Başvuru, 13/12/2006 tarihinde açılan tazminat davasında, makul sürede yargılama yapılmadığı, lehe olan deliller dikkate alınmadan ve hatalı olarak hüküm kurulduğu, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz oluşturulduğu nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir.
Başvuru, 13/12/2006 tarihinde açılan tazminat davasında, makul sürede yargılama yapılmadığı, lehe olan deliller dikkate alınmadan ve hatalı olarak hüküm kurulduğu, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz oluşturulduğu nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir. Başvuru, 4/9/2013 tarihinde İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 13/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/4/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 4/5/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 13/12/2006 tarihinde İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, davalı banka ile aralarında yapılan 29/11/2001 tarihli protokole göre, bankanın kendisine ihracat kredisi kullandırmayı taahhüt ettiğini ancak bu taahhüdünü yerine getirmediğini, bu nedenle ihracat bağlantılarını gerçekleştiremediğini, bu şekilde kâr mahrumiyetine uğradığını, ayrıca davalı tarafa olan eski kredi borcunun da ihracat yolu ile kapatılması mümkün olacak iken, taahhüdün yerinde getirilmemesi nedeniyle, bu imkânın da ortadan kalkmış olduğunu belirterek, tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucunun iddialarına karşı davalı taraf banka cevap dilekçesinde özetle, uzun yıllardır kredi ilişkisi içinde oldukları başvurucunun bir süredir ödeme güçlüğü yaşadığını ve kullanmakta olduğu kredilerin geri ödemelerinin aksadığını bu kapsamda ödeme güçlüğünden kurtulabilmesi için başvurucu ile aralarında 29/11/2001 tarihli protokolün imzalandığını, söz konusu protokol uyarınca başvurucu ve müşterek müteselsil kefillerin bankaya olan toplam borçlarının tasfiyesi karşılığında başvurucuya toplam borç tutarında 18 ay vadeli döviz kredisi kullandırıldığını, bu krediden gelen meblağ ile başvurucunun geçmiş kredi borçlarının kapatıldığını ve başvurucuya 18 ay gibi uzun bir vadede eski borçları ödeme ve tasfiye imkanının sağlandığını böylelikle imzalanan protokolün başvurucuya borçlarını kapatma konusunda bir vade yarattığını, başvurucunun kendisine gönderilen kredi hesaplarına ilişkin özetlere itiraz etmesi sonucu Hazine Müsteşarlığı Kontrolörleri Kurulunca inceleme başlatıldığını, dava konusu döviz kredisinin amacı dışında kullanılmasının ve kambiyo mevzuatına aykırı bir durumun söz konusu olmadığını belirtmiştir. Açılan dava İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin, E.2006/797 sıra sayısına kaydedilerek görülmeye başlanmış, yargılama sürecinde tarafların iddiaları dinlenmiş, delil listeleri ve ekleri ile uyuşmazlık konusu hakkında Hazine Müsteşarlığı Hazine Kontrolörleri Kurulunca hazırlanan inceleme raporları dava dosyasına eklenmiş, delillerin toplanmasının ardından bilirkişi raporu aldırılmış, alınan rapora yapılan itirazların ardından ek bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bu kapsamda yapılan yargılama sonunda İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi, 1/2/2010 tarihli ve E.2006/797, K.2010/18 sayılı kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: “… Taraflar arasında düzenlenen ve geçerliliği her iki tarafça da kabul ve aksi iddia ve iptali istenmeyen 2001 tarihli protokolün birinci maddesi ile; Davacı borçlu şirket ve müşterek borçlu müteselsil kefillerin 2001 tarihi itibarı ile döviz kredisi ana para ve faizinden, teminat mektup komisyon ve gecikme faizinden, KMH ve gecikme faizinden, SMK ve faizinden, sigorta priminden kaynaklanan protokolün maddesinde yazılı miktar DEM ve TL borçları oldukları kabul edilmiştir. A madde ile; borçlu davacı şirket tarafından maddede kabul edilen borcun 2001 tarihi itibarı ile EURO ana para borcu olarak belirlenmesini, B madde ile; söz konusu borcun tamamının karşılanmasını teminen EURO karşılığı libor+5,5 faiz oranının uygulanarak ve 18 ay vadeli olmak üzere ihracat döviz kredisi tahsis edilmesini, C madde ile, (d) bendinde belirtilen ödeme planına uyulması, faizlerin zamanında ödenmesi, ihracat taahhütlerinin tamamlanmamış olması kaydıyla bakiye alacak için kredinin 18 ay vadeli olarak tekrarlanması, D madde ile; EURO tutarındaki ana paranın aşağıdaki ifa planı doğrultusunda ödenerek tasfiye edilmesi hususlarında mutabık kalmışlardır. 