T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/995 KARAR NO : 2025/2089 KARAR TARİHİ : 16/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2022 NUMARASI : 2020/212 Esas 2022/241 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Taraf vekilleri tarafından y…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/995 KARAR NO : 2025/2089 KARAR TARİHİ : 16/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2022 NUMARASI : 2020/212 Esas 2022/241 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çamaşır kurutmalığı, radyatör kurutmalığı, ütü masası, merdiven ve bunun gibi ... ... üreten Türkiye ve Yurtdışında bulunan büyük hipermarketlere ve alışveriş merkezlerine bu ürünleri satan bir firma olduğunu, müvekkilinin davalıya da aynı bu şekilde aralarındaki ticari ilişki gereği bu ve benzeri ürünleri üretip sattığını ve ürünlerin tedarik ve teslimini gerçekleştirdiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılmış olan farklı tarihli sözleşmelerin, fiyat farkı ve mal teslimatları, sipariş iptallerine ilişkin çeşitli revizeler bulunduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasındaki bu anlaşmalara uygun olarak tüm mal üretim ve teslimlerini gerçekleştirdiğini, takip konusu alacakların ödenmesi için müvekkili tarafından davalı şirkete 23.11.2018 tarihinde İzmir 25.Noterliği’nin 28261 yevmiye no.lu ihtarnamenin keşide edildiğini ve bu alacaklar yönünden davalının temerrüde düşürüldüğü, ancak buna rağmen davalının ödemeleri yapmadığını, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında davalı şirketin borçlu olarak göründüğünü, davalı şirketin müvekkiline gerek işbu sözleşme gereği olan teslimatlardan kaynaklı gerekse bakiye görünen müvekkili ile ticari ilişkisinden kaynaklı çeşitli tarihli faturalara dayalı borcu bulunduğunu, davalı tarafın 23/11/2018 tarih ve 253.055,00-TL bedelli gecikme bedeli adı altında düzenlenen faturanın hukuka aykırı olduğunu, keza, taraflar arasındaki sözleşme gereği, teslimi ön görülen ürünlere ait logo, amblem, marka, şirket isminin bulunduğu resimli ürün posterleri ve ambalaj ürün kutuları bastırılmış olarak her an teslime hazır biçimde bekletilmekte iken, davacı şirketin isteği üzerine, müvekkilinin üretim ve tesliminin yapılmayacağı konusunda karşılıklı mutabakata varıldığını, bu nedenle sözleşmeden kaynaklı olarak, müvekkilinin üretim ve teslimat yükümlülüğünün ortadan kalktığını, gecikme bedelinin istenemeyeceğini, ayrıca, usulüne uygun takas ve mahsup iradesinde bulunulmadığını, sunulan ve Mahkemenin takdirindeki sebeplerle davalının Torbalı İcra Müdürlüğü’nün 2019/250 Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması yargılamayı gerektirmemesi ve itirazın kötü niyetli olması sebebi ile %20’den az olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacının 15.03.2018 tarihli iki adet sözleşme ile müvekkili şirketin çeşitli market zincirlerine tedarik edeceği ütü masası ve çamaşır kurutmalığının davacı tarafından üretilmesi ve sözleşme kapsamında müvekkili şirkete teslimi konusunda anlaştıkları, buna yönelik 15.03.2018 tarihli sözleşmelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen davacı şirket tarafından 215563 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 15-19 Ekim 2018, 01-08 Ekim 2018, 01-08 Kasım 2018, 1-8 Aralık 2018 tarihinde teslim edilmesi gereken ürünlerin tesliminin gerçekleştirilmesi aksi halde sözleşmede kararlaştırılan sipariş bedelinin %5 oranında cezai şart miktarının uygulanacağını, müvekkili şirketin bu sebeple uğrayacağı zararın tazmin edileceği hususunun ihtar edildiği akabinde bu cezai şart ile ilgili olarak davacıya sözleşme hükümleri gereği ceza faturası düzenlendiği, davacı tarafın gönderilen ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü, gönderilen ihtarnameye karşı davacı tarafın haksız ve hukuki dayanağı olmayan iddialarda bulunarak yükümlülükten kaçındığını, davacı tarafından 15.03.2018 tarihinde yapılan sözleşmelerden müvekkili şirket tarafından ...A.Ş.’ye tevdii edilecek ürünlere ilişkin teslimatın hiç yerine getirilmezken .... A.Ş.’ye tevdii edilecek ürünlerle ilgili ancak bedelde revizeye gidilirse teslimatın sağlanacağı söylenerek müvekkili şirketi revizeye zorladığı, davacı tarafından ürün teslim edilmediği için.... A.Ş.’ye ürünleri tevdii edemeyen müvekkili şirketin zarara uğradığını, davacı tarafından açık şekilde yükümlülüklerin yerine getirilmemesine ve müvekkilini zarara uğratmasına rağmen davacı şirketin müvekkili şirketin borcu bulunduğu iddiası ile İzmir 25. Noterliğinden 28261 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarnameye Konya 16.Noterliğinin 27280 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... A.Ş.’ye ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmediği ve buna ilişkin SRY2018000 001577 fatura numaralı 23.11.2018 tarihli 253.055-TL bedelli fatura düzenlenip gönderildiğini, müvekkili şirketin uğradığı zararlar ve cezai şartlara ilişkin hususlar dikkate alınmaksızın müvekkili şirketin borçlu olduğunun kabul edilmediğinin ifade edildiği, davacı şirketin sözleşmenin açık hükmüne rağmen sürekli bu ceza faturasına karşı fatura düzenlemek gibi sözleşmeye aykırı bir davranış içine girdiği, taraflar arasında imzalanan 15.03.2018 tarihli sözleşmelerin Diğer Hükümler başlıklı D maddesine göre “... firması belirtilen tarihlere kadar yetiştiremeyecek olur ise toplam sipariş bedelinin %5’i oranında firmaya cezai fatura olarak yansıtılacaktır” ibaresinin mevcut olduğunu, davacı tarafından 15.03.2018 tarihinde yapılan sözleşmelerden müvekkili şirket tarafından .... A.