12. Hukuk Dairesi 2014/29710 E. , 2015/4930 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu aleyhinde başlatılan menkul rehninin pa…
**12. Hukuk Dairesi 2014/29710 E. , 2015/4930 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu aleyhinde başlatılan menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takipte alacaklının menkullerin paraya çevrilmesi sonucu ihale konusu malları alacağına mahsuben aldığı, ihalenin kesinleşmesinin ardından menkullerin tesliminin istenmesi üzerine icra müdürlüğünce 11.11.2013 tarihli kararda, alacaklının yabancı uyruklu olması nedeni ile takip miktarı üzerinden %20 oranında teminat yatırılması ve işlemlere buna göre devam edileceğinin, ayrıca ihale bedelinin dosyaya yatırılması için alacaklıya 10 gün süre verildiğinin bildirildiği, söz konusu işlemi şikayet üzerine mahkemece istemin reddine karar verildiği görülmektedir. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür (cauta judicatum solvi). Alacaklının takipte haksız çıkması halinde borçlunun uğrayacağı muhtemel zararların istenebilmesinin zor veya imkansız olacağı zannedilen bazı özel durumlarda kanun koyucu tarafından teminat gösterilmesi gerekli görülmüştür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Yasada öngörülen mahkeme teriminin icra takipleri için icra dairesi olarak anlaşılması gereklidir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. İcra takibini yapan alacaklı şirket Selangor-Malezya uyrukludur. 28.6.1932 tarih ve 2045 Sayılı Kanun ile onaylanarak yürürlüğe girmiş olan 28.11.1931 tarihli “Türkiye Cumhuriyeti ile İngiltere Hükümeti arasında mün’akit Müzahereti Adliye Mukavelenamesi” nin 12 ve 13.maddelerine göre; gerek gider ve gerekse harç tediyesi hakkında, taraf devletler vatandaşları (şirketleri) teminat göstermekten istisna edildikleri gibi, akit devlet tebaasına müsavi bir muameleden faydalanacakları kabul edilmiştir. Bu sözleşmenin eki bulunan imza protokolüne merbut liste gerek Türkiye gerekse...(müttehit Malaya Devletlerinden) tarafından imzalanmıştır. Her ne kadar mahkemece Malezya'nın bağımsızlığını ilan ettiği ve bu nedenle anlaşma kapsamında olmadığı kabul edilmiş ise de, mahkemenin bu tesbitinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece anılan sözleşmenin... Bakanlığına gönderilerek, sözleşmedeki muafiyetin Malezya'nın bağımsızlığını kazanmasıyla geçersiz hale gelip gelmediğinin sorularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan, İİK'nun 140. maddesi gereğince; “satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.” İhale konusu taşınmaz veya taşınır üzerine haciz koyduran ya da ipotek/rehin hakkı bulunan alacaklı, sözkonusu taşınmaz veya taşınırı ihale ile satın alıp, kendisinden önce başka alacaklı bulunmaması halinde alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabilir, satış bedelini alacağına mahsup edebilir. İhale konusu taşınmaz veya taşınır üzerinde alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden ya da rehinden başka haciz bulunması halinde de, yukarıda belirtilen İİK'nun 140.maddesi gereğince sıra cetveli yapılması gerekecektir. Alacaklıların ne miktar hak sahibi olacakları, yapılacak sıra cetvelinin kesinleşmesi ile belirlenecektir. Bu nedenle sıra cetveli yapılıp, ihale alıcısı (alacaklı) aleyhine fark doğduğunun tespit edilmesi, diğer bir ifade ile alacaklının ihale bedelini yatırmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerekir. Henüz sıra cetveli yapılmadan ve haciz koyduran üçüncü kişilerin alacaklarının miktarlarının ne olduğu dahi belirlenmeden, alacaklıdan ihale bedelini yatırmasının istenmesi doğru değildir. Somut olayda, alacaklının ihale konusu menkulleri 05.11.2013 tarihli ihalede alacağına mahsuben aldığı, icra müdürünce dosyada 3.kişiler tarafından taşınırlar üzerinde takip konusu rehinden önce konulmuş haciz ve rehinler olması nedeniyle alacağa mahsuben ihaleyi alan şikayetçinin ihale bedelinin icra dosyasına yatırılmasına karar verildiği ve bu kararın şikayet konusu yapıldığı görülmektedir. Mahkemece, yukarıda belirtilen ilke ve kurallar uyarınca birden fazla alacaklı bulunması nedeniyle İİK'nun 140. maddesi gereğince icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılarak alacaklı aleyhine fark doğduğu tespit edilir ise, alacaklıya ihale bedelini yatırmak üzere süre verilmesi yönünde işlem yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi de doğru bulunmamıştır. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.