10. Hukuk Dairesi 2023/4099 E. , 2024/8884 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/514 E., 2021/1350 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2013/37 E., 2020/79 K. Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tara…
**10. Hukuk Dairesi 2023/4099 E. , 2024/8884 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/514 E., 2021/1350 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2013/37 E., 2020/79 K. Taraflar arasında iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine ilk incelemede noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahaline geri çevrilmiş, geri çevirme sonrası dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin fabrikasında 23.05.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu sağ elinin parçalandığını ve uzuv kaybına uğradığını, özürlü sağlık kurulu raporuna göre meslekte kazanma güç kaybı oranının %60 olduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde işverenin %100 kusurlu olduğunu belirterek, iş gücü kaybı, tedavi ve ilaç giderleri için 20.000,00 TL maddi tazminat ile davacının çektiği ve yaşamı boyunca çekeceği elem ve ızdıraba dayalı olarak 110.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, 130.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.01.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 224.585,89 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili, davacının 17.05.2011 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi ile mevsimlik olarak çalışmak üzere işe başlatıldığını, bezelye bitkisinde mahsulün gövde ve saplarından ayrılmasını sağlayan ve "Patoz" olarak tanımlanan makinanın yürütme bandına "dirgen"denilen çatal ile mal yüklemesi yaptığını, çalışmasının henüz altıncı iş gününde (23.05.2011 tarihinde) patoza mal yüklerken makinanın zorlandığını görmesi üzerine işini bıraktığını, patozun üzerine çıktığını ve ellerini mal girişi bölümünde bulunan tambura kaptırdığını, bağrışı üzerine hemen makinanın stop edildiğini ve davacının patoz üzerinden indirildiğini, önce Tire Devlet Hastanesine ve oradan da temin edilen ambulans helikopter ile doğrudan Özel El Mikrocerrahisi Hastanesine sevk edildiğini, iş kazasında davacının %100 kusurlu olduğunu, davalı işverene yüklenecek herhangi bir kusur olmadığını, yapılan ameliyatının ve takip eden fizik tedavisinin tüm giderlerinin üstlenildiğini, davacı ve ailesinin tüm ihtiyaçlarının karşılandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmiş olduğu mevcut verilerin hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılarak, işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almamak, uygun gözetim ve denetim mekanizması kurmamaktan dolayı usule uygun bulunan kusur raporuna göre davalı şirket %75, davacı işçi %25 oranında kusurlu bulunduğu, davacının uğradığı maddi zararın hesaplanması için iş göremezlik süresinin ve maluliyet oranının tespiti için yaptırılan araştırmalar sonunda 23.05.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacının %23 oranında sürekli iş göremezlik derecesi olduğu alınan Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporu ile sabit görüldüğü, hesap yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdii sonucu, hükme esas alınan 08.12.2019 tarihli raporda işçinin kazadaki kusurunun (%25) ve rücu edilebilir peşin sermaye değerinin (rücuya tabi bölümü) düşülmesi sonucu hesaplanan 224.585,89 TL maddi tazminat miktarı, davalı şirketin kusurlu eylemleri ile işçinin uğradığı zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması nedeniyle kabul edildiği, işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı ve kaza sonrası mağdurun elinin son durumu görülmüş olup davacının elinin estetik ve fonksiyon kaybının bulunduğu elin kullanılabilmesinin büyük ölçüde mümkün olmadığı da gözetilerek tatmin duygusu da nazara alınarak davacı yararına 60.000,00 TL manevi tazminatın uygun olacağı kanaatine varılarak karar verildiği anlaşılmıştır. V. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yaralanması ile sonuçlanan iş kazası hakkında kusur durumunun tespitine yönelik olarak hazırlanan ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun olaydan sonra çıkan mevzuat hükümleri esas alınmak suretiyle düzenlenmiş olmakla hatalı olduğunu, hesaplama bilirkişisi tarafından düzenlenen 08.12.2019 tarihli raporda kazalı işçinin hesaplamaya esas ücret tespitinin hatalı olduğunu, SGK tarafından ödemesi gerçekleşen geçici işgöremezlik ödeneği ile peşin sermaye değerli tedavi giderleri rücuya tabi kısımlarının mahsup edilmemesinin eksiklik olduğunu, takdir olunan manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu beyanla istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak suretiyle talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi istenmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davaya konu iş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Belgelendirme" başlıklı 17 nci maddesinde açıklanan, eğitime katılacak kişinin görev unvanı, eğitimin konusu, süresi, eğitim verenin görev unvanı gibi unsurları