı olduğu ve mesaj içeriklerinin müteveffaya başka bir kişiden gelen mesajlar nedeniyle tartışmalarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. 15/10/2012 tarihinde hastanede tedavi altında iken ölen müteveffanın 23/11/2012 tarihli otopsi raporunda ölüm nedeni, künt kafa travmasına bağlı kafatası kaide kırığı ile birlikte beyin kanaması ve bu nedenle gelişen komplikasyonlar olarak belirtilmiştir. Soruşturma kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından -özellikle müteveffanın hastaneye götürülüş zamanı da dikkate alınmak üzere- başkasına atfı kabil bir kasıt, ihmal ya da kusurun bulunup bulunmadığına yönelik bir rapor hazırlanması istenmiştir. Düzenlenen raporda, olaydan sonra asker almak için geçirilen sürenin kişinin ölümüne bir etkisi olmadığı belirtilmiştir. RDM takibi hususunda alınan 17/1/2014 tarihli bilirkişi raporunda ise müteveffanın eğitim birliğinden Uşak Jandarma Komutanlığına dağıtım olduğu, psikolojik sorunlu olan ve takibi gereken personel olarak değerlendirildiği, müteffanın birinci amiri olan T.nin psikolojik sorunlu erler ile RDM takibi yapılan erlere ilişkin mevzuat ve uygulama gereği müteveffanın kontrol muayene ve tedavisinin gereği gibi yapılmasını takip etmek hususunda ihmalinin olduğu, E.nin ise olay tarihinden birkaç gün önce kendisine diğer iki er tarafından bildirilen, müteveffanın ağlama, kaçmaya çalışma, kız arkadaşıyla yaşadığı sorunlar nedeniyle kendisini yoldan geçen araçların altına atacağını beyan etme şeklindeki durumları amirlerine bildirmemesi nedeniyle ihmalinin bulunduğu, müteveffanın silahsız olarak devriye görevine çıkarılmasında bir ihmal bulunmadığı belirtilmiştir. Yürütülen soruşturma sonucunda İzmir Hava Eğitim Komutanlığı Askerî Savcılığınca 11/3/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararda, müteveffanın takip ve kontrolünde ihmali bulunduğu belirtilen T.nin ihmalî davranışı ile müteveffanın ölümü arasında doğrudan bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığı, aynı şekilde E.nin ihmalî davranışıyla ölüm olayı arasında doğrudan illiyet bağı kurulamadığı, her ne kadar T., E., Karakol Komutanı E.Ç. ve Devriye Komutanı Ö. hakkında ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma açılmışsa da E.Ç. ile Ö.nin ihmalî bir davranışı bulunmadığı, T. ve E.nin eylemlerinin ise disiplinsizlik boyutunda kaldığı anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun kız arkadaşı ile yaşadığı problemler ve bu problemler nedeniyle ruhsal sıkıntı çekiyor olmasına yönelik iddiaların tanık beyanları ve mesaj içerikleri ile desteklendiği, Devriye Komutanı Ö.nin müteveffaya husumet beslediği ve ölümünden sorumlu olabileceği yönündeki iddiaların soyut nitelikte olduğu, yapılan soruşturma kapsamında elde edilenlerin hiçbir delille desteklenmediği, müteveffanın ölüm olayında kendisi dışında ceza hukuku anlamında kusur sorumluluğu doğuracak başka kişilerin bulunmadığı gerekçeleriyle Askerî Savcılık tarafından müteveffanın ölüm olayına ilişkin olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Anılan karar başvuruculara 4/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anılan kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı başvurucular tarafından yapılan itiraz sonucu Ege Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesince, şüpheliler T. ve E. hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçundan iddianame düzenlenmesine, şüpheli Astsubay Ö. hakkında ise kasten öldürme suçundan soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir. Soruşturmanın genişletilmesi kararı üzerine müteveffanın kıyafetleri kriminal açıdan incelenerek baş bölgesindeki yaralanmayla birlikte tekrar değerlendirilmesi için yeniden Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda; kişideki yaralanmanın arabadan atlama, düşme veya düşürülme sonucu meydana gelmesinin mümkün olduğu ancak bunlar arasında bir ayrım yapmanın tıbben mümkün olmadığı belirtilmiştir. Soruşturmanın genişletilmesi kararı üzerine ayrıca olay günü aracın şoforü olan Z.Y. ve hastaneye götürülme sırasında orada bulunan B. ile A.A.nın beyanlarının yeniden alındığı, tanıklara Ö. ile müteveffa arasında olay öncesinde suça konu bir eylem gerçekleşip gerçekleşmediği ve hastaneye götürülürken müteveffanın bir beyanda bulunup bulunmadığı hususlarının sorulduğu ancak tanıkların önceki beyanlarından farklı bir husus dile getirmedikleri anlaşılmaktadır. 