Başvuru, istifa eden tabip öğretim üyesinin göreve dönme isteğinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davada hukuk kurallarının hatalı yorumlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının, göreve başlatılmama sonucu parasal haklardan yoksun kalınması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; istifa eden tabip öğretim üyesinin göreve dönme isteğinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davada hukuk kurallarının hatalı yorumlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının, göreve başlatılmama sonucu parasal haklardan yoksun kalınması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1970 doğumlu olup İzmir'de ikamet etmektedir. Başvurucu, Manisa Celal Bayar Üniversitesi (Üniversite) Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalında profesör kadrosunda görev yapmaktayken 29/4/2017 tarihinde istifa etmiştir. Başvurucu 24/4/2018 tarihli dilekçeyle, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun maddesinin (b) fıkrasına istinaden görevine dönme istemiyle Üniversiteye başvurmuştur. Başvurucunun talebi, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Bakanlığı bünyesindeki Akademik Kurul tarafından 25/5/2018 tarihinde oybirliğiyle uygun bulunmuştur. Akademik Kurulun görüşü Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Başkanlığı tarafından 28/5/2018 tarihli yazıyla herhangi bir görüş eklenmeksizin Tıp Fakültesi Dekanlığına (Dekanlık) iletilmiştir. Dekanlık tarafından Personel Daire Başkanlığına hitaben yazılan 29/5/2018 tarihli yazıda başvurucunun göreve dönme isteğinin Dekanlıkça da uygun bulunduğu belirtilmiştir. Üniversite Yönetim Kurulu 13/9/2018 tarihli kararıyla, Dekanlık ile Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Başkanlığının görüşlerinin net bir biçimde alınmasından sonra meselenin değerlendirilmesine karar vermiştir. Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Başkanlığının 20/9/2018 tarihli yazısında, başvurucunun görevine dönmesinin uygun olmayacağı belirtilmiştir. Yazıda özetle şunlar ifade edilmiştir:i. Ana bilim dalının profesör düzeyinde değil uzman düzeyinde öğretim üyesine ihtiyacı bulunmaktadır.ii. Başvurucu, perinatoloji yan dal uzmanı olup aynı ana bilim dalında fiilen çalışan iki perinatoloji uzmanı mevcuttur. iii. Başvurucunun istifasından sonra ana bilim dalındaki operasyon sayısında düşüş meydana gelmemiştir. Bu nedenle başvurucunun eksikliğine bağlı olarak hizmette herhangi bir aksama yaşanmamıştır. iv. Başvurucunun yokluğu sebebiyle eğitim faaliyetlerinde de herhangi bir aksama olmamıştır. v. Başvurucunun hâlen muayenehanesi bulunmaktadır. Bu durum başvurucu yönünden kazanılmış hak oluştursa da başvurucunun bilimsel üretkenliğini olumsuz etkileyeceği açıktır. Cerrahi Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının görüşünü Personel Daire Başkanlığına 21/9/2018 tarihli yazıyla ileten Dekanlık bu sefer başvurucunun atanmasının uygun bulunmadığı görüşünü bildirmiştir. Üniversite Yönetim Kurulu 4/10/2018 tarihinde Cerrahi Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının ve Dekanlığın görüşlerine dayanarak başvurucunun talebinin reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan işlemin iptali ile talebinin reddi dolayısıyla yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi istemiyle 23/11/2018 tarihinde Manisa İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmış, ayrıca yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde, 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasına yer verilerek talebin ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulmadan reddedildiği ileri sürülmüştür. Üniversitenin savunma yazısında; Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Yürütme Kurulunun 15/4/2009 tarihli kararının maddesinin (a) bendinde, iade isteğinin ilgili ana bilim veya bilim dalında ihtiyaç bulunması şartıyla kabul edileceğinin belirtildiği açıklanmıştır. Savunma yazısında, 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasında idareye takdir yetkisi tanındığı iddia edilmiş, idarenin takdir