T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/580 - 2026/812 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/580 KARAR NO : 2026/812 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2022/326 E. - 2023/222 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fik…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/580 - 2026/812 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/580 KARAR NO : 2026/812 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/12/2023 NUMARASI : 2022/326 E. - 2023/222 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/12/2023 Tarih ve 2022/326 Esas - 2023/222 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu “...” ibaresi ile müvekkili adına tescilli “...” ibaresi taşıyan markalar arasında benzerlik olduğunu, müvekkillerine ait “...” ve “...” kök ibareli bu markaların seri marka niteliğini taşıdığını, davalı yana ait markanın da müvekkillerinin “...” seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya “...” seri markalarının devamı olduğu izlenimi yarattığını, başvuru sahibinin müvekkillerine ait “...” seri markalarının kullanım ve tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, davalı şirketin ürettiği mal ve hizmetler için marka olarak seçebileceği binlerce kelime seçeneği varken “...” ibaresini tercih etmesinin, müvekkillerine ait seri markalarının yıllara dayanan ayırt edici karakterini zedelemekte, dolayısıyla müvekkillerinin marka üzerindeki haklarını ihlal etmekte olduğunu ileri sürerek 2022-M-7922 sayılı YİDK kararının iptaline, diğer davalı şirket adına 2020/139523 kod no ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden “...” ibareli markanın tescili halinde iptaline, hükümsüz sayılmasına, terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davacının iddialarının aksine müvekkilinin markası ile davaya mesnet gösterilen markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, uyuşmazlık konusu markalarda ortak olan “...” ibaresinin ayırt edici karakterinin zayıf olduğunu, müvekkili şirkete ait “...+sözcük” markalarının tanınmış bulunduğunu, yoğun kullanım sonucu yüksek ayırt edicilik vasfına haiz olduğunu, “...” markası görüldüğünde ilk algılanacak unsurun “...” ibaresi olmayıp, “...” ibaresi olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markaları arasında SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtili emtia yönünden gerçekleştiği, ancak ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi olan tüketici açısından, “...” unsurlu markalar karşısında “cebimde market” ibarelerinin ilgili sınıflar açısından farklı bir teşebbüse ait marka olduğunun anlaşılacağı, taraf markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığından markalar arasında iltibasın gündeme gelmeyeceği, davacı yanın dosyaya sunmuş olduğu deliller içerisinde, “...” ve “...” ortak unsurlu markalarının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, güncel piyasa araştırması, satış rakamları, yurt içi ve yurtdışı satış ağı vb. delillere rastlanmadığı, taraf markalarının benzer olarak kabul edilmediği, davacı marka sahibinin, davaya konu markanın tescilinden zarar görme veya itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunmadığı, davalı yanın tescil talebi ile davacı şirket markalarına yanaşacağı yönünde bir kanaat oluşmadığı bu nedenle de 6769 sayılı SMK’nun 6/4 ve 6/5 kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu iddiasının, müvekkilinin markasının kullanımla ayırt edici hale gelmiş olması ve seri marka niteliği taşıması nedeni ile haksız olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunduğunu, mahkeme kararının yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1- Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvuru konusu yaptığı "... + şekil" ibareli marka ile davacının dosya kapsamında itirazına mesnet gösterdiği "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dosya kapsamında bulunan delillere göre davacının “...” ve “...” ortak unsurlu markalarının tanınmışlığının kanıtlanamadığı gibi taraf markalarının benzer olmaması nedeni ile davacı marka sahibinin, davaya konu markanın tescilinden zarar görme veya itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ancak, mahkemece davacı tarafça yatırılmış olan peşin harç yatırıldığı anda yeterli olduğundan, yeniden değerleme oranı dikkate alınarak karar tarihinde geçerli olan harç miktarına tamamlanmasının davacının mülkiyet hakkını ihlal edeceğinden yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir. Zira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 E.- 2024/8189 K. sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1- Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/12/2023 gün ve 2022/326 Esas - 2023/222 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30-TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve istinafa gelen davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500.00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.