içermemesi nedeniyle, "iş başı eğitimi" başlıklı belgenin geçerli bir belge olmadığı kanaatiyle iş kazasına neden olan patoz makinesine ilişkin özel bir eğitim verilmediği sonucuna ulaşılarak, hükme dayanak alınan ve davaya konu iş kazasında davalı işverenin %75, davacı işçinin %25 oranlarında kusurlu olduğunu belirleyen kusur raporunun içeriğinden farklı olarak davalı vekilinin beyan ve istinaf başvuru dilekçelerinde, işverenin/işçinin kusur oranlarının daha yüksek/daha düşük olmasını gerektirir bilimsel, teknik ve somut olaya uygun değerlendirmeler aksine somut iddiaların belirtilmediği ve değinilen yasal mevzuatla birlikte tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde işveren ve kazalı işçi yönünden isabetli bulunan kusur aidiyet ve oranlarına yönelik istinaf başvuru sebep ve gerekçelerinin yerinde ve kabul edilebilir olmadığı sonucuna varılmıştır. Hazırlanan 08.12.2019 tarihli ilk hesap raporunda dosya içerisinde yer alan 01.07.2014 tarihli müfettiş inceleme raporu kapsamında işçinin 7 günlük brüt kazancının 366,48 TL olduğu belirlemesine istinaden hesap yapılmış ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan davacı işçinin imzasını içeren ve imza inkarına uğramayan 2011 yılı Mayıs ayı bordrosu gereğince 366,48 TL'nin prime esas kazanç miktarı olduğu, bunun içinde 112,35 TL fazla mesai, 40,13 TL çalışılması halinde ödenmesi gereken hafta tatili, 53,50 TL çalışılması halinde ödenmesi gereken resmi tatil ücreti tahakkuk ettirildiği, aylık brüt ücretinin 802,50 TL olup asgari ücrete tekabül ettiği görülmüştür. Bu itibarla davacının brüt ücreti yerine fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil çalışmalarını da kapsayan prime esas kazanç tutarının esas alınarak maddi tazminat hesabı yapılması hatalı bulunmuştur. Davalı tarafın bu husustaki istinaf sebepleri yerindedir. Bu kapsamda yeniden imzalı bordrodaki gerçek ücret miktarı esas alınarak hesap raporu hazırlatılmıştır. Hazırlanan 25.07.2021 tarihli hesap raporu denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmuş, davacının sürekli iş göremezlik dönemine ilişkin maddi tazminat miktarı 109.676,44 TL olarak tespit edilmiştir. Bu kapsamda davacı tarafından itiraz edilmeyerek kesinleşen ilk rapordaki veriler esas alınarak ve 10. HD'nin 2020/9717 E - 2021/2003 K sayılı ilamında belirtildiği gibi daha sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikler rapora yansıtılmayarak davacının maddi tazminat alacağına yönelik olarak yapılan hesaplamada hata bulunmadığı anlaşıldığından davacının kesinleşen hususlara yönelik ve bir kısmı ekonomik değer ifade etmeyen itirazları yerinde görülmemiştir. Bunun dışında davacının ilk derece yargılaması aşamasında elden ücret ödendiğine yahut bordrodaki ücretin gerçek ücreti yansıtmadığına ilişkin bir iddiası da olmadığından bu aşamada imzalı bordrodaki ücretin gerçeği yansıtmadığına yönelik itirazlarına da değer verilmemiştir. Tüm bu nedenlerle tespit edilen 109.676,44 TL maddi tazminat alacağının hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. Meslekte kazanma güç kaybı oranı (%23) ve davacının kusur durumu (%25), kaza tarihi, dava dilekçesinde davalının tam kusurlu olduğunun iddia edilmesi dikkate alındığında, davacı için mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı yüksek olup hakkaniyete ve olayın özelliğine uygun görülmemiştir. Bu açıdan İlk Derece Mahkemesinin kararı hatalı olup, davalının istinaf başvurusunun bu nedenle yerinde olduğu, 40.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılarak; "Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Tire 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli, 2013/37 Esas - 2020/79 Karar sayılı kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak; 1-Davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulü ile, 109.676,44 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Maddi tazminat hesabında bilinen hale gelen 2020 ve 2021 asgari ücret verilerinin esas alınması gerektiğini, hesaba esas alınan asgari geçim indirimi alacağının eksik hesaplandığını, imzalı bordroya itibar edilmeyeceğini, müvekkilinin aldığı ücret ile asgari ücret arasında fark olduğunu, maddi tazminatın hesabında bakiye ömür tespitinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlığın iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkin olduğu, anlaşılmaktadır. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanunun maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle; Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan hesap raporundaki tespitler ile davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakka dair tespitlerin dosya kapsamı ve Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre davacı vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin maddi tazminata yönelen tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle iş bu hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 2. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının davacıdan tahsiline, 3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.