12. Ceza Dairesi 2021/8892 E. , 2023/3734 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2170 E., 2020/99 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine verilen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 10.01.2020 tarihli ve 2019/2170 Esas, 2020/99 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme ne
**12. Ceza Dairesi 2021/8892 E. , 2023/3734 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2170 E., 2020/99 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine verilen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 10.01.2020 tarihli ve 2019/2170 Esas, 2020/99 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olduğu; silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından 01.08.2016-08.09.2016 tarihleri arasında 38 gün gözaltında ve tutuklu kalan davacı lehine İlk Derece Mahkemesince 303,52 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi üzerine hükmün yalnızca davalı vekilince istinaf edilmesi neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarının 6.000,00 TL'ye düşürülmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle, reddedilen toplam 24.303,52 TL tazminat miktarının davacı açısından kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen temyiz sınırı ile reddedilen tazminat miktarına göre davacı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 09.10.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY YAZISI Davacının silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından 38 gün gözaltı ve tutuklulukta kalıp beraat ettiği, bu sebeple açtığı koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında 250.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, ilk derece mahkemesince 303,52 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, karar davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi tarafından yapılan incelemede maddi tazminatın ilk derece mahkemesindeki miktar olarak bırakılıp manevi tazminatın 6.000,00 TL’ye ve ücreti vekaletin 3.636,00 TL’den 1.056 TL’ye indirilmek suretiyle kararın düzeltilerek esastan reddine hükmedildiği, bu karara karşı da davacı vekilinin temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır. Burada tartışma konusu olan nokta; ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı ve reddedilen miktar itibariyle kararı istinaf hakkı olmasına rağmen istinaf etmeyen ancak davalının kararı istinaf etmesi üzerine bölge adliye mahkemesince yapılan inceleme neticesinde manevi tazminat miktarının düşürülmesi halinde (davacının aleyhine olarak) ilk kararı temyiz etmeyen davacının bölge adliye mahkemesinin kararını temyiz edip edemeyeceği ve temyiz miktarının nasıl belirleneceği noktasında toplanmaktadır. Şu açıktır ki; davacı davasını ispat etmiş ve bir miktar maddi ve manevi tazminat almayı haketmiştir. Davacı ilk derece mahkemesince verilen tazminat kararında belirlenen miktarları yeterli görmüş ve istinaf etmemiştir. Davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ise, bölge adliye mahkemesi maddi tazminatı ilk derece mahkemesince belirlenen miktarda kabul etmiş, ancak manevi tazminatı 30.000,00 TL’den 6.000,00 TL’ye indirmiştir. Bu indirimi kabul etmeyen davacı ve sair nedenlere dayanan davalı bölge adliye mahkemesinin kararını temyiz etmişlerdir. Dairemiz bu durumda, ilk derece mahkamesi kararını istinaf etmeyen davacının ilk derece mahkemesinde hükmedilen miktarı kabul ettiği ve artık dava dilekçesindeki miktar esas alınamayacağı bölge adliye mahkemesinin verdiği karardaki miktar ile ilk derece mahkemesindeki miktar arasındaki farkın temyiz miktarını belirleyeceği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar vermiştir. (Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olduğu davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 6.303,52 TL (maddi ve manevi tazminat toplamı) davacının reddedilen tazminat miktarının 30.303,52-6.303,52=24.000,00 TL olması nedeniyle hükmün davacı ve davalı acısından kesin olduğu savıyla;) Davacı davasını ispat etmiş ve bir miktar tazminat almaya hak kazanmıştır. İlk derece mahkemesince verilen kararı istinaf etmeyerek bir an önce tazminatını almayı hedeflemiştir. Davalı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine davacının tazminat miktarının düşebileceğini öngörmesi de mümkün değildir ve böyle bir ihtimali öngörerek istinaf isteminde bulunması da pek makul karşılanacak bir durum değildir. Bu yolun açılması da istinaf başvuralarının sırf bir hakkı koruma kaygısıyla gereksiz bir çok başvurunun yapılmasına yol açacağıda öngörülebilecek bir durumdur. Bunun yanında; hakkına bir an önce erişmek saikiyle ilk derece mahkeme kararını istinaf etmeyen davacının bölge adliye mahkemesince hükmün aleyhine değiştirilmesi durumunda dava değerinin istinaf edilmeyen ilk derece mahkemesince belirlenen miktar olarak kabulü hukuki bir değerlendirme olmayacaktır ve davacının anayasal hakkı olan kanun yollarını kullanmasına da engel olacaktır, (olayımızda; davacının talebi 250.000,00 TL maddi 50.000,00 TL manevi tazminattır, istinaf etmediği için ilk derece mahkemesince verilen tazminat (maddi manevi toplam) 30.303,52 TL’dir. Reddedilen miktar itibariyle davacı istinafa gelebilirdi ancak gelmedi ve davalının istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince tazminatı 6.303,52 TL’ye indirilmesine hükmedildi) bu gibi hallerde temyiz değeri davacının asıl talebi üzerinden hesaplanarak bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilebilmeliyken dairemizin sayın çoğunluğu dar bir yorum yaparak davacının ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyerek artık 30.000 TL’nin davalı açısından kazanılmış hak olduğunu kabul etmiş, temyiz miktarını da 30.303,52-6.303,52=24.000,00 TL olarak belirleyerek davacının temyiz talebini reddetmiştir. Böyle bir değerlendirme kişilerin hukuki güvenlik ve haklarını yargı mercileri önünde arama hakkının engellenmesi gibi bir durum oluşturur. Oysa; yapılması gereken hukuki güvence açısından konuyu geniş yorumlamak ve kişilerin haklarını her platformda korunmasını ve ileri sürülmesini sağlayacak mekanizmalar geliştirmesini sağlamak olmalıdır. Böyle bir yorumun hukuk devleti ilkesine daha yakın olacağı değerlendirilmiştir. Bu itibarla; davacının dava dilekçesindeki değer ile bölge adliye mahkemesince belirlenen tazminat miktarı dikkate alınarak temyiz sınırı belirlenmesi gerekirken kişinin temyiz hakkını kullanmasını önleyecek şekilde davacının iradesini yansıtmayan tamamen mahkemelerin belirlediği ilk derece mahkemesinin belirlediği tazminat miktarı ile bölge adliye mahkemesinin belirlediği tazminat arasındaki farkın temyiz sınırı olarak kabul edip davacının temyiz talebinin reddine karar veren çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 09.10.2023