2001 tarihli protokol kapsamında davalı banka tarafından davacı CBC Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.ne 2001 tarihinde EURO (Karşılığı - TL.) 220PF00427 referans numarası ile EUR cinsinden bir İhracat Döviz Kredisi kullandırıldığı ve kullandırılan bu kredi ile davacının daha önce davalı banka nezdinde açık bulunan 20 adet İhracat Döviz Kredisi borçlarının faizleriyle birlikte ödenerek kapatılmış olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça, protokoldeki kredinin yapacakları ihracatların finansmanı için davacı şirkete tahsis edildiğini, kendilerine ödenmesi gerektiğini, iddia etmelerine rağmen protokolün Hiçbir maddesinde tahsis edilen ve kullandırılan döviz kredisinin ne zaman eski borçlara mahsup edileceğinin açık olarak gösterilmediği, protokolde ihracatlar yapıldıktan sonra sağlanacak gelirle borçların kapatılacağına ilişkinde açık bir hükmün yer almadığı tespit edilmiştir. Davacı borçlu şirketin şikâyeti üzerine Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Stj. Hazine Kontrolörü S.B. tarafından düzenlenen ve dosyaya delil olarak ibraz edilen 2006 tarih ve 7/7 sayılı inceleme raporunun 11 nci sayfasındaki bilgilere göre; CBC Tekstil ve yetkilileri ve F. B.’nin başvurulan ifadelerinde: Firmanın şikayet dilekçelerinde öne sürülen iddiaların aksine, firmaya nakit olarak herhangi bir paranın verilmeyeceği, yeni açılan döviz kredisi ile protokol tarihi itibarıyla var olan borçların mahsuben ödeneceği, söz konusu protokolden doğan yeni döviz kredisi borcunun vadeye yayılması konusunda da mutabık kalındığı, esas olarak protokol tarihi itibarıyla borçluların bankaya olan toplam borçlarının hesap edilerek bu borcun vadeye yayılması suretiyle firmanın ödeme gücünün kolaylaştırılmasının amaçlandığını belirttikleri anlaşılmaktadır. Bu bilgilere göre, davacının bu kredinin doğrudan kendisine ödenmesi için protokol düzenlendiği iddiaları yine davacı yetkilileri ifadesi ile çelişmektedir. Öte yandan ihracat döviz kredilerinin kredi kullanan firmalar açısından vergi, resim harç istinası sağlayan özel nitelikli kredi olması ve protokolün A maddesinde 2001 tarihi itibarı ile belirlenen davacı şirketin eski kredi borçları ana para tutarı olan EURO borç kadar aynı miktar davacı şirkete döviz kredisi tahsisi edilmesi, davacı tarafça protokolün geçersiz olduğu yönünden bir iddiasının olmadığı hususları göz önüne alındıkta ve Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı kontrolünce düzenlenen 2006 tarihli inceleme raporundaki davacı şirket yetkililerinin kredi tahsiline yönelik beyanları birlikte değerlendirildiğinde yeni tahsis edilen ve eski borç miktarı kadar olan EURO paranın davacı firmaya nakit olarak ödenmeyeceği, döviz kredisi ile protokol tarihi itibarı ile var olan eski kredi borçlarının mahsuben ödenmesinin ve protokolden doğan yeni döviz kredisi borcunun uzun vadeye yayılması sureti ile firmanın ödeme gücünün kolaylaştırılmasının amaçlandığı hususunun kabulünü gerekli kılmaktadır. Davalı banka tarafından eski borç miktarı kadar protokolle yeni döviz kredisi tahsisi etmesi de bu görüşü doğrulamaktadır. Dosyada mevcut deliller arasında davalı bankanın eski kredi borcunun tavsiyesi amacı dışında firmaya ihracat döviz kredisi tahsis ve kullandırdığını, ispat eder davacı iddiası dışında başkaca delil mevcut değildir. Bilirkişi heyetince 1567 sayılı Türk parası kıymetini koruma hakkındaki kanunun maddesi doğrultusunda bakanlar kurulu tarafından alınan 32 sayılı karar gereği döviz olarak kullandırılan döviz kredileri ana paralarının sağlanan başka bir döviz kredisi ile mahsuben ödenemeyeceği kuralı gereğince davacı bankaca davacı şirketin eski döviz kredi borçlarının protokol ile sağlanan yeni döviz kredisi ile mahsuben ödenemeyeceği kuralı gereğince davacı bankaca davacı şirketin eski döviz kredi borçlarının protokol ile sağlanan yeni döviz kredisi ile mahsuben ödenmesi sebebiyle protokolün kanuna aykırılık sebebiyle davacı tarafça dava dilekçesinde geçersizliği iddia edilmeyen Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/636 Esas 2005/511 Karar sayılı, Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/606 Esas 2005/403 Karar sayılı dava dosyaları ile geçersiz olmadığı kesinlik kazanan protokolün geçersiz sayılması gerekeceğine, bu nedenle davalı bankanın 2001 tarihli EURO döviz ihracat kredisi ile davacı şirketin aynı miktar eski borcunu kapatmaması, tasfiye etmemesi gerektiğine, eski kredi borcunun faizleri birlikte aynen devam etmesi gerektiğine, kullandırılan bu kredi ile de davacının ihracat yaparak ve yaptığı ihracattan dönecek dövizle eski borcunu ödemesine ve artan kısmı ile de yeni borcunu ödemesine izin verilmesi gerektiğine ilişkin görüşüne ve buna dayalı olarak davacı tarafça delil listesi ekinde verilen fotokopi sipariş belgeleri esas alınarak farazi yöntemle EURO luk ihracat gerçekleştirilebileceğini kaynak yetersizliğinden ihracatın gerçekleşmediğini, tüm giderler ve vergiler tenzil edildikte şirketin cirosunun %17 si tutarında kar sağlayabileceği esasına dayalı EURO kar mahrumiyeti zarar belirlenmesi ile ilgili Hiçbir yasal dayanağı olmayan bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek hükme esas alınmamıştır. Toplanan deliller ile 2001 tarihli protokol ile davalı banka tarafından davacı şirkete tahsis edilen EURO döviz ihracat kredilerinin tasfiyesinin amaçlandığı ve bu amaca uygun olarak da önceki kredi borçlarının faizleri ile birlikte mahsubu yapılarak ödendiği, davacının protokol ile kullandırılan kredinin kendilerine ödenmesi ve bu suretle ihracat bağlantılarının gerçekleşmesi sebebiyle kar mahrumiyetine uğradıklarına ve bu kapsamda kar mahrumiyet zarar iddiasına dayalı sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.…” İlk Derece Mahkemesinin kararının temyiz edilmesi sonucu Yargıtay Hukuk Dairesi, 2/10/2012 tarihli ve E.2010/10836, K.2012/14826 sayılı ilamı ile "… Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında düzenlenen protokol sonrasında davalı tarafından davacıya kullandırılan ihracat döviz kredisiyle ilgili olarak Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Hazine Kontrolörler Kurulu raporunda, anılan kredinin, davacının eski döviz kredilerinin tasfiyesine ilişkin kullandırıldığı, gerçekte bu yönde iradenin olduğu şeklindeki beyanların davalı bankanın yetkililerine ait olduğunun açıklanmış olmasına, esasen, bu durumun itiraz sonrasında alınan bilirkişi ek raporunda da düzeltilmiş bulunmasına, her ne kadar karar gerekçesinde açıklanan beyanların davacı yetkililerince yapıldığı yönündeki değerlendirme doğru değil ise de bu yanlışlığın sonuca etkili olmamasına, davacının, davalı bankadan önceden 20 ayrı kredi kullanmış bulunmasına, ekonomik nedenlerden dolayı bu kredileri geri ödemede güçlük çekmesine, dava konusu kredinin, 29/11/2001 tarihli protokol hükümleri, özellikle eski dönem borcunun belirlenerek bu miktarda kredi kullandırılması ve önceki bu borcun tasfiyesi amacıyla açıldığının açıklanması dikkate alındığında iddianın kanıtlanamadığının sabit olmasına göre, ..." gerekçesine dayanarak kararı onamıştır. Aynı Dairece yapılan karar düzeltme incelemesi de 13/6/2013 tarihli ve E.2013/4828, K.2013/12428 sayılı ilâm ile reddedilmiş, karar düzeltme talebinin 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmediği belirtilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilâm başvurucuya 6/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 6100 sayılı Kanun’un geçici maddesi şöyledir: “(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2)Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 1086 sayılı mülga Kanun’un, 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki maddesi şöyledir: “ Yargıtay kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karar düzeltilmesi istenebilir; 1- Temyiz dilekçesi vekanuni süresi içinde verilmiş olması şartiyle karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması, 2-Yargıtay kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması, 3- Yargıtay incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya sahteliğin ortaya çıkması. 4- Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırı bulunması, …” Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 2/1/2002 tarihli ve 2002/YB-1, 2002/ŞB-1 sayılı Sermaye Hareketleri Genelgesi’nin “BÖLÜM-III KREDİLER” başlıklı ve “ DÖVİZ VE PREFİNANSMAN KREDİLERİNİN ORTAK