yetkisini yerinde kullandığı değerlendirilmiştir. İdare Mahkemesi 16/1/2019 tarihinde yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne oyçokluğuyla karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasında ilgili ana bilim veya bilim dalında öğretim üyesine ihtiyaç bulunup bulunmaması yönünden bir koşul getirilmediği, mahkeme veya disiplin kararlarıyla kamu hizmetinden çıkarılanlar hariç olmak üzere herhangi bir nedenle kendi isteği ile görevinden ayrılan öğretim üyelerinin göreve iade başvurularının kabulü hususunda idareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı belirtilmiştir. Kararda; YÖK Yürütme Kurulunun 15/4/2009 tarihli kararının maddesinin 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasının kapsamını aşması nedeniyle olayda uygulanma imkânının bulunmadığı, bu durumda başvurucunun göreve iadesi gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemin hukuka açıkça aykırı olduğu ifade edilmiştir. İdare Mahkemesi 30/4/2019 tarihinde ise işin esası hakkında karar vermiş ve davayı oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasında yer alan "kadro koşulu aranmaksızın" ibaresinin üniversite yönetimlerinin ilgilileri eski görevlerine döndürme konusunda bağlı yetki içinde bulunduğu şeklinde yorumlanamayacağı, bu fıkranın ilgililerin atanmak istedikleri alanda hizmetlerine ihtiyaç bulunması hâlinde kadro koşulu aranmayacağı biçiminde anlaşılması gerektiği açıklanmıştır. Kararda; sözü edilen fıkrada -diğer fıkraların aksine- "dönebilirler" biçimindeki ifadenin kullanılmış olmasının idareye takdir yetkisi tanıdığının göstergesi olduğu, dolayısıyla geri dönme isteğinde bulunan öğretim üyesinin ancak hizmetine ihtiyaç bulunması durumunda bu talebinin kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Cerrahi Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığının görüşüne atıfta bulunulan kararda, idarenin takdir yetkisini kötüye kullanmadığı ve başvurucunun talebinin reddinin objektif gerekçelere dayanması nedeniyle hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu, 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasının idareye takdir yetkisi tanımadığını, fıkradaki "dönebilirler" ibaresiyle idareye takdir yetkisi değil ilgililere seçimlik hak tanındığını savunmuş; İdare Mahkemesinin kanun hükümlerini hatalı yorumladığını ileri sürmüştür. İstinaf dilekçesinde, ameliyat sayısının sürekli arttığını, personel yetersizliğinden dolayı profesörlerin dahi nöbet tutmaya başladığını vurgulamıştır. Başvurucu, akademik geçmişiyle ilgili bilgilere yer vermiş; asistan ve öğrencilere akademik yönden katkı sağlayacak yeterlilikte olduğunu ileri sürmüştür. İstinaf dilekçesinde başvurucu ayrıca Cerrahi Bilimler Bölümü Başkanlığının Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalında ihtiyaç bulunup bulunmadığını bilmesinin mümkün olmadığına işaret etmiş, söz konusu ana bilim dalında görev yapan akademik personelin ana bilim dalında ihtiyaç bulunduğu yolunda görüş bildirdiğine dikkat çekmiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 17/10/2019 tarihinde istinaf istemini esastan ve kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 12/11/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasının ilk hâli şöyledir: "Yükseköğretim kurumlarından, mahkeme veya disiplin kararları ile çıkarılanlar hariç olmak üzere, herhangi bir nedenle kendi isteği ile ayrılan öğretim elemanları başvuruları üzerine bu kanun hükümleri çerçevesinde Yükseköğretim Kurulunun kararı ile tekrar ayrıldıkları yükseköğretim kurumlarına dönebilirler." 2547 sayılı Kanun'un maddesinin (b) fıkrasının 1/11/1990 tarihli ve 3676 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik hâli şöyledir: "Yükseköğretim kurumlarından, mahkeme veya disiplin kararları ile çıkarılanlar hariç olmak üzere herhangi bir nedenle kendi isteği ile ayrılan öğretim üyeleri başvuruları üzerine bu Kanun hükümleri çerçevesinde kadro koşulu aranmaksızın tekrar ayrıldıkları yükseköğretim kurumlarına dönebilirler." 3676 sayılı Kanun ilkin 17/1/1990 tarihinde 3599 sayılı Kanun olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) kabul edilmiştir. Ancak Cumhurbaşkanı 3599 sayılı Kanun'u bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade etmiştir. Sözü edilen kanun tasarısı 1/11/1990 tarihinde TBMM Genel Kurulunda 3676 sayılı Kanun olarak aynen kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanı'nın 3599 sayılı Kanun'un iade gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Yukarıda da açıklandığı üzere, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 inci maddenin (a) ve (b) fıkralarında yapılan değişiklikle (kadro koşulu aranmaksızın) öğretim üyelerine yükseköğretim kurumlarına dönme hakkı tanınmıştır.Buna karşılık :a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun (Kadroların tespiti) başlığını taşıyan 33 üncü maddesinde aşağıdaki hüküm yer almaktadır.Kadroların Tespiti'MADDE —Kadrosuz memur çalıştırılamaz....'Görüldüğü üzere maddede, kadrosuz memur çalıştırılamayacağı, hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde kesin olarak düzenlenmiştir. ... c) 60 inci maddenin (a) ve (b) fıkralarında 3599 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu (kadro koşulu) kaldırılarak genel ilkeye istisna getirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarında eşitlik ilkesinden ayrılabilmek için ortada haklı bir neden ve kamu yararının bulunması gerekmektedir. Kanun teklifinin gerekçe bölümünde bu değişikliğin haklı nedenleri ve düzenlemenin kamu yararına uygun olduğu hususunda herhangi bir görüş ileri sürülmemiştir. d) Bugün için Ankara, İstanbul ve İzmir'de bulunan üniversitelerimizde esasen fazla öğretim elemanı mevcuttur. Kadro şartı aranmadan kendi istekleri ile görevden ayrılanların yeniden yükseköğretim kurumlarına dönmeleri bu üniversitelerde daha büyük birikimlere yol açacaktır. Şayet Yüce Meclis kadrosuz dönüşü kabul edecekse, bu hakkın sadece kalkınmada öncelikli yörelerde bulunan üniversiteler için düzenlenmesi, burada bulunan üniversitelerin ihtiyacı bakımından, kamu yararına uygun olacağı düşünülmektedir. ... " TBMM Genel Kurulunda 1/11/1990 tarihinde kabul edilen 3676 sayılı Kanun'a ilişkin Millî Eğitim Komisyonu raporunun ilgili kısmı şöyledir: "... Cumhurbaşkanlığının 1 Şubat 1990 tarihli iade yazılı 3599 sayılı Kanunla beraber müzakere edilmiş ve aşağıdaki sonuçlara varılmıştır. Cumhurbaşkanlığı 2547 sayılı Kanunun 60 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarında kadro şartı aranmaması hususunu 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 33 üncü maddesindeki kadrosuz memur çalıştırılamaz hükmüne karşı olarak görmektedir. Her ne kadar 33 üncü madde de kadro şartı aranmayacak hizmetler belirlenmiş ise de üniversiteleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kayıtları ile bağlı saymak doğru olamaz. Üniversite öğretim üyeleri belirli aşamalarla yetişmekte ve bunların sayıları memleket ihtiyacının çok altında bulunmaktadır. Türkiye'nin yükseköğretimde okullaşma oranı komşularımızın oranının 1/3'üne dahi ulaşamamaktadır. Bu nedenle fazla öğretim üyesi dahi, esas ihtiyacın çok altında bir durumu yansıtmaktan öteye bir anlam taşımayacaktır. Kaldı ki, halen yürürlükte olan 2547 sayılı YÖK Kanununun 60 inci maddesinin (c) fıkrası üniversitelerde boş kadro koşulu aranmaksızın atamaya imkân sağlamış bulunmaktadır. 3599 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde 2547 sayılı Kanunun 60 inci maddesinin (a) ve (b) fıkralarına getirilmiş olan değişiklik aynı maddenin (c) fıkrasında yürürlükte olan bir hükmün (a) ve (b) fıkralarına aktarılmasından ibarettir. 3599 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 2547 sayılı Kanunun 60 inci maddesinin (a) fıkrasına getirilen hüküm Bakanlar Kurulunda ve Yasama Organı üyeliğinde görevi sona erenlerin yükseköğretim kurumlarına dönmelerini sağlayan bir hükümdür. Bu hüküm idarenin takdirine yer bırakmamaktadır. Aynı madde ile 60 inci maddenin (b) fıkrasına getirilen hüküm ise idareye ihtiyacı ve dönecek elemanın daha önceki çalışmalarını değerlendirmek suretiyle bir takdir hakkı bırakan hükümdür. ..."