5. Hukuk Dairesi 2010/2948 E. , 2010/9599 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, d…
**5. Hukuk Dairesi 2010/2948 E. , 2010/9599 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması suretiyle bedel belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin civar taşınmazlar ile ilgili açılan davalardaki bedel esas alınarak taşınmaz değerinin tespit edilmesi doğru olmadığı gibi,yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor da hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Bilirkişi kurulu raporunda emsal kabul edilen taşınmaz, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden başka bir mahallede, dava konusu taşınmaza uzak ve konum itibariyle farklı bir bölgede bulunmaktadır. Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesi gereğince dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde bulunması ve özel amacı olmayan, yakın tarihli satışların emsal alınması gerekir. Bu nedenle, bilirkişi kurulunca emsal kabul edilen satışın, emsal olarak alınması doğru olmadığı gibi, raporda emsal olarak alınan taşınmazlardan bir kısmının ihale yoluyla yapılan satışlar olduğu belirtilerek, mahkemece raporun geçersiz kabul edilmesi de usul ve yasaya uygun olmayıp, aksine, ihale usulü ile yapılan satışlar resmi makamlarca yapılmış olduğundan satış bedellerinin aksi iddia edilip kanıtlanmadığı sürece gerçeği yansıttığının kabulü gerekir. Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü ve özel amacı olmayan satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.