1/8/2014 tarihinde Ege Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesince, soruşturmanın genişletilmesine ilişkin karar uyarınca lüzum görülen hususlarda yapılan soruşturma sonucunda İzmir Hava Eğitim Komutanlığı Askerî Savcılığının 11/3/2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararında araştırılması ve aydınlatılması gereken ve şüpheli kalan bir husus olmadığı vicdani kanaatine varıldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Başvurucular, anılan kararın 20/8/2014 tarihinde kendilerine tebliğ edilmesinin ardından 9/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. T. ve E. hakkında ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır. İzmir Hava Eğitim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 8/7/2015 tarihli kararıyla sanıklar hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Başvurucular tarafından son olarak anılan kararın Askerî Yargıtay önünde temyiz aşamasında olduğu bildirilmiştir. İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan yapılan yargılamada olayın meydana geldiği aracın şoförü olan Z.Y.nin tanık sıfatıyla beyanının yeniden alındığı, bu tarihte Z.Y.nin askerlik görevini tamamlamış ve terhis edilmiş olduğu, beyanında önceki süreçlerde anlattıklarını tekrar ettiği anlaşılmaktadır.B. Tam Yargı Davasına İlişkin Süreç Başvurucular 9/5/2014 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle başvuruda bulunmuşlardır. Talebin zımnen reddi üzerine tam yargı davası açılmıştır. Manisa İdare Mahkemesi 25/8/2014 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Askeri Yüksek İdare Mahkemesine (AYİM) göndermiştir. AYİM İkinci Dairesi tarafından 29/4/2015 tarihinde 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda müteveffanın ölüm tarihi olan 15/10/2012 tarihinden itibaren bir yıl içinde davalı idareye müracaat edilmesi gerekirken başvuru tarihinin 9/5/2014 olduğu gerekçesiyle davanın süre aşımından reddine karar verilmiştir. Başvurucuların karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 6/1/2016 tarihinde kararın kanuna ve usule uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Anılan kararın 1/2/2016 tarihinde kendilerine tebliğ edilmesinin ardından başvurucular 2/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucuların iki ayrı bireysel başvuru dosyasının birleştirilmesine karar verilmiştir. 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Askerî savcı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ile şüpheli ve suçtan zarar görene bildirilir.Bu karara karşı teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ya da suçtan zarar gören, kararın kendilerine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde kararı veren askerî savcının teşkilâtında olduğu askerî mahkemeye yer itibarıyla en yakın askerî mahkemede itiraz edebilirler. En yakın askerî mahkemenin tayininde kararsızlık olursa, bu husus Millî Savunma Bakanlığınca giderilir. İtiraz isteminde kamu davasının açılmasını haklı gösterecek olaylar ve deliller gösterilir.” 353 sayılı Kanun'un "İtirazın incelenmesi ve soruşturmanın genişletilmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İtiraz üzerine askerî savcının o zamana kadar yaptığı soruşturmayı içine alan dosya, itirazı inceleyecek olan askerî mahkemeye gönderilir.Askerî mahkeme, süre tayin ederek bir diyeceği varsa bildirmesi için itiraz istemini şüpheliye tebliğ edebilirAskeri mahkeme kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine lüzum görürse gereken soruşturmayı yetkili askeri savcıya yaptırabilir." 353 sayılı Kanun'un "İtirazın reddi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"İtiraz süresi içinde yapılmamış veya sebep gösterilmemişse veyahut kamu davasının açılması için yeter sebepler bulunmazsa askeri mahkeme itirazı reddeder. (Değişik ikinci fıkra: 29/6/2006-5530/35 md.) Ret kararı suçtan zarar görene; eğer itiraz, teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri tarafından yapılmış ise bu makama tebliğ olunur ve ayrıca askerî savcıya ve şüpheliye bildirilir." 353 sayılı Kanun'un "İtirazın kabulü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Askerî mahkeme, itirazın yerinde ve haklı olduğuna kanaat getirirse, şüpheli hakkında kamu davası açılmasının gerekli olduğuna karar verir ve evrakı yetkili askerî savcıya gönderir.Bu karar üzerine askeri savcı soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davasını açar. " 1602 sayılı mülga Kanun'un "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz."