1. Ceza Dairesi 2023/5230 E. , 2025/2175 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3482 E., 2023/112 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir old…
**1. Ceza Dairesi 2023/5230 E. , 2025/2175 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3482 E., 2023/112 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2021 tarihli ve 2020/113 Esas, 2021/246 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81, 35, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2021/3482 Esas, 2023/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1.a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Suçun işlenmediğine, suç vasfına, meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, hukuka aykırı delillere dayanılarak karar verildiğine, eksik inceleme yapıldığına, ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların hukuka uygun olarak toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, mahkemece yapılmış eksik bir incelemenin bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, meşru savunmaya ilişkin yasal unsurların oluşmadığı anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2021/3482 Esas, 2023/112 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ... ve Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Sanık ... hakkında katılan ...’ı öldürmeye teşebbüs ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında yerel mahkemece müsnet suç sabit görülerek verilen mahkûmiyet kararı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onaylanmış bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya dairemiz çoğunluğu tarafından da onaylanmıştır. Dosya kapsamı ve delil durumuna göre sanık ...’in üzerine atılı ve subuta erdiği anlaşılan eyleminin kasten adam öldürmeye teşebbüs değil silahla tehdit suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan dairemizin onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum Şöyle ki; Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesi sanık ... hakkında yaptığı yargılama sonucunda müsnet suçun kabul ederken gerekçesini aynen şöyle belirtmiştir: “Katılan sanık ...'in olay tarihinde ... kahve evi isimli iş yerinde katılan sanıklar ..., ... ve ... ile aralarındaki alacak verecek konusu ile ilgili konuşmak için bir araya geldikleri, avukatı olan tanık ...'un da tarafları barıştırmak için aynı masada bulunduğu, tanık ...'nın masadan kalkıp lavaboya gittiği sırada sanık ...'in adli emanete kayıtlı tabancayı çıkartarak ...’a doğrulttuğu tetiği çektiği ancak emniyet mandalı kapalı olan silahın ateş almadığı ... ve arkadaşlarının ...'e müdahale ettikleri ve katılan sanık ...’ın da ...'in elinden silahı aldığı silahın kabza kısmıyla ...'in kafasına vurduğu ... ve arkadaşlarının ...'i iş yeri sahibi gelip kavgayı ayırana kadar darb ettikleri ve ...'in basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.” Sanık ... savunmasında: Alacak verecek meselesini konuşmak için avukatı ... ile söz konusu kafeye geldiğini ve o sırada orada olan ..., ... ve ... ile konuşmaya başladığını avukatı ...'nın lavaboya gittiği sırada tartışmanın büyüdüğünü ve karşıdaki kişilerin kendisini darb etmeye başlamaları üzerine aldığı yumruğun etkisiyle yere eğildiğini ve yerde gördüğü kendisine ait olmayan tabancayı eline aldığını, bu sırada tetik düşürmediğini karşı taraftaki kişilerin kendisini darb ederek tabancayı elinden aldıklarını savunmuştur. Olayın ne şekilde gerçekleştiğini gören tarafsız tanık veya kamera kaydı bulunmamaktadır, olay söz konusu kafenin içerisinde loca şeklinde kapalı bir mekanda gerçekleştiği için burada sadece sanık ... ve karşı tarafta bulunan 3 kişi dışında başka herhangi bir kimse yoktur, bu nedenle mahkeme olay mahallinde bulunan kişilerin beyanları ve delil durumuna göre hükmünü kurmuştur. Katılan sanıklar ..., ... ve ... soruşturma aşamasında verdikleri ifadelerinde; Konuşmak için kafeye gittiklerini sanık ... ve ...'nın da aynı nedenle oraya geldiklerini ... lavaboya gidince tartışmanın büyüdüğünü bu sırada sanık ...'in belinden tabanca çıkartarak ...’a doğrultup bir el tetik düşürdüğünü ancak tabancanın ateş almadığını bunun üzerine hemen müdahale ederek tabancayı ...'in elinden aldıklarını ve güvenlikçi olan bu nedenle silahtan anlayan katılan sanık ...'ın kontrol etmesi üzerine tabancanın namlusunda bir adet dolu fişek olduğunu ve ancak emniyet tertibatı devrede olduğu için tabancanın ateş almadığını yani tetiğin düşmediğini anladıklarını ve durumu 155'i ihbar ettiklerini söylemişlerdir. Katılan sanıklar ... ve ... hazırlıkta verdikleri bu ifadelerini mahkemede de aynen tekrar etmişler sadece katılan sanık ... ifadesini sanık aleyhine genişleterek sanığın daha önce verdiği ifadesindeki gibi tetiğe bir kez basmadığını defalarca bastığını bundan sonra kendilerinin müdahale ettiklerini söylemiştir. Yerel mahkeme dosya kapsamındaki katılan sanıkların hazırlık aşamalarındaki beyanlarına ve ... ve ...'ün hazırlık beyanlarıyla uyumlu olan mahkeme ifadelerine itibar ederek sanığın belinden çıkardığı tabancanın tetiğine bir kez bastığını kabul etmiş ve bu eylemi kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak vasıflandırmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu dosyada dairemizle aramızda çıkan hukuki anlaşmazlığın nedeni yerel mahkemenin kabulüne uygun olarak sanığın belinden çektiği ve ...’a doğrulttuğu tetiğine bir kez bastığı tabancanın emniyetinin devrede olması nedeniyle ateş almamasının hangi suçu oluşturacağı hususundadır. TCK’da düzenlenmeyen, tanımı yapılmayan ancak doktrinde ve bir kısım Yargıtay uygulamalarında ifade edilen işlenemez suçta suçun konusu bulunmadığından tanığın müsnet suçu işleyemeyeceği kabul edilerek beraat kararları verilmektedir. Yargıtay uygulamalarında sanık tarafından boş olduğu bilinen tabancanın doğrultularak karşıdaki kişiye doğrultularak tetiğine basılması tabanca dolu olsaydı adam öldürme veya yaralama suçuna sebebiyet vereceği halde tabanca boş olduğundan suç konusu bulunmadığı gerekçesiyle işlenmez suç sayılmakta ve ancak sanığın o ana kadar ki kusurlu hareketi ve silahtan sayıdan aleti doğrultarak tetiğine basması şeklinde gerçekleşen kısımları itibariyle silahla tehdit oluşturduğu kabul edilerek bu suçtan mahkûmiyet kararları verilmektedir. Dosyadaki yerel mahkemenin kabulüne göre sanık kendi belindeki tabancayı çıkartarak emniyet tertibatı devrede olan silahının tetiğine bir kez basmış emniyet tertibatı nedeniyle horoz düşmediği için tabanca atış yapmamış sanık ise silahın tetiğine birden çok kez basma veya silahı kurma iradesi göstermemiş, bu sırada katılanlar sanığa müdahale ederek silahı elinden almış ve silahın mermi yatağında dolu mermi olduğu ve ancak emniyet tertibatının devrede olması nedeniyle atış yapmadığı anlaşılmıştır. Sanık katılanlarla alacak meselesini konuşmak için avukatı ile olay yerine geldiğini aynı masa etrafında konuşurken çıkan tartışma sonucu darp edildiğini bu nedenle yere eğildiğinde yerde bulduğu tabancayı eline aldığını, silahın kendisine ait olmadığını tetiğine dokunmadığını savunmuş bu nedenle sanığın belinden çıkardığı silahın tetiğine basarken tabancanın emniyet tertibatının devrede olup olmadığını bilip bilmediği hususu aydınlatılamamıştır. Mevcut deliller, dosya kapsamı, olayın oluş şekli kül halinde değerlendirildiğinde sanık ve katılanlar arasında alacak meselesi olduğu iddia edilmekte sanık borcunu kabul etmese de avukatı ile bu konuyu konuşmak için kahvehaneye geldiği, sanığın kendisine ait belinde taşıdığı kabul edilen silahın ağzına alacak meselesini konuşmak için gelirken mermi verdiği ve ancak tabancanın emniyet tertibatını da devreye aldığı tartışma sırasında silahını doğrulttuğu ve tetiğe bastığı, emniyet tertibatının devrede olduğunu bilerek yaptığı bu işin silahın atış yapmasını engelleyeceğini bilerek tehdit kastıyla hareket ettiği şüpheli kalan husus sanığın silahını belinden çekerken silahın emniyetinin açık olduğunun sanık tarafından bilinip bilinmediği olaya şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık lehine yorum yapmanın zaruri olduğu sanığın olay öncesinde mağdurları öldürmeye teşebbüs etmesini gerektirecek aralarında herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığı bu nedenle