Ş.’ye tevdii edilecek ürünlerle ilgili ancak bedelde revizeye gidilirse teslimatın sağlanacağı söylenerek müvekkili şirketi revizeye zorlandığı, .... A.Ş.’ye karşı teslimatları gerçekleştiremeyen müvekkili şirketin bu nedenle zarara uğramışken bir de .... A.Ş.’ye karşı yükümlülüklerini yerine getirememe riski ile karşı karşıya kaldığını, müşterileri ile ticari ilişkisi zarara uğrayan müvekkilinin daha fazla zarara uğramamak adına sözleşmede kararlaştırılan bedeli kerhen ve davacı şirketin baskısı ile revize etmek zorunda kaldığı, tüm bunlara rağmen ödemelerini ise çek vererek gerçekleştirildiği, tüm bunların davalı müvekkili şirketin kayıtlarında eksiksiz şekilde görüleceğini, belirtilen hususlar, dosya kapsamı ve resen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda davanın öncelikle yetki nedeni ile reddine, davanın esastan reddi ile Torbalı İcra Müdürlüğü 2019/250 Esas sayılı icra takibinin iptaline, kötü niyetli davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, tüm dava masraf ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "..., Dava; ticari satım sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasındaki, ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın, davalıya satışını yaptığı ürünlerden dolayı, takip tarihi itibariyle alacaklı olup olmadığı ile iş bu alacağın tespitinde, davalı tarafça düzenlenen 253.055,00-TL bedelli ceza faturasının, davacı alacağından mahsup edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı, mahkememizce tarafların dosyaya sundukları belge ve kayıtların teminine müteakiben, gerek davacı, gerekse de davalı defter ve kayıtları üzerinde SMMM bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporları içeriğine göre, her iki tarafın defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı tarafından düzenlenen 253.055,00-TL lik ceza faturası, davacı alacağından mahsup edilmediği takdirde, davacının kendi defterlerine göre 63.283,20-TL, davalı defterlerine göre ise 70.721,16-TL alacaklı olduğunun görüldüğü, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen 15/03/2018 tarihli sözleşme kapsamında, davalı tarafça, dava dışı ....marketlerine teslim için sipariş edilen toplam 5.061.100,00-TL bedelli ütü masası ve kurutmalığın, dava dışı şirkete teslim edilmemesi nedeni ile, sözleşme hükümleri gereği, davalı şirketçe keşide edilen 253.055,00-TL gecikme faturası alacağının doğup doğmadığı ve bu alacağın takibe konu alacaktan mahsup edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı, davalı tarafın gerek cevap ve gerekse de duruşmadaki beyanlarında, taraflar arasındaki 15/03/2018 tarihli sözleşmede kararlaştırılan ürünlerin, dava dışı marketlere teslim edilmediğinin kabul edildiği, davacı tarafça, teslim edilmeme gerekçesinin, siparişlerden sonra, davalı ile varılan mutabakat gereği teslim edilmediği iddia ve beyan edilmiş ise de, iş bu siparişlerin iptal edildiğine veya bu hususta mutabakata varıldığına dair, iddianın ispatına yönelik davacı tarafça belge sunulamadığı, iddianın tanık ile ispatı caiz olan vakalardan olmadığı, yemin deliline de dayanılmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede sipariş bedelinin üzerinden %5 oranında gecikme bedeli cezasının, istenebileceği düzenlenmiş olup, davalı şirketin, keşide ettiği, ceza faturası alacağının, takip tarihinden önce doğduğu ve muaccel olduğu, iş bu nedenle, davalının ceza faturasından kaynaklı alacağının, davacı alacağından mahsubu gerektiği kanaatine varılmakla, davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme ile rapor düzenleyen SMMM bilirkişisinin raporunda tespit edilen değerler hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlu .... Şirketi'nin Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2019/250 Esas sayılı takip dosyasına konu 70.721,16-TL alacağa ilişkin itirazın iptali ile, iş bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Kabul edilen alacağın %20 si miktarındaki 14.142,43-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının takipte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalı yararına reddedilen miktar üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının süresinde olmayan delilerinin toplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece dosyanın 02/12/2020 tarihli duruşmasının 2 numaralı ara kararı ile "taraflara dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri Mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre", verildiğini, mahkemece verilmiş olan kesin sürenin son gününün 16/12/2020 tarihi olmasına rağmen davalı tarafın delil dilekçesini 17/12/2020 tarihinde Uyap sistemine yükleyerek dosyaya sunduğunu, yani davalı tarafın delil dilekçesini ve eklerini verilmiş olan kesin süre içinde dosyaya sunmadığını, sonrasında ise dosyanın 24/03/2021 tarihli duruşmasında süresinde sunulmayan dilekçe ve eklerinin yeniden sunulması konusunda muvafakatlerinin olmadığını yerel mahkemeye beyan etmiş olmalarına rağmen davalı tarafa bu hususta yeniden süre verildiğini, yeniden süre verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan taraflarınca ara karardan rücu talebinde bulunulduğunu ancak bu taleplerinin 16/06/2021 tarihli celse de ret edildiğini, bilirkişi raporlarındaki aleyhe tespit ve hesaplamalar yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkiline kesmiş olduğu 23.11.2018 tarihli, 253.055,00 TL tutarlı ve gecikme bedeli adı altında SRY2018000001577 numaralı faturaya karşı müvekkili tarafından İzmir 25 Noterliği 27/11/2018 tarih ve 28771 yevmiye nolu ihtarnamesi ile itiraz edildiğini ve ilgili red ve iade faturası kestiğini, nitekim 09/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, bu sebeple ilgili faturanın müvekkilinin alacağından mahsup edilerek düşülmesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davalının açık caride görünen USD üzerinden alcalarına sürekli olarak kur farkı işletmesinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın sözde cezai şart / gecikme bedeli alacağının yargılamaya muhtaç bir alacak olduğunu, nitekim davalının bu konuda İzmir Arabuluculuk Bürosu'na 2020/130653 nolu arabuluculuk başvurusu yaptığını ve bu arabuluculuk görüşmesinin anlaşmama ile sonuçlandığını, davalının cevap dilekçesinde takas mahsup defi'nde bulunmadığını, bu sebeple de davalının sözde cezai şart alacağının müvekkilinin alacağından düşülmesinin kabul edilemeyeceğini, davalının itiraz ve iade ettikleri sözde cezai şart / gecikme bedeli faturalarının ise ...A.Ş'ye tedarik edilecek malların üretimi hakkındaki 1503-18-1 numaralı sözleşmeye dayanarak düzenlediğini, bu sözleşmenin teslimatının davalı şirketin isteği üzerine müvekkili tarafından üretim ve teslimin yapılmadığını ve bu konuda tarafların karşılıklı mutabakata vardıklarını dolayısıyla bu sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkilinin üretim ve teslimat yükümlülüğünün ortadan kalktığını, bu hususta tanık dinletme taleplerinin olmasına rağmen yerel mahkemece bu taleplerinin haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kabul edilmediğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının aleyhlerine olan "Kısmen Red" kararı yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karar tarihi itibari ile müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, dosya içerisinde bulunan davacı ticari defterlerini inceleyen 09.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının müvekkili şirketten cari hesaptan kaynaklı olarak 63.283,20 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, yerel mahkemece müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelemesinin yapıldığı 30.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun 31.12.2018 tarihli cari hesabının esas alındığını ve ceza faturası bedeli düşüldükten sonra 70.721,16 TL üzerinden hüküm kurulduğunu, bu hali ile fatura içeriklerinde belirtilen malların teslim edildiği hususlarının ispatının davacıda olmakla birlikte dosya içerisinde somut delil bulunmaksızın kısmi kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre ürünlerin ne zaman ve ne miktarda teslim edildiği hususunda davacı tarafından herhangi bir somut delil sunulmamış olmasına ve müvekkili şirket ticari defterlerine göre müvekkili şirketin alacaklı olmasına rağmen somut delil olmaksızın müvekkilini borçlandıran bir hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını, davanın kısmen kabul edilen miktarı üzerinden davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olmasına karşılık kısmen reddedilen miktarı üzerinden müvekkili şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının hukuken kabul edilebilir bulunmadığını, İİK.nun 67/2.maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davalı(borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, davacının kötüniyetli olmadığı düşünüldüğünde müvekkili şirketin de işbu davaya konu icra dosyasının açılmasına sebebiyet vermediği, kaldı ki davacının talebine bakıldığında yargılama sırasında bir miktara ulaşıldığından alacağın likit olmadığı da göz önünde bulundurularak müvekkili şirket aleyhine de icra-inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmaması gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Davacı tarafça, davalıya anlaşmalara uygun olarak tüm mal üretim ve teslimlerini gerçekleştirdiği, takip konusu alacakların ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde, borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraf kayıt ve defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporları doğrultusunda ispat edilen bölüm yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin, kabul edilen alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin ve davacının takipte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/03/2022 tarih, 2020/212 Esas ve 2022/241 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 534,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 4.830,96 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.210,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 3.620,96 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/12/2025