sanığın katılanı öldürmek amacı ile avukatı ile oraya geldiğini gösterir hiçbir delil olmadığı, bu haliyle sanığın emniyet tertibatı devrede olan silahın tetiğine dokunmak suretiyle karşı tarafı silahla tehdit ettiği ve bu suçtan cezalandırılması gerekeceği kanaatinde olduğumuzdan sanık aleyhine yorum yapılarak hakkında kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan verilen mahkûmiyet kararı onaylayan dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. K A R Ş I O Y Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2023/5230 E. 2025/2175 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-a maddesi uyarınca silahla tehdit suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesinde olduğumdan katılmamaktayım. Dosya kapsamına göre; mağdur ... ile sanık ...’in birbirlerini tanımadıkları, olay tarihinden önce toptancılık işi ile uğraşan ve ticaret yapan sanık ... ile ... isimli bir şahıs arasında alacak verecek meselesinin bulunduğu, alacak verecek meselesinin tarafı olmayıp güvenlik şirketi sahibi olan mağdur ... ile iş ortakları ... ve ...’ün, ...’dan kendilerinin alacaklı olduğunu iddia ederek sanık ...’den avukatı aracılığı ile ısrarla para istedikleri, olay günü kendisinin borcu olmadığını anlatmak amacıyla yanına avukatı olan ...’u da alan sanığın ... Kafe isimli işyerinde mağdur ve arkadaşları ile buluştuğu, mağdur ve arkadaşlarının hiç tanımadıkları sanıktan para istemesi üzerine sanığın yanında taşıdığı ruhsatsız silahı göstererek mağdura ve arkadaşlarına para vermeyeceğini söylediği, bunun üzerine mağdur ve arkadaşlarının sanığı darp ettiği anlaşılmaktadır. Olayın oluş anını gören tarafsız tanık olmadığından, ... Kafe isimli işyeri sahibi ... ile olay yerine ilk gelen kolluk görevlilerinin tuttukları tutanak büyük önem arz etmektedir. Tanık ... olayın hemen sonrasında ve kovuşturma evresinde verdiği uyumlu beyanlarında, mağdurun “hem beni buraya çağırdın hem de bana silah çektin” dediğini, sanığın ise “ben silahı sana çekmedim” dediğini duyduğunu belirtmiş, mağdur ve iki arkadaşının okuyarak imzaladıklarını kendi el yazıları ile yazdığı, kolluk görevlileri tarafından olayın hemen sonrasında tutulan 02.11.2019 tarihli tutanak içeriğine göre de her üç iş ortağının “... isimli şahsın kendilerine tartışma sonucunda silah çektiğini” belirttiği görülmektedir. Bu çerçevede olayın hemen sonrasında mağdur ve arkadaşları sanığın kendilerine ateş etmeye çalıştıklarından hiç bahsetmemişlerdir. Sanık ...’i darp etmeleri nedeniyle mahkemece cezalandırılan ..., ... ve ... soruşturma evresinde şüpheli sıfatıyla verdikleri beyanlarında kolluk tutanağındaki şifai beyanları ve tanık ...’nin uyumlu beyanları ile örtüşmeyecek şekilde sanık ...’in doğrulttuğu silahının tetiğini bir kez düşürdüğünü iddia etmişler, hatta her üçü de silahı sanık ...’den ...’ın aldığını, sonrasında silahı ...’a verdiğini ...’ın silahın namlusundaki mermiyi çıkarttığını, yere düşen mermiyi şarjöre bastığını söylemişlerdir. Tarafsız tanık ... ise silahın ...’ta olduğunu tüm aşamalarda söylemiş ise de silahı ...’tan ...’ın aldığını, namludaki mermiyi çıkarttığını, bu esnada merminin yere düştüğünü, yere düşen merminin şarjöre basıldığını görmemiştir. Kanaatimizce silah konusunda eğitimli olup güvenlik şirketleri olan mağdur ve arkadaşları 02.11.2019 tarihli tutanağı okuduklarında silahın namlusunun boş olduğunu anlayınca şüpheli sıfatıyla daha az ceza almaya yönelik silahın namlusunun dolu olduğuna ilişkin savunma yapmışlardır. Kaldı ki belinde silah taşıyan ve kendisine ait olan silah ile olay yerine gelen sanığın, emniyetinin kapalı olduğunu bildiği silahın tetiğine bir kez basarak mağdur ve arkadaşlarını korkutmak istemesi de mümkündür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, elindeki silahı korkutmak amacıyla mağdura doğrultan sanık ...’in öldürme kastı içinde hareket ettiğine ilişkin kesin bir delile ulaşılamadığından, vasıftaki şüphe sanığın lehine değerlendirilerek silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a maddesi uyarınca cezalandırılması ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.